İSTİNAF İSTEMİNİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 09/07/2018 tarihli ve 2018/23692 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve personel haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 30/05/2019 tarihli ve E:2018/3669, K:2019/1340 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, öğretmen olarak görev yapmaktayken kamu görevine son verildiği, OHAL KHK'sı ile kamu görevine son verilemeyeceği, OHAL yönetiminin sona ermesi nedeniyle OHAL KHK'larının geçerliliğinin kalmadığı, OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasının geçici, ölçülü ve orantılı bir tedbir mahiyetinde olmadığı, kamu görevine son verilmesine dayanak KHK'nın Anayasa'da öngörülen şekil şartlarına uygun olmadığı, KHK ile kamu görevine son verilmesinin fonksiyon gaspı olduğu, dilekçesinde belirttiği Anayasa ve AİHS hükümleri ile disiplin hukuku ve ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği, FETÖ/PDY’yi ilk kez terör örgütü olarak kabul eden MGK kararı veya yargı kararı öncesi için kendisine herhangi bir suçlama yöneltilemeyeceği, Yasa mahiyetinde olmayan ve gizli nitelikte bulunan MGK kararlarının yargı kararlarına dayanak oluşturamayacağı, uyuşmazlığa bakan Mahkemenin kurulma ve yetkilendirme sürecinin tabii hakim ilkesine uygun olmadığı, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair herhangi bir somut delil ortaya konulmadığı, ... kullanıcısı olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı, ...'un hukuka uygun bir delil olmadığı, hukuka aykırı delillerin dikkate alınamayacağı, ...'un FETÖ/PDY terör örgütünün münhasır iletişim ağı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, terör örgütleriyle ve darbe girişimiyle ilişkilendirilebilecek herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı gibi bu yönde bir delilin ortaya konulamadığı, yasal olarak faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişileri hakkında sonradan OHAL kapsamında işlem yapılmasının geçmişte bu tüzel kişilerle yasal çerçevede ilişkisi olan kişilerin terör örgütüyle bağlantılı oldukları şeklinde yorumlanamayacağı ve aleyhe delil oluşturmayacağı, masumiyet karinesinin ve bir suç için bir ceza verilir ilkesinin (Non bis in idem) ihlal edildiği, ceza yargılamasında verilen kesinleşmemiş yargı kararlarının aleyhe değerlendirilemeyeceği, kamu görevinden çıkarıldığı tarihte mevcut olmayan delil ve tespitlerin Komisyon kararına ve yargılamaya esas alınamayacağı gibi aleyhine sonuç doğurmayacağı, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İdare Mahkemesi kararında belirtilen Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/49 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında verilen karara yönelik davacının istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla birlikte, UYAP üzerinden yapılan incelemede; davacının temyiz isteminin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin E:2018/2086 sayılı dosyasında görüşüldüğü ve anılan kararın usul yönünden bozulduğu, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2020/104 sayılı esasına kaydedilen dosyada yine davacının mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış olup söz konusu ceza yargılaması sürecinde İdare Mahkemesi kararında belirtilen delillerin hilafına bir tespit bulunmadığı, dolayısıyla Mahkeme kararında belirtilen Ağır Ceza Mahkemesi kararının bozulmasının davacının hukuki durumunda bir değişiklik yaratmadığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkındaki ceza yargılamasında; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne mensup olduğuna, örgütsel faaliyetlere katıldığına, örgütün "mahrem yapılanması" içinde yer aldığına ve "Öğretmen" statüsünde bulunduğuna, "Halim" kod adını kullandığına dair tanık beyanları bulunduğu, davalı idarenin savunması ekinde dosyaya sunduğu özet bilgi tablosunda; davacı hakkında (FETÖ/PDY terör örgütüne iltisak konusunda) istihbari bilgi bulunduğunun belirtildiği hususları, dava konusu işlemde belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,
1-Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu karar, usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin reddine,
2- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için Mahkemesince karar kesinleştikten sonra ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 19.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)