İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 08/04/2019 gün ve E:2018/3022, K:2019/1621 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 19/03/2018 tarih ve 2018/7729 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığının tespit edildiği, hakkında yürütülen adli muhakeme esnasında alınan ifadelerden örgüt ile irtibat içinde olduğunun beyan edildiği, örgüte iltisaklı Bank... isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, örgüte müzahir sendikada üyelik kaydının olduğu, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan ... Derneği'ne para gönderdiği, bu verilerin yanı sıra örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, örgüte müzahir okulda veli kaydının olduğu, bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından, ilgili Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının özlük ve parasal hak talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, somut olayda, ölünceye kadar süreceği için geçici nitelikte olmayan kamu görevinden çıkarma işleminin, darbe girişimi ile ilgisi olmayan kamu görevlileri açısından, durumun gerektirdiği türden bir tedbir olmayıp, Anayasanın 15. ve 121. maddeleri ile AİHS'nin 15. maddesine aykırı olduğu, OHAL KHK'lerinin hiçbiri TBMM tarafından süresinde onanmamış olup, tüm KHK'lerin Anayasanın açıkça öngördüğü şekil şartlarına riayet edilmeden uygulandığı, her iki husus dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesine ve davanın sonucunu açıkça etkileyebilecek birer argüman olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi kararında hiçbir şekilde incelenmeden dava reddedildiği için, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, masumiyet karinesinden yararlanma hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemle ölçülülük ilkesine aykırı hareket edildiği, yine bağımsız mahkeme ilkesine aykırı hareket edildiği, Bylock verilerinin yasa dışı delil olup, hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, MİT'in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği Bylocka ilişkin hard disk ve flaş belleğin, bugüne kadar, talep etmelerine rağmen, onbinlerce sanıktan hiçbirine verilmediği, bu hususun ise çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerini ihlal ettiği, Bank ...ya dair şahsının kişisel verilerinin ilk olarak hiçbir mahkeme kararı olmadan, yasa dışı şekilde polis tarafından ele geçirildiği ve kullanıldığı, bir kişinin yatırım amacıyla bir bankaya para yatırmasının ve bu yatırımdan kar elde etmesinin, mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, kaldı ki iddia edildiği gibi, Bank ...ya para yatırma işleminin örgüt liderinin talimatıyla yapıldığı iddiasının doğru olduğu varsayılsa dahi, işlemin kendisinin tamamen yasal olduğu, hiçbir suçun kapsamına girmediği, üyesi olduğu belirtilen tüzel kişilik hakkında, terör örgütü üyesi olduğu yönünde verilmiş ve kesinleşmiş herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, bir sendikaya üye olmasının AİHS'nin 11. maddesinde düzenlenen örgütlenme özgürlüğünün koruması altında olduğu, ... Medyaya yaptığı ödemenin, abonesi olduğu bir gazetenin abone bedelini ödemekten ibaret olduğu, bir şirket, hastane, dernek, vakıf, sendika veya bakanlıktaki ya da bankadaki bilgilerin kişisel veri niteliğinde olup, özel hayatın kapsamında ve koruması altında olduğu, sadece mahkeme kararı ile elde edilebileceği, ayrıca satın alınan gazete veya derginin karşılığı olarak yapılan para ödemesinin, işlendiği zaman tamamen yasal bir işlem olup, yasal bir işlem cezaya dayanak yapıldığı için kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin de ihlal edildiği, bu nedenle söz konusu verilerin yasa dışı delil olduğu gibi özel hayata saygı hakkının da ihlal edildiği, Millî Eğitim Bakanlığının faaliyette bulunmasına izin verdiği bir okula çocuğunu göndermenin tamamen yasal bir faaliyet olduğu gibi, bu ve benzeri yasal faaliyetlerin terör örgütü üyeliği suçlamasına dayanak yapılması ve sadakat yükümlüğünü ihlale gerekçe gösterilemeyeceği, insani bir yardım kuruluşu olan ve KHK ile kapatılan ... Derneğinin yasalara uygun olarak kurulduğu ve kapatıldığı tarihe kadar da kamu makamlarının denetim ve gözetimi altında faaliyette bulunduğu, bu Derneğe bağış yapmış olmanın suç delili olarak gösterilip cezalandırmaya dayanak yapılmasının örgütlenme özgürlüğünü ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini ihlal edeceği, ayrıca sohbetlere katıldığı yolundaki iddianın bir an için doğru olduğu varsayılsa dahi, bir kişinin tamamen barışçıl dini sohbetlere katılmasının hem toplanma özgürlüğünün hem de din ve vicdan özgürlüğünün kapsamı ve koruması altında olduğu, idare mahkemesinin ret kararında dayanılan tüm delillerin, şahsının KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı tarihten sonra elde edildiği, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU: Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 08/04/2019 gün ve E:2018/3022, K:2019/1621 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda ''duruşmalı işleri için takdir edilen 2.075,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''duruşmalı işleri için takdir edilen 2.075,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 27.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)