İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/04/2019 gün ve E:2018/1657, K:2019/2301 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 26.03.2018 tarih ve 2018/8597 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığı, örgüte müzahir sendikada üyelik kaydının olduğu, bu verilerin yanı sıra örgüte müzahir özel eğitim kurumunda veli kaydı olduğu, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı .... Yayın Grubuna ait televizyon kanallarının …. isimli dijital platformdan çıkarılması üzerine anılan platform üyeliğini sona erdirdiği, bu eylemlerin mevcut olmasının, davacının FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir bağ içerisine girdiğini ortaya koyduğu ve davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğuna dair tespitin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşıldığından, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Disiplin Kurulları Yönetmeliği, Danıştay ve Anayasa Mahkemesinin kazanılmış haklara ilişkin kararları ile AİHM kararlarına aykırı olarak hakkında herhangi bir soruşturma yapılmadan, ifadesi ve soruşturma sonrası savunması alınmadan, disiplin cezasına ilişkin itiraz hakları sunulmadan kamu görevinden çıkartıldığı, OHAL KHK'larının süre ve konu bakımından sınırlı olduğu, konu bakımından sadece OHAL'in gerektirdiği durumları, süre bakımından ise söz konusu dönemi kapsayacağı, bu nedenle de kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, suçluluğu ispat edilmeden suçlu sayıldığı, mevzuata uygun olarak kurulmuş olan ve denetime tabi tutulan …. Eğitimciler Sendikasının kanuna aykırı faaliyet yürüttüğüne dair veri bulunmadığı, sendikaya üye olmasının da meslekten ihraç edilmesine dayanak alınamayacağı, kaldı ki 2016 yılının Haziran ayında sendikadan istifa edip başka bir sendikaya üye olduğu, bunun da örgütle irtibatı olmadığını gösterdiği, ByLock programının delil olarak alınmasının haberleşme özgürlüğüne aykırı olduğu, Devletin denetimine tabi okullara çocuğunu göndermesinin gerekçe yapılamayacağı, yasalara uygun kurulan şirketlerde SGK kaydının bulunmasının delil olarak alınmasının ise çalışma hakkı ve ödevinin ihlali anlamına geldiği, hakkındaki adli soruşturmanın ihraç işleminden sonra gerçekleşip sonuçlanmadığı, MİT ve Emniyet istihbarat bilgisinin delil niteliği bulunmadığı, dava konusu işlemin dilekçesinde belirttiği Anayasal ilkelere aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1- Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/04/2019 gün ve E:2018/1657, K:2019/2301 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Anılan kararda ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''takdir edilen 1.362,00TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 19/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)