İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/04/2019 gün ve E:2018/1983, K:2019/2074 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 05.03.2018 tarih ve 2018/6192 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığı, örgüte iltisaklı Bank…. isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, örgüte müzahir sendikada üyelik kaydının olduğu, bu verilerin yanı sıra örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, örgüte müzahir okulda veli kaydının olduğu, bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından, ilgili Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, hiçbir somut delil ve gerekçe sunulmaksızın meslekten çıkarıldığı, OHAL KHK'sı ile yargılanmadan terör örgütü üyesi olmakla suçlandığı ve cezalandırıldığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, Anayasa'nın 121. ve TBMM İçtüzüğünün 128. maddesi uyarınca OHAL döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin Resmi Gazetede yayımlandıkları gün TBMM'nin onayına sunulması ve 30 gün içinde onaylanması gerekmesine karşın OHAL KHK'larının hiçbirinde bu şekil şartına uyulmadığı, hakkındaki kamu görevinden çıkarma işleminin ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu türden bir cezaya ancak mahkemelerce hükmedilebileceği, ancak olayda olduğu gibi yürütme ve yasama organlarının kişileri yargılama, suçlu ilan edip cezalandırma yetkisi olmadığı, gizli olan MGK kararlarının yasal bir bağlayıcılığı olmadığı için bu kararlara dayanılarak suçlama yapılamayacağı ve mahkemelerce bu kararlara dayanılamayacağı, kaldı ki davanın reddine dayanak yapılan olayların 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararından önceki döneme ilişkin olduğu, bu tarihten önceki eylemleri nedeniyle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinden bahsedilemeyeceği, ByLock programı kullanmadığı, bu programı kullandığının da ortaya konulamadığı, Bank ... hesabının aktif kullanılan bir hesap olmadığı için delil olamayacağı, yasal zeminde kurulmuş olan ve Devlet tarafından denetlenen bir sendikada üyelik kaydının aleyhine değerlendirilemeyeceği, ölçülülük, doğan hakim ve non bis in idem ilkelerinin, dava dilekçesindeki iddialar karşılanmadığından da gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, adli yardım istemi kabul edilmiş olmasına rağmen, mahkeme tarafından davalı idare vekili için hükmedilen avukatlık ücretinin ödenmesinin de kararın kesinleşmesine bağlanmamasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının davacıya ilişkin tespitlere yer verilen kısmında, "Bank ... isimli bankadaki hesabında bulunan para miktarını 2014 yılından itibaren muhtelif tarihlerde muhtelif miktarlarda para girişleriyle artış sağladığı" belirtilerek birden fazla para girişi olduğu değerlendirmesinde bulunulmuş ise de; dosyanın incelenmesinden, davacının anılan Bankadaki hesabına 2014 yılından sonra sadece 12/09/2014 tarihinde para girişi olduğu görülmüş olup, bu husus İdare Mahkemesi kararının Bank ...'ya ilişkin gerekçesinin kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ayrıca, 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte ... Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarihli ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarihli ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarihli ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarihli ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile de kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dershanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, ... Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/06/2018 gün ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının Wifi üzerinden erişim sağladığı bylock programı aracılığı ile diğer bylock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. ... Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır" ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı sendikaya üye olduğu tespitine yer verilmekle yetinilmiş ise de, davacının kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasından, davacının 17/25 Aralık 2013 sürecinden önceki Ağustos 2012 - Nisan 2013 ve bu süreçten sonraki Ocak 2014 - Temmuz 2016 tarihleri arasında ... Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde bu durum da, davacının yasal görünümlü bir sendika aracılığı ile terör örgütünün amacına uygun tavır ve davranış sergileyerek çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU: Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 17/04/2019 gün ve E:2018/1983, K:2019/2074 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)