İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/04/2019 gün ve E:2018/6102, K:2019/2529 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 07/06/2018 tarih ve 2018/19284 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığı, hakkında yürütülen adli muhakeme esnasında alınan ifadelerden anlaşıldığı üzere örgüt ile irtibat içinde olduğu, örgüte iltisaklı Bank ......'da bulunan hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren rutin bankacılık faaliyetleriyle bağdaşmayacak şekilde artış meydana getirdiği, örgüte müzahir dernekte üyelik kaydının olduğu, bu verilerin yanı sıra örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, davacının bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından, ilgili Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, terör örgütü üyeliğine dair hiçbir delil olmadığı, ByLock kullandığına dair delilin yanlış olduğu, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğu, savunma hakkı verilmediği, görevini meslek hayatı boyunca vatan ve millet sevgisi içinde başarıyla yerine getirdiği, hiçbir terör örgütü ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
I) Mahkeme Kararının "Davanın Reddine" ilişkin kısmına yönelik istinaf istemi yönünden incelenmesinden;
Davacı hakkında yapılan ceza yargılamasında ifadesine başvurulan tanık R. Ş. tarafından, davacının 2014 yılı sonuna kadar örgüt tarafından sohbet adı altında düzenlenen toplantılara katıldığının beyan edildiği, yine aynı yargılamada davacının FETÖ/PDY ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan …. Bayındırlık, İnşaat ve Köy Hizmetleri Memurlar Sendikasına üye olduğunun tespit edildiği, nitekim bu tespiti doğrular nitelikte davalı idarece dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler arasında davacının adı geçen sendikaya 06.09.2014 tarihinde üye olduğunu gösteren sendika üyelik formunun yer aldığı hususu, Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Bu durumda; dava konusu işlemde ve Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun bu kısmının kabulüne olanak bulunmamaktadır.
II) Mahkeme Kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya tebliğ olunacağı, tarafların yapılacak tebliğlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilecekleri ancak sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri öngörülmüş, "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 2. fıkrasında; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu ancak sürenin son gününün tatil gününe rastlaması halinde sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade ettiği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinin davalı idareye 04/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı idarenin 30 günlük savunma süresinin son gününün 05/11/2018 Pazartesi günü olduğu halde bu tarih geçtikten sonra 07/11/2018 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile 1. savunmanın yapıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, davalı idare vekilinin süresinde 1. savunma dilekçesini vermemesi sonucunda dosyanın bu haliyle tekemmül ettiği ve yukarıda belirtilen İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri gereği süresi geçtikten sonra verilen savunma dilekçelerine dayanılarak hak iddia edilememesi nedeniyle davalı idare vekilinin hukuki yardımından söz edilemeyeceğinden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2018 tarihli ve E:2015/2920, K:2018/508 sayılı, Danıştay 5. Dairesinin 19/04/2016 tarihli ve E:2013/6395, K:2016/2397 sayılı, Danıştay 12. Dairesinin 21/03/2019 tarihli ve E:2018/6004, K:2019/2193 sayılı, Danıştay 2. Dairesinin 27/11/2019 tarihli ve E:2017/167, K:2019/6639 sayılı, Danıştay 10. Dairesinin 16/12/2019 tarihli ve E:2018/1130, K:2019/10384 sayılı kararları da bu yöndedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından; davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/04/2019 gün ve E:2018/6102, K:2019/2529 sayılı kararın, "davanın reddine" ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Davacının Mahkeme kararının "vekalet ücretine" ilişkin kısmına yönelik istinaf isteminin KABULÜNE, Mahkeme kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının KALDIRILMASINA, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, yarısının ise davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,
4-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 29.01.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)