İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/06/2019 gün ve E:2018/2553, K:2019/2134 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 23/01/2018 tarih ve 2018/2411 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığının Komisyon tarafından tespit edildiği, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı anlaşılmakla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, "mensubiyet", "iltisak" ve "irtibat" kavramları ile ne kastedildiğinin belli olmadığı, bu kavramların soyut ve muğlak kavramlar olduğu, hakkında soruşturma açılmadığı, savunma hakkı verilmediği, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğu, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği, kendisinden alınan cihaz ve diğer envanterde Bylock tespiti yapılmadığı, Bylock verileri hukuka uygun olarak elde edilmediğinden hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, Bylock programının dijital platformda dağıtılan bir program olduğu, terör örgütü üyeliğinin kasten işlenebilen bir suç olduğu, söz konusu yapının terör örgütü olarak ilan edildiği 30.05.2016 tarihinden önceki eylem ya da işlemlerden dolayı terör örgütü üyeliği ile suçlanamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
I) Mahkeme Kararının "Davanın Reddine" ilişkin kısmına yönelik istinaf istemi yönünden incelenmesinden;
Dava konusu işlemde ve Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun bu kısmının kabulüne olanak bulunmamaktadır.
II) Mahkeme Kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya tebliğ olunacağı, tarafların yapılacak tebliğlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilecekleri ancak sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri öngörülmüş, "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 2. fıkrasında; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu ancak sürenin son gününün tatil gününe rastlaması halinde sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade ettiği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinin davalı idareye 20/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı idarenin 30 günlük savunma süresinin son gününün 21/01/2019 Pazartesi günü olduğu halde bu tarih geçtikten sonra 25/01/2019 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile 1. savunmanın yapıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, davalı idare vekilinin süresinde 1. savunma dilekçesini vermemesi sonucunda dosyanın bu haliyle tekemmül ettiği ve yukarıda belirtilen İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri gereği süresi geçtikten sonra verilen savunma dilekçelerine dayanılarak hak iddia edilememesi nedeniyle davalı idare vekilinin hukuki yardımından söz edilemeyeceğinden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2018 tarihli ve E:2015/2920, K:2018/508 sayılı, Danıştay 5. Dairesinin 19/04/2016 tarihli ve E:2013/6395, K:2016/2397 sayılı, Danıştay 12. Dairesinin 21/03/2019tarihli ve E:2018/6004, K:2019/2193 sayılı, Danıştay 2. Dairesinin 27/11/2019 tarihli ve E:2017/167, K:2019/6639 sayılı, Danıştay 10. Dairesinin 16/12/2019 tarihli ve E:2018/1130, K:2019/10384 sayılı kararları da bu yöndedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından; davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılması gerekmektedir.
Ayrıca davacının istinaf dilekçesinde, işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının ve diğer özlük haklarının ödenmesi isteminde de bulunduğu görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, tarafların, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri, ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır.
İdari yargılama usulünde davayı genişletme yasağının olduğu, istinaf başvurusunda davayı genişletici mahiyette hiçbir istemde bulunulamayacağı, bunun tek istisnasının yukarıdaki Kanun maddesinde hüküm altına alınan tam yargı davalarında nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere tazminat miktarının artırılması hususunun olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından davanın iptal davası olarak açıldığı, ancak istinaf dilekçesinde davayı genişletici mahiyette işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının ve diğer özlük haklarının ödenmesi istemine de yer verildiği görüldüğünden, bu istemin "davanın konusunu genişletme yasağı" kapsamında olması nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/06/2019 gün ve E:2018/2553, K:2019/2134 sayılı kararın, "davanın reddine" ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Davacının Mahkeme kararının "vekalet ücretine" ilişkin kısmına yönelik istinaf isteminin KABULÜNE, Mahkeme kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının KALDIRILMASINA, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, yarısının ise davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,
4-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 26/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)