İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/06/2019 gün ve E:2018/7400, K:2019/2077 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 09/07/2018 tarih ve 2018/23700 sayılı işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ... Eğitimciler Sendikası'na 2014-2016 yılları arasında üyeliğinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ... Derneğinde 2015 yılında üyeliğinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen ... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014-2015 yılları arasında ödeme bilgisinin bulunduğunun Komisyon tarafından tespit edildiği, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı; ayrıca Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/88, K:2017/171 sayılı kararı ile davacının bylock programını kullandığı, örgüte müzahir sendika ve dernek üyesi olduğu, tanık beyanları ile örgütle bağının ortaya konulduğu, örgüt mensuplarının gözaltına alınmasını protesto eylemlerine katıldığı tespit edilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan ceza mahkemesi kararına davacının yaptığı istinaf başvurusunun da esastan reddedildiği anlaşılmakla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, usul yönünden; OHAL KHK'ları ile kamu görevinden çıkarılanlara başkaca herhangi bir tebligat yapılmayacağı belirtilmiş olsa da, Anayasa'nın 15 ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği türden tedbirler alınabileceği, bu nedenle Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı yönündeki KHK hükümlerinin OHAL'in kesinlikle gerektirdiği türden bir tedbir olmadığı, dolayısıyla dava ve başvuru sürelerinin işlemeye başlaması için Tebligat Kanunu hükümlerine uygun bir tebligatın yapılması gerektiği, esas yönünden ise; Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 07.12.1989 tarih ve E:1988/6, K:1989/4 sayılı kararında, sıkıyönetim sürecinde alınan tedbirlerin, sıkıyönetim süresiyle sınırlı olacağının belirtildiği, olağanüstü hal sürecinde alınan tedbirlerin de, olağanüstü hal süresince sınırlı olacağı, anılan karar uyarınca eski görevine iade edilmesi gerektiği, tüm hukuksal kategorilere KHK ile kural getirilmesinin OHAL döneminde dahi mümkün olmadığı, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğu, OHAL KHK'sı ile kalıcı olarak kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilemeyeceği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı hareket edildiği, savunma hakkı verilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, ihracına ilişkin KHK'nın Anayasa'nın 121. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddelerine göre 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulu'nda onaylanmadığı, OHAL döneminde uygulanan kamu görevinden çıkarma cezasının ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, yürütme ve yasama organlarının kişileri yargılama, suçlu ilan edip cezalandırma yetkisi olmadığı, aksi uygulamanın fonksiyon gaspına yol açacağı, 685 sayılı KHK'nın 11.maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından kurulan mahkemelerin tabii hakim ilkesine aykırı olduğu, tavsiye niteliğinde olan ve sadece Bakanlar Kuruluna gönderilmek üzere kabul edilen MGK kararlarının kişileri bağlayıcı olmadığı, söz konusu yapının terör örgütü olarak ilan edildiği 26.05.2016 tarihinden önceki eylem ya da işlemlerden dolayı terör örgütü üyeliği ile suçlanamayacağı, 24.04.2017 tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararından önce yapının terör örgütü olduğuna dair bir yargı kararı olmadığı, o halde terör örgütü ile bağlantısı olup olmadığı hususunun bu tarih esas alınarak saptanması gerektiği, hiçbir somut delil sunulmaksızın kamu görevinden çıkarıldığı, dava konusu işlemin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, ByLock programını kullandığı hususunun kesin olarak ispatlanmadığı, bu konuda yargılama sürecinin devam ettiği, Bylock programının dijital platformda dağıtılan bir program olduğu, ByLock verileri hukuka uygun olarak elde edilmediğinden hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiği, ByLock kayıtlarının hatalı bilgiler içerdiği, Devlet kurumlarının izni ve onayı ile kurulan ve yasal olarak faaliyetlerine devam eden kurumlarla (sendika, dernek, şirket vs.) ilişki içinde olmanın terör örgütü ile irtibat olarak değerlendirilemeyeceği, kişisel verilerin yasa dışı şekilde elde edildiği, kamu görevinden çıkarıldıktan sonra elde edilen delillerin önceki kararı hukuka uygun yapmayacağı, sadakat yükümlülüğünü hangi eylemle, hangi tarihte ve ne şekilde ihlal ettiğinin belirtilmediği, ilk derece mahkemesince gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334'üncü maddesindeki koşulların gerçekleştiği görüldüğünden davacının adli yardım isteği kabul edilmek suretiyle, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonunda, suçu sabit görülen davacı hakkında hapis cezası verildiği, cezanın istinafen incelenerek kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi'nce reddedildiği ve nihayet anılan kararın, temyiz incelemesi yapan Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Yukarıdaki ek gerekçeyle birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/06/2019 gün ve E:2018/7400, K:2019/2077 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
4-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)