(657 S. K. m. 76) (375 S. KHK. Ek m. 18)
İSTEMİN ÖZETİ: Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü Daire Başkanı olarak görev yapan davacının, Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü emrine araştırmacı olarak atanmasına ilişkin 12/01/2017 tarih ve E.4071 Sayılı belge ekinde tebliğ edilen işlemin iptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının verilmesi, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle açtığı davada; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek-18. maddesi uyarınca Daire Başkanlığı görevinden alınan ve araştırmacı kadrosuna 1. derecenin 4. kademe aylığı ile tüm kazanılmış hakları korunarak ataması yapılan davacının, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı idare bünyesinde alt görevlerden silsile yolu ile ve görevde yükselme usul ve esaslarına bağlı olarak kariyer ve liyakat ilkelerine uygun bir şekilde daire başkanlığı kadrosuna atanmayıp idarenin takdir yetkisi kapsamında daire başkanlığı görevine getirildiği anlaşıldığından, davalı idarece kamu hizmetinin etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla 657 Sayılı Kanun'un 76. maddesi ve bu maddede atıfta bulunulan 68. maddesiyle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında, özlük hakları korunmak suretiyle takdir yetkisine dayalı olarak tesis edildiği sonucuna varılan dava konusu atama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/11/2017 gün ve E:2017/744, K:2017/3421 Sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince, Dairemizin 25/04/2018 tarihli ve E:2018/524, K:2018/583 Sayılı kararının Danıştay İkinci Dairesi'nin 17/04/2019 tarihli ve E:2018/2943, K:2019/2128 Sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak işin gereği görüşüldü:
KARAR: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesinde, kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.
375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 18. maddesinde; "22/5/2003 tarihli ve 4857 Sayılı İş Kanunu ile 27/7/1967 tarihli ve 926 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu hariç olmak üzere, tabi oldukları personel kanununa bakılmaksızın Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşlar ile başkan ve üyeleri hariç olmak üzere 10/12/2003 tarihli ve 5018 Sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda;
...
c-) Ek göstergeleri 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında bulunanlar görevden alındıklarında veya görev süreleri sona erdiğinde;
1-) Daha önce 657 Sayılı Kanun'un 36. maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan merkez teşkilatına ait kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda bulunanlar daha önceki bu kadro veya pozisyonlarına,
2-) Daha önce (1) numaralı alt bentte belirtilen kadrolarda bulunmayanlardan ek göstergesi 3600 (dâhil) ila 6400 (hariç) olarak tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında toplam en az üç yıl görev yapmış olanlar ilgili kuruma ait (1) numaralı alt bentte yer alan kadro veya pozisyonlardan kurumlarınca tespit edilmiş olan kadro veya pozisyonlarına,
3-) (2) numaralı alt bentte belirtilenlerden üç yıldan az görev yapmış olanlar, bu maddeye göre ihdas edilmiş sayılan merkez veya taşra teşkilatına ait araştırmacı kadro veya pozisyonlarına,
ç) Ek göstergesi 3600'den daha düşük tespit edilen yönetici kadro veya pozisyonlarında bulunanlar görevden alındıklarında veya görev süreleri sona erdiğinde;
1-) Daha önce 657 Sayılı Kanun'un 36. maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde sayılan kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya benzer nitelik arz eden kadro veya pozisyonlarda bulunanlar daha önceki bu kadro veya pozisyonlarına,
2-) Diğerleri, bu maddeye göre ihdas edilmiş sayılan merkez veya taşra teşkilatına ait araştırmacı kadro veya pozisyonlarına,
atanırlar. Bu şekilde atananlardan bir ay içinde talepte bulunanlar, atamaya yetkili amirler tarafından bu fıkra kapsamında yer alan yönetici kadro veya pozisyonları dışındaki daha önce bulundukları veya öğrenim durumları itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlara bir ay içinde atanırlar.
...
Birinci fıkra hükmü kapsamında atananlardan birinci fıkra kapsamında yer alan yönetici kadro veya pozisyonlarında kesintisiz olarak en az iki yıl fiilen görev yapmış olanların mali hakları, atandıkları söz konusu kadro veya pozisyonlarda bulunmaları kaydıyla, atandıkları tarihi takip eden ay başından itibaren ikinci yılın sonuna kadar fiili çalışmaya bağlı ödemeler hariç, önceki görevine ait ödeme unsurları esas alınarak verilmeye devam edilir.
..." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının ilk olarak Ankara Polatlı .... Ortaokulu'nda Öğretmen olarak memuriyetine başladığı, 1984 yılında Mühendis unvanıyla çalışmaya devam ettiği, Nevşehir Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü emrinde Şube Müdürü, Konya 2. Bölge Müdürlüğü emrinde Bölge Müdür Yardımcısı ve Mühendis olarak çalıştıktan sonra Deniz Ticaret Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğü bünyesinde Mühendis olarak görev yaptığı ve 3 yıllık Mühendislik görevinin ardından 2007 yılında Gemi İnşa ve Tersaneler Genel Müdürlüğü'ne Daire Başkanı olarak atandığı, 6 aylık Daire Başkanlığı görevinin ardından 2007-2015 yıllları arasında davalı idare bünyesinde Mühendis olarak görev yaptıktan sonra 13/03/2015 tarihinde Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü'ne Daire Başkanı olarak atandığı ve bu görevi yürütmekte iken, 657 Sayılı Kanun'un 76. ve 68. maddeleri ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 18. maddesi uyarınca Daire Başkanlığı görevinden alınarak, Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü'ne Araştırmacı olarak atanmasına ilişkin 12/01/2017 günlü, 4071 Sayılı işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, idarelerin hangi personel ile çalışacağı veya hangi personeli hangi görevde istihdam edeceği konusunda takdir yetkisi bulunmakta ise de; bu yetki sınırsız olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı ve bu yönü ile de yargı denetimine tabidir.
Öte yandan, davalı idarece, 6639 Sayılı Kanun'un 23. maddesiyle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Ek 18. maddesi kapsamında işlem tesis edildiği, tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuta uygun olduğu iddia edilmişse de; söz konusu 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Ek 18. maddesiyle kamu görevlilerinin görevden alınması veya görev süresinin sona ermesi sonrası hangi kadrolara atanabileceklerinin düzenlendiği; bu maddenin, kamu görevlilerinin görevden alınmalarına ilişkin bir hüküm içermediği açık olup, ilgililerin salt bu maddeye dayanılarak görevlerinden alınması mümkün olmadığından, bu iddiaya da itibar edilmemiştir.
Davalı idare bünyesinde daire başkanlığı görevini yürüten davacının, görevini yerine getiremediğine veya başarısız olduğuna ilişkin herhangi bir somut bilgi ve belge sunulamadığı gibi hizmetlerinden verim alınamadığı hususunun da davalı idarece ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kurulduğunun kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, daire başkanlığı kadrosunun hiyerarşik olarak altında olan kadrolarda uzun yıllar çalışarak daire başkanlığı kadrosuna gelen, başka bir anlatımla kariyer ve liyakat ilkelerine uygun bir şekilde daire başkanlığı kadrosuna atanmış olan ve hakkında görevinde başarısız olduğuna dair bir iddia veya görevden alınmasını gerektirecek herhangi bir husus bulunmayan davacının, daire başkanlığı kadrosundan alınarak araştırmacı kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Davacının, dava konusu işlem nedeniyle uğradığı özlük hak kaybının iadesi, parasal hak kaybının yasal faiziyle tazmini istemine gelince; dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan özlük ve parasal haklarının verilmesi isteminin kabulü gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE, Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/11/2017 gün ve E:2017/744, K:2017/3421 Sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin İPTALİNE; işlem nedeniyle uğradığı özlük haklarının verilmesi ve parasal haklarının tazmini istemi yönünden davanın KABULÜNE, maddi hak kayıplarının davanın açıldığı 13/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan toplam 590,10 TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1700 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 13/02/2020 tarihinde oybirliği ile ve kesin olarak karar verildi. (¤¤)