İSTEMİN KONUSU: Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce verilen 07/05/2019 gün ve E:2018/2220, K:2019/868 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 17/07/2018 tarih ve 2018/25124 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kalınan tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY'nin örgüt içi haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank ....'ya para yatırdığı, örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan .... Derneğine sms ile para gönderdiği, bu nedenlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığını iddia ettiği tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, hakkında soruşturma açılmadığı, savunma hakkı verilmediği, hiçbir terör örgütü ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı, kabul anlamına gelmemek üzere telefona indirilen bir program nedeniyle kişinin terör örgütü üyesi olamayacağı, yasal bir şekilde görevini sürdüren bankaya yatırılan paranın suç teşkil etmediği, örgüt liderinin talimatı üzerine Bank .... hesabına para yatırmadığı, dini hassasiyetle ve insani duygularla derneğe para gönderdiği, örgüte mali destek vermediği, şirkete yapılan ödemelerin hizmet karşılığı olduğu, fişlemelerin idari ve adli davalarda delil olarak kabul edilemeyeceği, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğu, söz konusu KHK'nın Anayasa'nın 121. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddelerine göre 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulu'nda onaylanmadığı, bu nedenle yok hükmünde olduğu, OHAL KHK'sı ile tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin ölçülü olmadığı, ceza hukuku ilkeleri ile Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği, 672 ve 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından 672 ve 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152.maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
Davacı hakkında yapılan ceza yargılamasında ifadesine başvurulan tanık beyanlarına göre, davacının, 2012 yılında F. Ç. isimli polis memurunun örgüte ait eve yerleştirilmesini sağladığı, çalışma ortamında FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde yer aldığının konuşulduğu, ayrıca davacının, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 hazırlık numaralı dosyası kapsamında ele geçirilen emniyet teşkilatı personeline ait örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde; KIRMIZI SAYV (FETÖ/PDY mensubu olup "gassalın elindeki meyyit" olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş, yöneticilik vasfı olan, grubu olan ve sohbet hocalığı yapan polis memuru) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu, üst amir kanaati olarak 05/08/2016 tarihinde yapılan değerlendirmede de, FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde görüş belirtildiği hususları, Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Öte yandan, istinafa konu kararda "davacının; dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığını iddia ettiği tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de reddine karar vermek gerekmektedir." şeklinde hüküm kurulmuş ise de; dava dilekçesi incelendiğinde davacının yasal faiz ödenmesine yönelik talebinin olmadığı anlaşılmış olup İdare Mahkemesince bu hususun sehven yazıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce verilen 07/05/2019 gün ve E:2018/2220, K:2019/868 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3-Fazladan yatırılan 44,40 TL harcın istek halinde ilgili tahsil dairesince istinaf başvurusunda bulunana iadesine,
4-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 05/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)