İSTEMİN KONUSU: Ankara 21. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/07/2019 gün ve E:2018/1342, K:2019/998 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 19/06/2018 tarih ve 2018/20709 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığını öne sürdüğü parasal ve özlük haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 21. İdare Mahkemesi'nce; davacının, GSM hattı ile FETÖ/PDY terör örgütünün örgüt içi kriptolu haberleşme sistemi olarak kullanılan ByLock programına girdiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan ….. Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu, bununla birlikte FETÖ/PDY'ye müzahir olması nedeniyle kapatılan şirketlere ödemede bulunduğu, çocuğunun FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel okulda kaydının olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 hazırlık numaralı dosyası kapsamında ele geçirilen emniyet teşkilatı personeline ait örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde; KIRMIZI …… (FETÖ/PDY'ye mensubiyeti, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu, bu nedenlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tahsili yönündeki isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, vekalet ücreti yönünden kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmesi gerektiği, dava dilekçesinde ileri sürülen iptal sebeplerini çürütebilecek makul, kabul edilebilir ya da ikna olunabilecek hukuki argüman ve açıklamaların ortaya koyulmadığı, ihraç kararından önce savunma hakkı verilmediği, savunma hakkı ile gerekçeli karar hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, mahkemeye erişim hakkı engellenerek masumiyet karinesinin ihlal edildiği, üyeliğin, mensubiyetin, irtibatın ve iltisakın tanımının yapılmadığı, iltisaklı ve irtibatlı kavramlarının daha önce hukukumuzda bulunmayan, ceza ve disiplin hukuku açısından bir anlam ve karşılığı olmayan ''istihbari'' nitelikte kavramlar olduğu, suç ve cezanın geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun gerekçeli kararında isnad edilen hususların 15 Temmuz 2016 tarihinden önce meslekten ihraç için gerekçe olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararının olmadığı, gerek adli yargıda yapılan yargılamada, gerekse dosyada yer alan bilgi ve belgelerde açıkça görüleceği üzere normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir bağlantı ya da ilişkisinin bulunmadığı, ByLock konusunda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin vermiş olduğu bozma kararları ile hakkındaki ceza davasındaki iddialar karşılaştırıldığında verilen mahkumiyet kararının bozulmasının kuvvetle muhtemel olduğu, davalı idarece ileri sürülen hususlarla ilgili olarak araştırma yapılmadığı, kanuna uygun olarak elde edildiği soruşturma organlarınca açıkça ispatlanamayan her bir delilin illegal şekilde elde edildiğinin kabulü gerektiği, Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet ve Jandarma tarafından istihbari amaçlı toplanan bilgilerin, yasalara uygun elde edilmiş olsalar dahi, amaçları dışında, örneğin bir disiplin ya da ceza yargılamasında delil olarak kullanılamayacağı, ByLock kullanım iddiasının da Mahkemece yeterince incelenmediği, Mahkemece sadakat v.s gibi kavramlardan söz edilmiş ise de doğrudan doğruya şahsına yönelik herhangi bir somut sadakatsizlik örneği gösterilemediği, çocuklarının Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan okullarda eğitim görmesinin,…… Dağıtım A.Ş'ye yapılan bir takım ödemelerin olduğu iddiasının meslekten ihraç için yeterli görüldüğü ve ret kararının gerekçelerinde yer aldığı, yasaların herkes için belirli ve uygulanabilir olduğu dikkate alındığında disiplin hukukunda bir eylem ya da olgunun meslekten ihraç için yeterli gerekçe ise aynı durumda olan bütün kişiler için bunun meslekten ihraç gerekçesi olarak sayılması gerektiği, söz konusu eğitim kurumunun kamuya yansımış herhangi bir yasa dışı faaliyetinin bulunmadığı, bu durumun meslekten ihraç için gerekçe olması halinde hakkında idari tahkikat başlatılması, devamında savunmasının alınması ve devamında kanun yolları açık olacak şekilde gerekli idari tedbirin uygulanmasının gerektiği, bu güne kadar meslekten ihraç gerekçesi olarak görülmeyen hususların 15 Temmuz darbe girişimi sonrası oluşan Olağanüstü Hal düzeninin sağlamış olduğu yetkilerin hukuka aykırı şekilde aşılarak ve Olağanüstü Hal ilanı ile ilgisi olmayan konularda dahi Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile mesleğinden ihraç edilmesinin tamamen keyfi uygulamadan ibaret olduğu, komisyon kararında her ne kadar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen ……. Dağıtım A.Ş'ye para yatırmak suretiyle mali destekte bulunmasının irtibat olduğu belirtilmiş ise de; bu konuda varsa bilgi ve belgelerin komisyon kararı aşamasında ve Mahkeme aşamasında kendisine verilmesi gerekirken verilmediği, öte yandan kendisinin hiçbir şekilde kredi kartı ile ya da nakit olarak …….. Dağıtım A.Ş'ye para yardımı v.s. yapmadığı, söz konusu ödemelerin çocuklarının sınavları için yapılan ödemeler olduğu, fişleme bilgilerinin delil olarak kullanılmasının anayasal suç olduğu, istinafa konu kararı veren İdare Mahkemesinin SD kart verilerinin içeriğine vakıf olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR SONUCU:
1-Ankara 21. İdare Mahkemesi'nce verilen 10/07/2019 gün ve E:2018/1342, K:2019/998 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 23.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)