(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Adıyaman İdare Mahkemesi'nce verilen 21/07/2017 tarih ve E:2016/425, K:2017/718 Sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nce, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdare Dava Dairesi'nin 19/07/2018 tarih ve E:2017/11272, K:2018/2751 Sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay 12. Dairesi'nin 12/06/2019 tarih ve E:2018/10094, K:2018/4440 Sayılı kararına uyularak, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Adıyaman İli Merkez Dumlupınar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde öğretmen olarak görev yaptığı dönemde, ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiilini gerçekleştirdiğinden bahisle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi gereği devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziye edilen davacının, söz konusu cezaya itirazının reddine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun 21.06.2016 tarih ve E. 7280423 Sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "Olayda; soruşturma raporu ve eklerindeki tanık ifadeleri irdelendiğinde, 9 öğrencinin davacının "cinsel organıyla oynadığı, titrediği, ayağa kalktığında cinsel bölgesinde kabarıklık olduğu, özel yaşamından ve ailesiyle ilgili sıkıntılarından bahsettiği, ikinci karısını da boşayacağını söylediği "vb. beyanlarda bulundukları, 4 öğrencinin dersten yemek yemek için erken çıktıkları için olaya şahit olmadıkları, 1 öğrencinin o gün okulda olmadığı, 2 öğrencinin olayı görmeyip duyduklarını beyan ettikleri, yine 2 öğrencinin de olayı duyduklarını ve davacının öğrencilerle samimi oluğunu beyan ettiklerinin görüldüğü, aynı okulda çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmeni olarak çalışan Z.P.I.'nın da ifadesinde, öğrencilerin çoğunun olayı gördüğünü ancak ailelerinden çekindikleri ve yanlış anlaşılmaktan korktukları ve nasıl ifade edeceklerini bilmedikleri için görmedik demeyi tercih ettiklerini ve olayın olduğuna inandığını belirttiği, davacının da 08.03.2016 tarihli ifadesinde tesbih çektiği için yanlış anlaşılabileceğini beyan ettiği, daha 10.03.2016 tarihindeki ek ifadesinde ise kendisine 2004 yılından itibaren hiper egzama tanısı konulduğunu, genital bölgesinde egzama olduğunu beyan ettiğinin görüldüğü ve çelişkili ifadelere başvurması karşısında dava konusu eylemin sübut bulduğu sonucuna varılmıştır. ...Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı olan soruşturma raporu ve eki ifade tutanaklarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olan disiplin cezasına konu fiili işlediği hususunun sübuta erdiği anlaşıldığından davacının fiillerine uygun 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında sayılmıştır.
Disiplin hukuku, cezalandırılma ilkeleri açısından ceza hukuku ile benzer özellikler taşımakta olup, kişilerin disiplin cezası ile cezalandırılabilmeleri için suç olarak belirlenmiş olan tutum ya da davranışın ilgilisi tarafından işlenmiş olduğunun kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanması ve maddi gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya konması gerekmektedir. Ayrıca evrensel ceza hukuku ile Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi disiplin hukukunda da uygulama alanı bulmaktadır. Buna göre; disiplin yaptırımı uygulanacak kişi tarafından ikrar edilmeyen ve eldeki mevcut deliller ile disiplin normuna aykırı fiilin ispatı mümkün olmayan hallerde "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince ilgiliye disiplin cezası verilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Adıyaman İli, Merkez Dumlupınar Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi Felsefe grubu öğretmeni olarak olarak görev yapan davacı hakkında, Adıyaman Valiliği'nin 04.03.2016 tarih ve 26101138 Sayılı oluruyla, ders sırasında sınıf ortamında mahremiyet sınırlarını zorlayan, aşan ve bir eğitimciden beklenmeyen tutum ve davranışlar sergilediği hususları hakkında soruşturma yapılmasının istendiği, soruşturma sonucunda, davacının, 03.03.2016 Perşembe günü 11/A sınıfında beşinci dersin bitimine yaklaşık 10 dakika kala, öğretmen masasında oturur pozisyonda, elleri masanın altında, cinsel organıyla oynayarak kendini tatmin ettiği gerekçesiyle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g hükmü uyarınca "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezası ile tecziyesinin teklif edildiği, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 21.06.2016 karar tarihli ve E.7280423 Sayılı kararıyla da davacının devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziyesi teklifinin kabulüne karar verilmesi üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin soruşturma raporunda, sınıfın mevcudunun 20 öğrenci olduğu, ancak fiili devam eden öğrenci sayısının 19 olduğu, 4 öğrencinin dersten erken çıktıkları için olaya şahit olmadıkları, 1 öğrencinin o gün okulda olmadığı, 1 öğrencinin de ifadelerin alındığı gün okulda olmaması nedeniyle ifadesine başvurulamadığı, 4 öğrencinin olayı görmediklerini beyan ettikleri, 8 öğrencinin olayı gördükleri yönünde ifade verdikleri, 1 öğrencinin de "öğretmeni ayağa kalktığında elinin cinsel organında olduğu ve cinsel organının uyarıldığını gördüm. Yüzümü çevirdim bakmadım." şeklinde ifade verdiği, öğrencilerin olay günü okul idaresine verdikleri yazılı beyanlar, soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına verdikleri ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, öğrencilerin farklı zaman ve farklı muhataplara verdikleri ifadelerinde yer alan açıklamalar ve detaylar yönünden çelişki ve uyumsuzlukların olduğu, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 22/03/2016 tarih ve K:2016/1398 Karar sayılı davacıya isnat edilen "hayasızca hareketlerde bulunma" suçu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, "bahse konu olayda tutanak tutan öğrencilerin tanık olarak alınan ifadelerinde, hocanın cinsel organını görmediklerini, hocanın pantalonunun aşağıda olduğunu görmediklerini, pantalolunu indirmediğini, bazı tanıkların vermiş olduğu ifadede hocanın cinsel organı ile oynadığını dahi görmediklerini, arkadaşları olan Dilan'ın yanlarına gelerek bu şekilde beyan ettiğini, elini pantalonunun kasık kısmından içeri sokarak oynadığını, titrediğini, gözünün sabit bir noktaya baktığını kendilerine karşı herhangi bir eyleminin olmadığını belirttikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmakla..." denildiği görüldüğünden, davacıya isnat edilen, "öğretmen masasında oturur pozisyonda, elleri masanın altında, cinsel organıyla oynayarak kendini tatmin ettiği" iddiasının iddiasının kesin olarak ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sınıfta bulunduğu halde olaya şahit olmayan öğrencilerin varlığı ve disiplin soruşturması aşamasında davacının "öğretmen masasında oturur pozisyonda, elleri masanın altında, cinsel organıyla oynayarak kendini tatmin ettiği" yönünde ifade veren kız öğrencilerin bazısının, savcılık aşamasında tanık olarak alınan ifadelerinde davacıya isnat edilen suçun işlenmediği yönünde beyanda bulunmaları karşısında; davacının üzerine atılı şuçları işlediği, her türlü şüpheden uzak, kesin, somut delillerle ortaya konulamadığından, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlemde ve anılan gerekçe ile davanın reddi yönündeki Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜ ile istinafa konu mahkeme kararının KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, mahkeme safhasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 371,71-TL yargılama giderleri, istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 245,70TL yargılama giderleri ve temyiz aşamasında davacı tarafından yapılan 300,40-TL yargılama giderleri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın kararın kesinleşmesini müteakip ilgili taraflara re'sen iadesine, kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 26/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)