İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/04/2019 gün ve E:2018/5165, K:2019/1124 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 29.03.2018 tarih ve 2018/9190 sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ....... Katılım Bankası AŞ'de (Bank ....... 2014 yılından sonra para yatırdığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda çocuğunun 2014-2015 yılları arasında öğrenim kaydının bulunduğunun Komisyon tarafından tespit edildiği, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı anlaşılmakla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, hakkında verilen ceza mahkemesi kararının Yargıtay tarafından bozulduğu, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, İdare Mahkemesince ByLock konusunda hiçbir teknik inceleme yapılmadığı, Bank ....... hesabının kısa süreli ve gelirine uygun birikim yapılması amacıyla açıldığı, banka hesabının Yargıtay kriterleri doğrultusunda suç oluşturmadığı, Devletin izin verdiği bir özel okula çocuğunu göndermenin suç olmadığı, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, idare mahkemesi başkanlığına hitaben yazılmış imzalı dilekçeler ile açılacağı, dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin, tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterileceği, dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrak örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı, 15. maddesinin 1/d bendinde, dilekçelerin 3. maddeye uygun olmaması halinde; otuz gün içinde 3. maddeye uygun şekilde yeniden düzenlemek veya noksanı tamamlamak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Sağlık Bakanlığı bünyesinde doktor olarak görev yapmakta iken, 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun 29.03.2018 tarih ve 2018/9190 sayılı işlem ile reddedildiği, bu işlemin iptaliile işlem sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada; Mahkemece "dava konusu işlem Mahkememizce hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmamaktadır" şeklinde hüküm kurulmuş ise de; dava dilekçesi incelendiğinde, işlem sebebiyle uğranılan zararın tazmini istenildiği görülmekle birlikte, tazmini istenilen zararın maddi mi, manevi mi, yoksa her ikisi mi olduğu konusunda açıklama yapılmadığı, şayet manevi zararın tazmini isteniliyor ise, tazminat miktarının gösterilmesi gerektiği gibi, maddi zararın tazmini isteniliyor ise, bu zararın dayanağının hangi kalemlerden (maaş ve diğer parasal haklar mı, yoksa başka bir maddi tazminat kalemi mi) oluştuğunun açıklanarak, maaş ve diğer parasal haklar dışında başka bir maddi tazminat talebi istenilmesi halinde, söz konusu maddi tazminat talebi için de miktar gösterilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilerek, davacının tazminat talebi yönünden davanın konusu açıklığa kavuşturulmak suretiyle yargılamanın yapılması ve karar verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmaksızın, davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/04/2019 gün ve E:2018/5165, K:2019/1124 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, İstinaf nedeniyle doğan yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince gözetileceğinden bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesi uyarınca kesin olarak 05/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)