İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 25/03/2019 gün ve E:2018/3617, K:2019/759 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 04/05/2018 tarih ve 2018/14628 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığının Komisyon tarafından tespit edildiği, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, ayrıca ceza yargılamasında davacının etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak örgüt ile ilişkisini ikrar ettiği anlaşılmakla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğu, OHAL KHK'sı ile kalıcı olarak kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilemeyeceği, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 07.12.1989 tarih ve E:1988/6, K:1989/4 sayılı kararında, sıkıyönetim sürecinde alınan tedbirlerin, sıkıyönetim süresiyle sınırlı olacağının belirtildiği, olağanüstü hal sürecinde alınan tedbirlerin de, olağanüstü hal süresince sınırlı olacağı, ömür boyu kamu görevinde çalışamama gibi son derece ağır bir ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, MGK kararlarından haberi olmadığı, bu kararlara göre kişilerin suçlanamayacağı ve ceza verilemeyeceği, ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği, görevini meslek hayatı boyunca vatan ve millet sevgisi içinde başarıyla yerine getirdiği, dini saikler nedeniyle bahsi geçen yapıyla bağlantısı olduğu, darbe girişimine kadar bu yapının terör örgütü olduğunu bilmediği, darbe girişiminden sonra da yapı ile tüm bağlantılarını kopardığı, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, darbe girişimine karşı görev aldığı, ByLock programını kullanmadığı, ByLock verileri hukuka uygun olarak elde edilmediğinden hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, OHAL Komisyonunca hak ihlalleri yönünden inceleme yapılmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
I) Mahkeme Kararının "Davanın Reddine" ilişkin kısmına yönelik istinaf istemi yönünden incelenmesinden;
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlar istinafa konu kararın "davanın reddine" ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
II) Mahkeme Kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya tebliğ olunacağı, tarafların yapılacak tebliğlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilecekleri ancak sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri öngörülmüş, "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 2. fıkrasında; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu ancak sürenin son gününün tatil gününe rastlaması halinde sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade ettiği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinin davalı idareye 16/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı idarenin 30 günlük savunma süresinin son gününün 17/09/2018 Pazartesi günü olduğu halde bu tarih geçtikten sonra 21/09/2018 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile 1. savunmanın yapıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, davalı idare vekilinin süresinde 1. savunma dilekçesini vermemesi sonucunda dosyanın bu haliyle tekemmül ettiği ve yukarıda belirtilen İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri gereği süresi geçtikten sonra verilen savunma dilekçelerine dayanılarak hak iddia edilememesi nedeniyle davalı idare vekilinin hukuki yardımından söz edilemeyeceği açık olduğundan davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2018 tarihli ve E:2015/2920, K:2018/508 sayılı, Danıştay 5. Dairesinin 19/04/2016 tarihli ve E:2013/6395, K:2016/2397 sayılı, Danıştay 12. Dairesinin 21/03/2019 tarihli ve E:2018/6004, K:2019/2193 sayılı, Danıştay 2. Dairesinin 27/11/2019 tarihli ve E:2017/167, K:2019/6639 sayılı, Danıştay 10. Dairesinin 16/12/2019 tarihli ve E:2018/1130, K:2019/10384 sayılı kararları da bu yöndedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından; davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılması gerekmektedir.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama giderlerine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 25/03/2019 gün ve E:2018/3617, K:2019/759 sayılı kararın, "davanın reddine" ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Davacının Mahkeme kararının "vekalet ücretine" ilişkin kısmına yönelik istinaf isteminin KABULÜNE, Mahkeme kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının KALDIRILMASINA, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Anılan kararda "davacının adli yardım isteminin kabul edildiğinden davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili amacıyla tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; "davacının adli yardım isteminin kabul edildiğinden davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili amacıyla tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde DÜZELTİLMESİNE,
4-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, yarısının ise davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,
5-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra Mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 29/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)