İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 19/04/2019 gün ve E:2018/4299, K:2019/1327 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 16.02.2018 tarih ve 2018/4430 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ...... iletişim sistemini kullandığı, ceza yargılamasında örgütün sohbet adı altındaki örgütsel toplantılarına katıldığının tespit edildiği, bu nedenlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, darbe girişiminin, 2014 öncesi "cemaat, hizmet, gülen hareketi" gibi isimlerle anılan ve 26 Mayıs 2016 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı FETÖ/PDY adı altında terör örgütü ilan edilen yapıya mensup askerlerce gerçekleştirildiğinin açıklandığı, bu açıklamaya dayalı olarak, darbe girişimi ile ilgisi olmayan on binlerce kişinin 26 Mayıs 2016 tarihinden öncesine dayandırılan iddialarla minimum Anayasal güvencelere saygı gösterilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları dikkate alındığında bu yaptırımın ceza hukuku anlamında bir ceza olduğundan ceza yargılamasındaki tüm güvencelere uygun bir yargılama sonucu uygulanması gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ek 7 no.lu Protokol'ünün 4. maddesinde öngörülen "non bis in idem" ilkesinin açıkça ihlal edildiği, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunca öncelikle hak ihlallerinin tanınması ve uygun giderimin sağlanması gerekirken, açıkça ileri sürülen bu hak ihlallerinin hiçbir şekilde incelenmeden başvurusunun reddedildiği, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerinin ihlal edildiği, hiçbir yargılama yapılmadan bir KHK hükmü ile terör örgütü üyesi ilan edilmesinin ve damgalanmasının ayrıca şeref ve itibarına saygı hakkına da müdahale oluşturduğu, Anayasaya göre, OHAL KHK'ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL'in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, kamu görevinden sürekli olarak çıkarılma tedbirinin OHAL'in sona ermesi ile sona ermeyecek türden kalıcı nitelikte bir tedbir olduğu ve bu konunun OHAL KHK'sı ile düzenlenemeyeceği, diğer bireylerin suçlu ilan edilebilmesi için kesinleşmiş yargı kararı gerekirken kendisinin yasama işlemi niteliğindeki yürütme organı kararı ile suçlu ilan edilerek masumiyet karinesinden yararlanmada kendisi ve diğer bireyler arasında ayrımcılık yapıldığı, hukuka uygun davrandığı sürece bir kamu görevlisinin emeklilik yaşına kadar çalışma, maaş elde etme, sosyal güvenlikten yararlanma ve emeklilik haklarına sahip olduğu, maaş, sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının mülkiyet hakkı kapsamı ve koruması altında olduğu, darbe girişimine hiçbir şekilde bulaşmamış olan şahsının, adil yargılanma hakkının gereklerine uygun bir yargılama yapılmadan, savunması dahi alınmadan kamu görevinden çıkarılmasının OHAL'e neden olan şiddet olaylarının bastırılmasıyla ilişkisinin olmadığı, hakkındaki yargılamanın tek dayanağının ...... programını kullandığı iddiası olduğu ve bu iddiadan başka dosyada ileri sürülen başka bir şey bulunmadığı, ...... kullandığı iddia edilen cep telefonunun yapılan bilirkişi incelemesinde, cep telefonuna format atılmadığı ve ...... programı da dahil hiçbir örgütsel döküman olmadığının belirtildiği, aradan üç yıl geçmiş olmasına rağmen ...... tespit ve değerlendirme tutanağının ortaya çıkartılmadığı, Yargıtayca itibar edilmeyen HIS(CGNAT) dökümlerine rağmen her türlü şüpheden uzak kesin bir tespit varmış gibi şahsının mahkum edildiği, Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrasında belirtilen hükmünün, "kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez" hükmünün sadece ceza yargılamalarını değil, hukukun tüm dallarını ve disiplin hukukunu da kapsadığı, hakkında yapılmış ve yapılacak işlemlerde karar alınmadan önce toplanmış tüm delillerin hukuka uygun olarak toplanmış olması gerektiği, MİT, Emniyet ve Jandarma tarafından istihbarı amaçla toplanan bilgilerin yasalara uygun olarak elde edilmiş olsalar dahi, amaçları dışında örneğin bir disiplin ya da ceza yargılamasında delil olarak kullanılamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3. fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 19/04/2019 gün ve E:2018/4299, K:2019/1327 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince;"...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." olarak DÜZELTİLMESİNE,
3- Anılan kararda; "... davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "... davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için iş bu kararın kesinleşmesinden sonra ilgili kuruma müzekkere yazılmasına..." şeklinde DÜZELTİLMESİNE,
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 23.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)