İSTEMİN KONUSU: Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/04/2019 gün ve E:2018/1911, K:2019/688 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 12/06/2018 tarih ve 2018/19834 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY'nin örgüt içi haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank .....'ya para yatırdığı, bu nedenlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, savunma kapsamında talep ettiği tüm bilgi ve belgelerin tarafına verilmediği, Mahkemece eksik araştırma yapıldığı, başkasına ait verilerin kararda yazıldığı, darbe girişimine karşı görev aldığı, Devlete olan sadakatini gösterdiği, ByLock programını kullandığına dair somut bir tespit olmadığı, 2006 yılından beri Bank .....'da katılım hesabı olduğu, söz konusu hesabını 2014 yılı Temmuz ayında kapattığı, lehine olan bu durumun aleyhine değerlendirildiği, örgüt ile irtibat ve iltisakının tespit edilemediği, ilk derece mahkemesince gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinde, dava dilekçesi ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya tebliğ olunacağı; yine davacının ikinci dilekçesinin davalıya ve davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği, tarafların yapılacak tebliğlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında dosyanın tekemmül ettirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin de uygulanabilmesi bakımından zorunlu görülmektedir.
Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı şartlara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makûl bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Benzer yönde AYM kararı için bkz., Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).
Çelişmeli yargılama ilkesi ise, taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olacaktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Zira, çelişmeli yargılama ilkesinin ihlâl edilmesi durumunda, davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır. Çelişmeli yargılamanın gerçekleşebilmesi ise tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılabilmelerini gerektirir (Benzer yönde AYM kararı için bkz.,Tahir GÖKATALAY, B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava dilekçesinin davalı idareye 08/11/2018 tarihinde tebliği üzerine davalı idare tarafından 06/12/2018 tarihinde savunma dilekçesi verildiği, söz konusu savunma dilekçesinin ise davacıya 20/12/2018 tarihinde tebliğine müteakip 24/12/2018 tarihinde kayda giren dilekçe ile davacı tarafından detaylı bir savunma yapabilmek için hakkındaki isnatlarla alakalı mevcut olan tüm dosyanın onaylı bir suretinin tarafına gönderilmesi talebinde bulunulduğu, bu talebe Mahkemece cevap verilmemesi üzerine 18/04/2019 tarihli dilekçe ile aynı talebin yenilendiği anlaşılmaktadır.
Olayda, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu işlemin gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınması gerekirken, İdare Mahkemesince, davacı tarafından talep edildiği halde, davalı idarece savunma dilekçesi ekinde sunulan bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmediği, dolayısıyla davacının savunma dilekçesi dışında davalı idarenin dosya kapsamında sunduğu diğer bilgi ve belgeler hakkında bilgi sahibi olmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, davalı idarece savunma dilekçesi ekinde sunulan bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek davacının savunmaya cevap dilekçesini sunma imkânının tanınması suretiyle dosya tekemmül ettirilerek karar verilmesi gerekirken, dosyanın tekemmülü sağlanmadan verilen İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 22. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/04/2019 gün ve E:2018/1911, K:2019/688 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, istinaf nedeniyle doğan yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince gözetileceğinden bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca kesin olarak 12/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)