İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/06/2019 gün ve E:2018/6333, K:2019/2204sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 14/05/2018 tarih ve 2018/15832 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen .... iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı .... Bankası AŞ'de (Bank ....) 2014 yılından sonra para yatırdığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan .... Sendikası'na 2014-2016 yılları arasında üyeliğinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda çocuğunun 2015-2016 yılları arasında öğrenim kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen .... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014-2015 yılları arasında ödeme bilgisinin bulunduğunun Komisyon tarafından tespit edildiği, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, ayrıca ceza yargılamasında davacının örgüte müzahir derneğe üye olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI :Davacı tarafından, 15.07.2016 tarihine kadar "Cemaat ya da Gülen Hareketi" isimleriyle anılan yapının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü olduğu hususunda bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilmiş ve kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı, FETÖ/PDY ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı, söz konusu yapının Yargıtay Ceza Genel Kurulunca terör örgütü olarak ilan edildiği 26.09.2017 tarihinden önceki eylem ya da işlemlerden dolayı terör örgütü üyeliği ile suçlanamayacağı, ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği, görevini Devlete sadakat içinde, Anayasa ve yasalara bağlı şekilde yerine getirdiği, .... programını kullanmadığı, .... verileri hukuka uygun olarak elde edilmediğinden hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, talimat tarihinden önce Bank ....'da hesap sahibi olduğu, talimat tarihinde herhangi bir para yatırma işlemi olmadığı, hesaba ilişkin gönderilen kayıt dökümünde tutarların "0" TL olarak belirtildiği, Devletin izin verdiği sendikaya Anayasal hakkını kullanarak üye olduğu, Devlet teşviki olan bir özel okula çocuğunu gönderdiği, .... Medya Dağıtım A.Ş.'ye herhangi bir para aktarım işlemi olmadığı, bu şirkete hizmet alımı karşılığı yapılan ödemelerde suç unsuru bulunmadığı, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğu, söz konusu KHK'nın Anayasa'nın 121. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddelerine göre 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulu'nda onaylanmadığı, bu nedenle yok hükmünde olduğu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği, darbe girişimiyle hiçbir ilgisi olmadığı, savunma hakkı verilmediği, OHAL döneminde uygulanan kamu görevinden çıkarma cezasının ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İdare Mahkemesince, "davacının, ... FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı .... Bankası AŞ'de (Bank .... 2014 yılından sonra para yatırdığının ... Komisyon tarafından tespit edildiği" şeklinde hüküm kurulmuş ise de; davacı tarafından istinaf dilekçesinde, talimat tarihinden önce Bank ....'da hesap sahibi olduğu, talimat tarihinde herhangi bir para yatırma işlemi olmadığı, hesaba ilişkin gönderilen kayıt dökümünde tutarların "0" TL olarak belirtildiği ileri sürüldüğünden, davacının Bank .... hesap hareketlerinin irdelenmesi gerekmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli E:2018/16-418, K:2019/513 sayılı kararında; "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt lideri K1'in talimatıyla, para toplama ve mali kaynak oluşturma amacıyla, yasal görünüm altında kurulan Bank ....'nın örgütün finans kaynaklarından biri olduğu, 2013 yılı Aralık ayı sonrasında mali olarak zor duruma düşen bu bankanın parasal kaynak yönünden iyi durumda olduğunu göstermek, bankacılık sektöründeki faaliyetlerinin ve böylelikle örgüte para aktarımının devamlılığını sağlamak amacıyla, bizzat örgüt liderinin bankaya para yatırılmasına yönelik 25.12.2013 tarihli çağrısı doğrultusunda, bu çağrıya uyan kişilerce özellikle 2014 yılının başından itibaren gerek bir kısım mal varlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin örgüt yararına para yatırılması, katılım hesapları açılması, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.
FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devir edildiği 29/05/2015 tarihine kadar, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında; belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinebilen bankada yeni hesaplar açtırmanın ve para yatırmanın, Dairemizin çok sayıda kararında vurgulandığı üzere; "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı bankaya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği açıktır.
Buna karşın Dairemizce; 25/12/2013 tarihinden önce ve 29/05/2015 tarihinden sonra Bank ....'da hesap açtırmanın, tutarı ne olursa olsun para yatırmanın ve diğer bankacılık işlemleri yapmanın, anılan tarih aralığındaki hesap açma ve para yatırma şeklindeki hareketlerin ise; konut, ihtiyaç, araç vb. kredilerin geri ödemesi, kredi kartı ödemesi, okul taksidi ödemesi, sosyal güvenlik prim ödemesi, vergi ödemesi, bireysel emeklilik ödemesi gibi gerçek bir ticari, iktisadi ve beşeri nedenle meydana geldiğinin ortaya konulması halinde iltisak ve irtibat olarak görülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının durumuna gelince;
Dava konusu Komisyon kararında, davacının Bank ....'ya 2014 yılından sonra para yatırdığı yönünde bir tespit yer almadığı gibi, davalı idarece dava dosyasına sunulan Bank .... verilerine göre de, davacının 11.02.2014 tarihinde Bank ....'da açtığı hesaba para yatırıldığını gösteren herhangi bir bilgiye yer verilmediği görülmüştür. Öte yandan, davacı hakkında Hatay 2.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.11.2017 tarihli ve E:2017/83, K:2017/301 sayılı kararda; "dosyada mevcut Maliye Bakanlığı Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığının 31.05.2017 tarihli raporunda sanığın .... Bankasında hesabının olduğu, 01.02.2015'de 5.500,00 TL nakit girişi yapılarak artış gösterdiği hesaptaki bu ani artışın örgüt liderinin .... Bankasını kurtarmaya yönelik üyelerine verdiği talimat gereği sanık tarafından yapıldığını gösterdiği" şeklinde hüküm kurulmuş ise de, anılan rapor incelendiğinde, davacının 11.02.2014 tarihinde Bank ....'da hesap açtığı, ancak söz konusu hesaba 11.02.2014-29.05.2015 tarihleri arasında nakit girişi olduğuna dair bir tespit yer almadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, yukarıda yer alan tespitler karşısında, davacının Bank .... hesabının aleyhine olacak şekilde hükme esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır.
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca davacının istinaf dilekçesinde, tüm özlük ve parasal haklarının iadesi isteminde de bulunduğu görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, tarafların, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri, ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır.
İdari yargılama usulünde davayı genişletme yasağının olduğu, istinaf başvurusunda davayı genişletici mahiyette hiçbir istemde bulunulamayacağı, bunun tek istisnasının yukarıdaki Kanun maddesinde hüküm altına alınan tam yargı davalarında nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere tazminat miktarının artırılması hususunun olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından davanın iptal davası olarak açıldığı, ancak istinaf dilekçesinde davayı genişletici mahiyette tüm özlük ve parasal haklarının iadesi istemine de yer verildiği görüldüğünden, bu istemin "davanın konusunu genişletme yasağı" kapsamında olması nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Mahkeme kararında davacı hakkında yapılan diğer tespit ve değerlendirmelerde ise hukuki isabetsizlik bulunmadığından istinaf isteminin reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/06/2019 gün ve E:2018/6333, K:2019/2204 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin işbu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' olarak DÜZELTİLMESİNE,
3-Anılan kararda "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına" şeklinde DÜZELTİLMESİNE,
4-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)