İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesince verilen 11/04/2019 günlü ve E:2018/5125, K:2019/1660 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 07/05/2018 tarihli ve 2018/14794 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesince; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ... iletişim sistemini kullandığı, örgütle iltisaklı Bank ...daki mevduatında (örgütün talimatı sonrasında) 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, örgüte müzahir sendikada üyelik kaydının olduğu, bu eylemlerin mevcut olmasının davacının FETÖ/PDY ile yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumda davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğuna dair tespitin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşıldığından, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, OHAL Komisyonunca verilen kararın "fonksiyon gaspına" yol açtığı, savunma hakkı verilmediği, masumiyet karinesi, mahkemeye erişim hakkı, bağımsız mahkeme ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayata saygı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği, örgüt ile irtibat iddiasına dayanak gösterilen hususlarda birçok eksik ve hatalı bilginin bulunduğu, görevini meslek hayatı boyunca vatanına ve milletine sadık bir şekilde yerine getirdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan ceza yargılamasında verilen hapis cezasının Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 28/11/2019 tarihli ve E:2019/4756, K:2019/7309 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, istinafa konu kararda, "davacının, ... örgüte müzahir sendikada üyelik kaydının olduğu..."şeklinde bir ifade kullanılmakta ise de, gerek dava konusu Komisyon kararında ve gerekse dava dosyasında davacının, örgüte müzahir sendikada üyelik kaydının olduğu yönünde bir tespit yer almadığından, kararın yazımı aşamasında Mahkemece sehven yer verildiği anlaşılan söz konusu ifade davacı aleyhine değerlendirilmemiştir.
Davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararında yer alan vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1-Ankara 20. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "...takdir edilen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "...takdir edilen 1.362,00-TL vekalet ücretinin işbu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine..." olarak DÜZELTİLMESİNE,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere 15.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)