İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesince verilen 19/03/2019 gün ve E:2018/2303, K:2019/1214 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 689 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 02.05.2018 tarih ve 2018/14078 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan maddi haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesince; davacının, örgüte iltisaklı Bank...... isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, hakkında yürütülen adli muhakeme esnasında alınan ifadelerden örgüt ile irtibat içinde olduğunun tespit edildiği, davacının bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından, ilgili Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, maddi hak talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, OHAL döneminde OHAL süresiyle sınırlı olarak alınan tedbirler çerçevesinde kamu görevinden çıkarıldığı ve 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verilmesi nedeniyle ihraç işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, OHAL döneminde durumun gerektirdiği ölçüde geçici tedbirler alınması gerekirken kalıcı sonuçlar doğuran kamu görevinden çıkarılma işleminin uygulandığı, Anayasaya göre OHAL döneminde dahi ihlal edilmeyecek türden bir hak olan masumiyet karinesinden yararlanma hakkının OHAL KHK'sı ile terör örgütü üyesi olarak suçlanmak suretiyle cezalandırılarak ihlal edildiği, Anayasa ve TBMM içtüzüğüne göre OHAL KHK'larının Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra 30 gün içinde TBMM'nin onayına sunulması gerektiği halde sunulmadığı, kamu görevinden çıkarılma işleminin ceza hukuku anlamında bir ceza niteliğinde olması nedeniyle adil yargılanma hakkına ilişkin tüm güvencelerin korunması gerektiği, yürütme ve yasama organının kişileri ya da grupları suçlu ilan edip cezalandırma yetkisinin bulunmadığı ve bu durumun fonksiyon gasbı oluşturduğu, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, ihlal ettiği iddiasının somut kanıtlara dayanmak zorunda olduğu, 26 Mayıs 2016 tarihinde ilan edilen terör örgütüne, bu tarihten önceki yasal faaliyetleri gerekçe gösterilerek terör örgütü üyeliği ile suçlanamayacağı, yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren bir bankaya para yatırma fiilinin yasal bir faaliyet olması nedeniyle suç delili olarak kabul edilemeyeceği, hesap hareketleri incelendiğinde örgüt talimatına uygun bir şekilde işlem bulunmadığının görüleceği, para yatırma işleminin banka TMSF'ye devredildikten sonra gerçekleştiği ve kısa bir süre sonra parayı çektiği, aynı suçlama ile iki kez yargılama (adli ve idari) yapılmasının hukuka aykırı olduğu ve tek fiile tek ceza ilkesine aykırılık oluşturduğu, masumiyet karinesinden yararlanma bakımından ayrımcılık yapıldığı, dava konusu işlem ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararı ile Anayasa, AİHS'nde yer alan hükümler ve AİHM kararlarının ihlal edildiği, dava dilekçesinde ileri sürülen ve davanın sonucunu esastan etkileyecek nitelikte olan birçok iptal nedeni ve argümanın idare mahkemesince hiçbir şekilde incelenmeden davanın reddedildiği, dolayısıyla gerekçeli karar hakkının da ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla yapılan yargılamasında etkin pişmanlık ve iyi hal hükümleri uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından da ilk derece mahkemesi kararının cezanın ertelenmesine ilişkin kısmının, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması şeklinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, dolayısıyla etkin pişmanlık hükümlerden faydalanan davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyini aşan ilişkisinin varlığı samimi ikrarına dayanılarak ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesince verilen 19/03/2019 gün ve E:2018/2303, K:2019/1214 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 23.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)