İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/05/2019 gün ve E:2018/4436, K:2019/3420 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 28/03/2018 tarih ve 2018/8970 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığının tespit edildiği, örgüte iltisaklı Bank... isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, örgüte müzahir dernekte üyelik kaydının olduğu, bu verilerin yanı sıra örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, örgüte müzahir okulda veli kaydının olduğu, davacının bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından, ilgili Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, işlem hukuka uygun bulunduğundan özlük ve parasal hak talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, ihraç kararında somut delil gösterilmemesinin, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında ise adli yargıya intikal eden ve kovuşturma süreci devam eden hususlar (bylock kullanıldığı iddiası, Bank... hesabı hareketleri, örgütle iltisaklı olduğu ileri sürülen basın yayın organına para gönderdiği iddiası, çocuklarını özel okullara gönderdiği iddiası gibi) nedeniyle sorumlu tutulmasının, işlemi sebep unsuru yönünden sakatladığı, söz konusu işlemler Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26/09/2017 tarih ve E: 2017/956, K: 2017/370 sayılı kararı ile; cemaatin FETÖ/PDY terör örgütü olarak kabul edildiği tarihten önceki dönemlere ait olduğundan, bu hususların dava konusu işleme gerekçe olamayacağı, hakkındaki mahkumiyet kararının kesinleşmediği, Bank ...'da hesap açtırmasının sebebinin okuma yazma bilmeyen ablası ve halasının ellerinde bulunan parayı bankaya yatırmak istemelerinden kaynaklandığı, 2015 yılının ortalarında ise bankada bulunan tüm parayı çektiği ve sahiplerine dağıttığı, 2013 yılında bir ev aldığı, buna ilişkin ödemelerin de banka aracılığı ile değil elden makbuzlar karşılığı yapıldığı, ceza yargılaması sırasında alınan İl Dernekler Müdürlüğü’nün 21.03.2017 tarihli yazısında ...’e üyeliğinin çok önceden sona erdirdiğini ve aktif bir üyeliğini bulunmadığının tespit edildiğinin belirtildiği, üyesi olduğu ve KHK uyarınca kapatılan dernekler bakımından, Türk Ceza Yargılamasındaki kanunların geriye yürümezliği ilkesinin geçerli olduğu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun sırasıyla 24 Nisan 2017 ve 26 Eylül 2017 tarihli kararlarında Bylock uygulamasını kullanmanın tek başına örgütle irtibata yeterli delil olduğu gerekçesine de dayanıldığı ve başvuruların bu gerekçe ile reddedildiği, hukuka aykırılıklar nedeniyle Bylock verilerine dayanılarak karar verilemeyeceği, Mor Beyin uygulamaları ile 10.000 den fazla kişi hakkındaki bylock iddiasının ortadan kaldırılması ve buna ilişkin Yargıtay’ın bozma kararları ile Bylock programı bakımından somut delillerle ispatlanması gerektiğini belirtmesi nedeniyle hakkında verilen kararın da bozulma ihtimaline binaen ceza yargılamasındaki kesin niteliği olmayan delillerin disiplin hukuku bakımından bu haliyle dikkate alınmaması gerektiği, çocuğunu işlemde adı geçen okula gönderdiğinde söz konusu okulun Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet yürüten bir eğitim yuvası olduğu, aynı eylem nedeniyle birden fazla ceza verilemeyeceği kuralının ihlal edildiği, maruz kaldığı yaptırımın ceza hukuku anlamında bir ceza olup, ceza yargılamasındaki tüm güvencelere uygun bir yargılama sonucu uygulanması gerektiği, darbe girişimi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, darbe girişimiyle ilişkisi olmayan kamu görevlilerinin sivil ölüm oluşturur şekilde kamu görevinden çıkarılmasının, OHAL’e neden olan durumun kesinlikle gerektirdiği türden bir tedbir olmadığı, somut olayda OHAL kapsamı dışında kalan bir tedbirin bulunduğu, savunma hakkının ihlal edildiği ceza yargılamalarında kullanılacak tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğini gösterme yükümlülüğünün soruşturma ve kovuşturma organlarına ait olduğu, somut olayda her ne kadar idari yargı önünde görülen bir yargılama olsa da suçlamanın niteliği ile cezanın ağırlığı dikkate alındığında somut olayda ceza hukuku anlamında bir “suçlama ve ceza” bulunduğu, bu açıdan AİHS’nin 6/1 ve 6/3 maddelerindeki tüm güvencelere uygun bir yargılama yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR SONUCU:
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/05/2019 gün ve E:2018/4436, K:2019/3420 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 10.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)