İSTEMİN KONUSU: Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 28/06/2019 gün ve E:2018/1659, K:2019/1872 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 26.07.2018 tarih ve 2018/26983 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 22. İdare Mahkemesince; davacının, ceza mahkemesince “Terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank ...'ya para yatırdığı, bu nedenlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesince hakkında beraat kararı verildiği, hakkında soruşturma açılmadığı, savunma hakkı verilmediği, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 07.12.1989 tarih ve E:1988/6, K:1989/4 sayılı kararında, sıkıyönetim sürecinde alınan tedbirlerin, sıkıyönetim süresiyle sınırlı olacağının belirtildiği, olağanüstü hal sürecinde alınan tedbirlerin de, olağanüstü hal süresince sınırlı olacağı, OHAL KHK'sı ile tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin ölçülü olmadığı, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, 7075 ve 7082 sayılı Kanunların ilgili hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından 7075 ve 7082 sayılı Kanunların ilgili hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152. maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
Davacının Durumunun Değerlendirilmesi:
1-Davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasının sonucu: Davacının silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği iddiasıyla Amasya Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, ''FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçunu işlediğinden bahisle hapis cezasına çarptırıldığı, ancak bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesince verilen karar ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davacı hakkında "atılı suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığı" gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Böylece davacının kamu görevinden çıkarılma nedenleri arasında sayılan FETÖ/PDY ile üyelik ve mensubiyet şeklinde bir ilişkisinin bulunmadığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile ortaya konulmuş olmaktadır.
Bununla birlikte, ceza yargılamasında davacı hakkında beraat kararı verilmiş olması, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir. Zira, kamu görevinden çıkarılma nedenleri sadece üyelikle sınırlı tutulmamış, ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibat; yani birlikte hareket etme, gönüllü şekilde tabi olma, eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının işaretleri, talimatları, yönlendirmelerine göre gerçekleştirme, kendi davranışlarını bireysel iletişim yoluyla ya da yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları dikkate alarak belirleme hali de kamu görevinden çıkarmanın hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır. Bu nedenle, ilgililer hakkında ceza yargılamasında üyelik suçlamasıyla açılan davada beraat kararı verilmiş olsa dahi idari yargı yeri irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorundadır.
Bu durumda, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat şeklinde bir ilişkisinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
2-Bank ... Hesabı: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli E:2018/16-418, K:2019/513 sayılı kararında; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri ...'in talimatıyla, para toplama ve mali kaynak oluşturma amacıyla, yasal görünüm altında kurulan Bank ...'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25.12.2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.
FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açtırmanın ve para yatırmanın, Dairemizin çok sayıda kararında vurgulandığı üzere; "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı bankaya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği açıktır.
Buna karşın Dairemizce; 25/12/2013 tarihinden önce ve 29/05/2015 tarihinden sonra Bank ...'da hesap açtırmanın, tutarı ne olursa olsun para yatırmanın ve diğer bankacılık işlemleri yapmanın, anılan tarih aralığındaki hesap açma ve para yatırma şeklindeki hareketlerin ise; konut, ihtiyaç, araç vb. kredilerin geri ödemesi, kredi kartı ödemesi, okul taksidi ödemesi, sosyal güvenlik prim ödemesi, vergi ödemesi, bireysel emeklilik ödemesi gibi gerçek bir ticari, iktisadi ve beşeri nedenle meydana geldiğinin ortaya konulması halinde iltisak ve irtibat olarak görülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu Komisyon kararına göre; davacının Bank ...'da 769012 müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31.12.2013 tarihinde 25.484,83 TL iken, örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte; mezkur hesaba 30.01.2014 tarihinde 5.000,00 TL, 03.03.2014 tarihinde 3.500,00 TL, 07.07.2014 tarihinde 7.000,00 TL tutarında para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, ayrıca Dairemizin 05.02.2020 tarihli ara kararı ile davacının Bank ...'da bulunan tüm hesap hareketlerinin istenilmesi üzerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının Bank ...'da 26.09.2014 tarihinde altın hesabı açtığı ve hurda altın alımı gerçekleştirdiği, yine davacının adı geçen bankada 20.03.2006 tarihinde açtığı hesabın bakiyesi 2013 yılı Aralık ayında 25.513,76 TL iken, 2015 yılı Şubat ayında 54.982,69 TL'ye yükseldiği, bu tarihten sonraki aylık hesap bakiyelerinin ise, 2015 Mart 25.953,20 TL, 2015 Nisan 27.472,94 TL ve 2015 Mayıs 29.738,67 TL olduğu, dolayısıyla davacının 25/12/2013-29/05/2015 tarihleri arasında yeni bir altın hesabı açarak hurda altın alımı gerçekleştirdiği ve hesabındaki mevduat miktarını artırdığı görülmekle, anılan bankaya finansal destek/yardım sağladığı sonucuna ulaşılmaktadır.
3-Okul kayıtları: Davacının çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan Özel … Anadolu Lisesinde 2015-2016 eğitim öğretim dönemine ilişkin kaydının olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda; davacı hakkında yapılan tespitler (Bank ... hesabı ve çocuğunun okul kaydı) birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde ve davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 28/06/2019 gün ve E:2018/1659, K:2019/1872 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 25.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)