İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 13/03/2019 gün ve E:2018/5464, K:2019/1136 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 30/04/2018 tarih ve 2018/13814 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia edilen parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, ceza mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığı, örgütle iltisaklı Bank ........ isimli bankadaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği (04.02.2015 tarihinde 100,00 TL tutarlı 31 gün vadeli katılım hesabı açtığı), örgüte müzahir sendikada üyelik kaydının olduğu, bu verilerin yanı sıra örgütle irtibatlı yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, bu eylemlerin mevcut olmasının davacının FETÖ/PDY ile normal bir vatandaşınkinden beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumda FETÖ/PDY ile bağı olduğuna dair tespitin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşıldığından, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının tazminat talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, Anayasa'da yer alan hüküm uyarınca OHAL KHK'larının kanunlaştıktan sonra Anayasa Mahkemesince denetlenebileceği, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmasının bireysel işlem olduğu ve bireysel işlemlerin ilgilisine tebliğ edilmesi gerekirken tebliğ edilmediği için dava açma, mahkemeye erişim hakkının engellendiği, olağanüstü hal dönemlerinde Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir kısım temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunulmadan, durumun gerektirdiği ölçüde, sadece olağanüstü hal süresi boyunca, geçicilik ve ölçülülük ilkesine uygun olarak tedbir niteliğinde sınırlanabileceği, kamu görevinden ihraç kararına gerekçe gösterilen fiillerle ilgisi olmadığı, 7080 sayılı Kanun`un (672 sayılı KHK) hükümleriyle Anayasa ve AİHS'nin dilekçede belirtilen maddelerinin ve ilkelerin ihlal edildiği; kararın gerekçesinde belirtilen “iltisak”, “irtibat” olarak değerlendirilen, isnat edilen eylemin sübutuna gerekçe gösterilen ve kararda anlatılan olgularda hiçbir somut delillendirme ve değerlendirme bulunmadığı; İdare Mahkemesi kararıyla hukuki güvenlik ilkesi, adil yargılanma ve gerekçeli karar edinme hakkına aykırı hareket edildiği, bir kanun (hükmünde kararname) ile yargılanmadan, savunma hakkı tanınmadan, somut olarak neyle suçlandığı bildirilmeden terör örgütü üyesi olarak mahkum edildiği ve bu mahkumiyetin karşılığı olarak da sonuçları son derece ağır bir yaptırıma çarptırıldığı ve bütün bunların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından değil, yürütme organı tarafından yapıldığı, kamu görevinden ihraç etmenin, bir kamu görevlisi için en ağır idari yaptırım olmasına rağmen yüzbinlerce kamu personelinin, Anayasa ve disiplin hukukunda yer alan asgari güvencelerden dahi yararlandırılmadan, haklarında hiçbir soruşturma açılmadan, savunmaları dahi alınmadan ve somut hiçbir gerekçe göstermeden OHAL KHK’larıyla kamu görevinden çıkarıldığı, MİT, Emniyet ve Jandarma tarafından istihbari amaçlı toplanan bilgilerin, yasalara uygun olarak elde edilmiş olsalar dahi amaçları dışında kullanılamayacağından hiçbir surette meslekten ihraç işlemine dayanak teşkil etmeyeceği, Bylock isimli programı kullanmadığı ve kullandığının her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulmadığı, Bank ........ya para yatırma talimatının 01.01.2014-01.01.2015 tarihleri arasında olduğunun tespit edildiği ve bu tarihler dışında para yatıranlar hakkında soruşturma başlatılmadığı, kendisinin hesap açma tarihinin de bu tarih aralığı dışında olduğu, bir eğitimci olarak demokratik ve anayasal hakkını kullanmak için sendikal hakkını ekonomik, sosyal, kültürel, mesleki hak ve menfaatlerini daha iyi koruyabileceğini düşündüğü için ........ Eğitim-Sen’e üye olduğu, ........ Medya Dağıtım A.Ş.'ye 12/09/2014-12/05/2015 tarihleri arasında toplam 999,00 TL ödeme bilgisinin bulunduğu iddiasına ilişkin olarak da; elde edilen ödeme belgesinin usule ve hukuka uygun olarak elde edilip edilmediği ve elde edilen belgelerde tahrifat yapılıp yapılmadığının aydınlatılmadığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösterir herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bir bütün olarak, bu mümkün değil ise 4. maddesinin 1. fıkrası (g) bendinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürdüğü kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bir bütün olarak, bu mümkün değil ise 4. maddesinin 1. fıkrası (g) bendinin Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152. maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonunda, suçu sabit görülen davacı hakkında hapis cezası verildiği, cezanın istinafen incelenerek kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'nce reddedildiği ve nihayet anılan kararın, temyiz incelemesi yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09/04/2019 tarih ve E:2019/631, K:2019/2434 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yukarıdaki ek gerekçeyle birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 13/03/2019 gün ve E:2018/5464, K:2019/1136 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
5-Fazladan yatırılan 44,40 TL harcın istek halinde ilgili tahsil dairesince istinaf başvurusunda bulunana iadesine,
6-Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana resen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 05.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)