İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/04/2019 gün ve E:2018/3176, K:2019/1399 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 07.03.2018 tarih ve 2018/6526 sayılı işlemin iptali ile anılan işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığı, çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan kurumlar arasında yer alan .... İlkokulu ve Ortaokulu'nda 2014-2016 yılları arasında kaydının olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen .... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014-2015 yılları arasında ödeme bilgisinin bulunduğunun Komisyon tarafından tespit edildiği, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı; ayrıca Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/376, K.2018/159 sayılı kararı ile davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan ceza mahkemesi kararına davacının yaptığı istinaf başvurusunun da esastan reddedildiği anlaşılmakla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, hakkında soruşturma açılmadığı, savunma hakkı verilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, meslek hayatı boyunca hiçbir örgüt ile bağlantısı olmadığı, mahkumiyetine ilişkin ceza mahkemesi kararının kesinleşmediği, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, FETÖ/PDY ile bağını gösteren hiçbir somut delil olmadığı, ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
I) Mahkeme Kararının "Davanın Reddine" ilişkin kısmına yönelik istinaf istemi yönünden incelenmesinden;
UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonunda, suçu sabit görülen davacı hakkında hapis cezası verildiği, cezanın istinafen incelenerek kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi'nce reddedildiği ve nihayet anılan kararın, temyiz incelemesi yapan Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; kesinleşmiş mahkeme kararıile davacının terör örgütü FETÖ/PDY ile üyelik düzeyinde ilişkisinin varlığı tespit edilmiş olup, dava konusu işlemde ve Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun bu kısmının kabulüne olanak bulunmamaktadır.
II) Mahkeme Kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya tebliğ olunacağı, tarafların yapılacak tebliğlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilecekleri ancak sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri öngörülmüş, "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 2. fıkrasında; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu ancak sürenin son gününün tatil gününe rastlaması halinde sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı,3. fıkrasında; bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması halinde bu sürelerin ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı, 61. maddesinde de; bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verecekleri düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade ettiği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinin davalı idareye 30/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği, 30 günlük savunma süresinin 29/08/2018 tarihinde dolduğu, söz konusu tarihin çalışmaya ara verme süresi içinde yer alması nedeniyle savunma süresinin 01/09/2018 tarihinden itibaren 7 gün uzadığı, dolayısıyla davalı idarenin savunma süresinin son gününün 07/09/2018 Cuma günü olduğu halde bu tarih geçtikten çok sonra 16/11/2018 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile 1. savunmanın yapıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, davalı idare vekilinin süresinde 1. savunma dilekçesini vermemesi sonucunda dosyanın bu haliyle tekemmül ettiği ve yukarıda belirtilen İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri gereği süresi geçtikten sonra verilen savunma dilekçelerine dayanılarak hak iddia edilememesi nedeniyle davalı idare vekilinin hukuki yardımından söz edilemeyeceğinden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2018 tarihli ve E:2015/2920, K:2018/508 sayılı, Danıştay 5. Dairesinin 19/04/2016 tarihli ve E:2013/6395, K:2016/2397 sayılı, Danıştay 12. Dairesinin 21/03/2019tarihli ve E:2018/6004, K:2019/2193 sayılı, Danıştay 2. Dairesinin 27/11/2019 tarihli ve E:2017/167, K:2019/6639 sayılı, Danıştay 10. Dairesinin 16/12/2019 tarihli ve E:2018/1130, K:2019/10384 sayılı kararları da bu yöndedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından; davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile kararın vekâlet ücretine ilişkin kısmının kaldırılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/04/2019 gün ve E:2018/3176, K:2019/1399 sayılı kararın, "davanın reddine" ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Davacının Mahkeme kararının "vekalet ücretine" ilişkin kısmına yönelik istinaf isteminin KABULÜNE, Mahkeme kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının KALDIRILMASINA, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, yarısının ise davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,
4-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 12/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)