İSTEMİN ÖZETİ: Astsubay olarak görev yapan ve 2010 yılında katıldığı "Astsubaylıktan Muvazzaf Subaylığa Geçiş Sınavının" mülakat aşamasında başarısız olan davacı tarafından, "subay temel eğitimine alınıp subaylığa nasbedilerek, nasıp tarihinin 2010 yılına götürülmesi" talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Genelkurmay Başkanlığı Hava Kuvvetleri Komutanlığının 05.11.2018 tarihli işleminin iptali ile mahrum kalınan haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının 06.09.2016 tarihli dilekçe ile de mülakat komisyonu üyelerinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı olduğu belirtilerek "subay temel eğitimine alınıp subaylığa nasbedilerek nasıp tarihinin 2010 yılına götürülmesi" talebinde bulunduğu ve bu talebinin Genelkurmay Başkanlığının 19.10.2016 tarih ve 16 sayılı işlemi ile; "...yazılı ve mülakat sınavlarına sicil notu ve takdir ceza puanı eklenmesiyle sıralama notu oluşturulduğu, diğer adayın yazılı sınav haricinde, sicil notu ve takdir edilen ceza puanının da daha yüksek olduğu ve yapılan sıralama neticesinde dilekçe sahibi personelin ikinci sırada kaldığının tespit edildiği, levazım sınıfında 2010 yılı için belirlenmiş kontenjanın "1" olduğu, diğer adayın sıralama puanının yüksek olması nedeniyle kontenjana girdiği ve başvuru sahibi personelin mevzuat hükümleri kapsamında karşılanmasının mümkün olmadığı" gerekçesiyle reddedildiği, davacının 2018 tarihli başvurusunun da 19.10.2016 tarih ve 16 sayılı davalı idare cevabı ilgi gösterilmek ve mevcut mevzuat hükümleri doğrultusunda yapılacak bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, davacının atanma talebinin, 2010 yılında girdiği astsubaylıktan subaylığa geçiş sınavı kapsamında mülakatta haksız olarak elendiği gerekçesine dayandığı, 2010 yılı ve devamında uyuşmazlık konusu yapılmayan söz konusu sınava yönelik davacı iddiaları kapsamında, davacı talebinin mevcut mevzuat hükümleri uyarınca reddedildiği, bu nedenle, atanma talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 11/09/2019 gün ve E:2018/2696, K:2019/1589 sayılı kararın; davacı vekili tarafından, davacının astsubaylıktan subaylığa geçiş sınavında başarılı olduğu, mülakata girmeye hak kazandığı, ancak açık bir şekilde haksızlığa uğradığı, hain terör örgütünün hain oyunları neticesinde subay olamadığı, mevcut kanun ve nizamlarda müvekkilin durumunu yansıtacak bir norm ya da esasın bulunmadığı, çünkü yaşanılan süreç ve ülkenin başına gelenler önceden tahayyül edilebilecek cinsten olaylar olmadığı, böyle bir durumda yaşanılan bu olaylar sonucunda ne gibi bir sürecin uygulanacağına dair yazılı, pozitif hukuk normlarının bulunmayışının da olağan olduğu, ancak sınavı ve mülakatı geçmiş bulunan ve fakat hakları gasb edilerek nasbı engellenen davacının yerine alınan şahsın, FETÖ/PDY kumpasları ve kirli oyunları sonucu subay olduğu, sonrasında her şeyin ortaya çıkmasıyla ilişiğinin kesildiği, bulunması gereken konuma getirilmesini istemenin, anayasal bir hak olduğu, mülakat komisyonunda bulunan bazı kişilerin 2010 yılı mülakat zamanında albay rütbesinde olmaları ve sonrasında tamamının general olarak hain darbe girişimi sonrası aynı kararname ile ihraç edilmiş olmalarının, davacının girdiği sınavın hiç de normal olmadığını gösterdiği, subay nasbedilmek için gerekli olan bütün aşamaları layığıyla yerine getirdiği, yazılı sınavı ve mülakatı geçmesine rağmen FETÖ/PDY üyesi ve sempatizanı oldukları yargı kararıyla kesinleşmiş olan şahıslar nedeniyle kontenjan dışı kaldığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak talebin reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince, davacının duruşma isteminin 2577 sayılı kanunun 17. maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek ve anılan Kanunun 52/2. ve 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İdari işlemlerdeki "hukuka uygunluk karinesi"nin, idari işlemlerin, kamu yararı, kamu düzeni, kamu gerekleri ve benzeri kavramlarla adlandırılan olgular gözetilerek tesis edildikleri ön kabulüne dayandığı, gerek öğretide ve gerekse uygulamada (yargı kararlarında) kabul edilen bir husustur.
Buna göre, 2010 yılında katıldığı "Astsubaylıktan Muvazzaf Subaylık Sınavının" mülakat aşamasında başarısız olan davacı tarafından, söz konusu sınav sonucuna ilişkin olarak dava açılmadığı gibi, FETÖ/PDY üyesi oldukları belirtilen bazı mülakat komisyonu üyeleri hakkında daha sonradan ortaya çıkan bilgi ve belgeler dışında, "hukuka uygunluk karinesi"nden yararlanan sınavın, yapılış şekli ve bu sınavdaki değerlendirmelerin, hukuka ve mevzuata aykırılığı yönünde somut bir bilgi veya belge de ortaya konulamamıştır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusuna konu edilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, başvurunun yukarıda açıklanan gerekçenin eklenmesi suretiyle reddine, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, fazladan yatırılan 44,40 TL karar harcı ile 60,00 TL celse harcının ve posta gideri avansından artan miktarın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi uyarınca istinaf başvurusunda bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası gereğince diğer kanun yolları kapalı ve kesin olmak üzere, 29.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)