İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/04/2019 gün ve E:2018/5366, K:2019/2729 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 20/03/2018 tarih ve 2018/8022 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığı, bu verilerin yanı sıra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/68532 hazırlık numaralı dosyası kapsamında ele geçirilen emniyet teşkilatı personeline ait örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde davacının KIRMIZI A5 (FETÖ/PDY'ye mensubiyeti, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişiyi ifade ettiği) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu, bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından, ilgili Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının özlük ve parasal hak talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, iptal davasında idari işlemin hukuka uygunluk denetiminin işlem tarihi itibariyle yapılacağı, istinafa konu Mahkeme Kararında, dava konusu işlemin hukuka (AİHS, Anayasa ve Kanunlara) uygun olup olmadığının incelenmediği; sadece davalı tarafından dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen hususlara yer verilerek hüküm kurulduğu, 25.07.2016 tarihinde tesis edilen dava konusu işlem için bu tarihte var olmayan bir durumun, Mahkeme Kararında idari işlemin sebep unsuru (gerekçesi) olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu, ByLock programına ait verilerin, Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yapılan istihbari çalışmalar neticesinde elde edildiği, adli kolluk olmayan MİT'in, bir soruşturma organı olmaması nedeniyle ceza yargılamaları için delil toplayamayacağı, ilk derece mahkemesi kararında belirtilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kesinleşen kararı uyarınca ByLock iletişim sisteminin, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı, KIRMIZI A5 seviyesinde kodlandırılmış olması hususuna yönelik olarak da, iddianın hukuka uygun olup olmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, hakkında herhangi bir idari soruşturma yapılmadığı, iddia edilen fiille ilgili olarak herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ve savunması dahi alınmadığı, bu durumun adil yargılanma hakkına aykırı olduğu, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmadığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir kısım temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunulmadan, durumun gerektirdiği ölçüde, sadece olağanüstü hal süresi boyunca, geçicilik ve ölçülülük ilkesine uygun olarak tedbir niteliğinde sınırlanabileceği, ömür boyu kamu görevinden çıkarılma cezasının, zamansal olarak olağanüstü halin süresini aşar nitelikte olduğu dolayısıyla ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği, hakkında yapılan işlemler ve ilk derece mahkemesi kararıyla Anayasa ve AİHS'nin dilekçesinde belirtilen maddelerindeki hükümlerin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/04/2019 gün ve E:2018/5366, K:2019/2729 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince;' 'takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)