İSTEMİN ÖZETİ: Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nda koruma ve güvenlik memuru olarak görev yapan davacı tarafından, eşinin Gaziantep İlinde özel sektörde çalıştığından bahisle eş durumu mazereti nedeniyle Gaziantep İli'ne atanması için yapılan başvurunun reddine ilişkin 15/02/2019 tarihli ve E.1025/4613 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği'nin 26. maddesinin (d) fıkrası uyarınca aile bütünlüğü gözetilerek Gaziantep İli'nde durumuna uygun bir kadroya naklen atanması gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 02/10/2019 tarihli ve E:2019/561, K:2019/1860 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nda koruma ve güvenlik memuru olarak görev yapan davacı tarafından, eşinin Gaziantep İlinde özel sektörde çalıştığından bahisle eş durumu mazereti nedeniyle Gaziantep İli'ne atanması için yapılan başvurunun reddine ilişkin 15/02/2019 tarihli ve E.1025/4613 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72. maddesinde, kurumlarda yer değiştirme suretiyle atamaların adil ve dengeli bir sistem içinde yapılacağı öngörülmüş, aynı Kanun'un 76. maddesinde ise, kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle, memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği'nin "Mazerete Dayalı Naklen Atamalar" başlıklı 24. maddesinde, "Bu Yönetmelik kapsamındaki personel; sağlık, aile birliği ve can güvenliği mazeretlerini belgelendirmeleri halinde 22 nci maddedeki şartlar aranmaksızın istekleri üzerine naklen atanabilirler.(Ek ikinci fıkra: RG-9/5/2006-26163) (Değişik: RG-14/5/2016-29712) Bu şekilde atananlar mazeretlerinin herhangi bir nedenle ortadan kalkması durumunda, süre şartına bakılmaksızın uygun bir kadro ve ihtiyaç bulunması halinde önceki görev yerlerine atanabilirler. (Ek üçüncü fıkra: RG-9/10/2010-27724) Görev yapılan yere atanmadan önce var olan bir mazerete dayalı olarak nakil talebinde bulunulamaz. (Ek dördüncü fıkra: RG-9/10/2010-27724) (Değişik fıkra: RG-21/11/2015-29539) Bu madde kapsamındaki aile birliği mazeretine dayalı naklen atamalarda, 22 nci maddenin beşinci fıkrasındaki toplu atama usulü de uygulanabilir. (Ek cümle: RG-30/6/2018-30464) Toplu atama usulü uygulanması durumunda aile birliği mazeretine dayalı naklen atama işlemleri yılda iki kez gerçekleştirilir.(Ek beşinci fıkra:RG-21/11/2015-29539) Sağlık ve aile birliği mazeretlerine dayalı olarak yer değiştirmeye tabi tutulan memur, mazeretinin devam ettiğini her yıl Ocak ayında alacağı belgeyle belgelendirmek zorundadır.(Ek altıncı fıkra:RG-21/11/2015-29539) Sağlık ve can güvenliği mazeretlerine dayalı olarak yapılacak yer değiştirme suretiyle atamalar, atanma dönemine tabi değildir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Adalet Bakanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı emrinde koruma güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının, eşinin 2007 yılından beri Gaziantep İli, Şahinbey İlçesinde özel sektörde çalıştığından bahisle eş durumu nedeniyle Ankara İlinden Gaziantep İline uygun bir kadroya atanma talebiyle yaptığı 25/01/2019 tarihli başvurunun, davacının hizmetine ihtiyaç duyulduğundan bahisle 15/02/2019 tarihli ve E.1025/4613 sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda, savunma ve istinaf dilekçelerinde, koruma ve güvenlik görevlisi kadrolarının Bakanlığın Merkez teşkilatına ait kadrolar olduğunun, taşra teşkilatı bulunmadığının, davacının Gaziantep Adliyesine veya başka bir adliyeye koruma ve güvenlik görevlisi olarak atanması imkanı bulunmadığının ileri sürüldüğü görülmüştür.
Benzer bir davada Ankara 17. İdare Mahkemesinin E:2019/740 esasına kayıtlı dosyasında davalı idarenin iddiasının açıklığa kavuşturulması için ara kararıyla "Davalı idareden; 1) 2019 yılı içinde ve dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra, bu güne kadar Bakanlığın merkez teşkilatında görev yapan koruma ve güvenlik görevlilerinden taşra teşkilatına mazeretli ya da mazeretsiz olarak atanan ya da başka bir birimde görevlendirilen memur olup olmadığı sorularak şayet Bakanlığın merkez teşkilatında görev yapan koruma ve güvenlik görevlilerinden taşra teşkilatına mazeretli ya da mazeretsiz atanan var ise, hangi kadroya, hangi ilde, hangi kuruma ne şekilde atandığının sorularak, atananların listesinin ve atamalarına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine, 2) 2019 yılı başında Bakanlık Merkez Teşkilatında görev yapan koruma ve güvenlik görevlisi sayısının sorularak halen görev yapan aynı kadrodaki personel sayısının kaç olduğunun, bunların hepsinin fiilen koruma ve güvenlik görevlisi olarak görev yapıp yapmadıklarının, 2019 yılı içinde başka kadroya geçirilen veya kurumlar arası nakil yoluyla ayrılan koruma güvenlik görevlisi olup olmadığının" sorulduğu, davalı idare tarafından sunulan 05/07/2019 tarihli cevabi yazı ve ekinde; "...Ara kararda talep edilen hususlara ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde, 1) 2019 yılı içinde bugüne kadar Bakanlık merkez teşkilatında görev yapan koruma ve güvenlik görevlilerinden taşra teşkilatına atanan 3 personelin bulunduğu, bu personelden (194023) Volkan Gür'ün eş durumu mazereti nedeniyle mahkeme kararı ile Hınıs Adliyesine mübaşir olarak atandığı, (167570) …'nin çocuğunun sağlık durumu mazereti nedeniyle unvan değişikliği ile Konya Adliyesine memur olarak atandığı, (194029) …'in sağlık ve ailevi nedenlerinden dolayı unvan değişikliği ile Dinar Adliyesine emanet memuru olarak atandığı, 2) 2019 yılı başında koruma ve güvenlik görevlisi kadrosunda görev yapan personel sayısının 180, halen aynı kadroda görev yapan personel sayısının 177 olduğu, başkaca 2019 yılı içerisinde başka kadroya geçirilen koruma ve güvenlik görevlisinin bulunmadığı anlaşılmıştır." şeklinde cevap verildiği görülmüştür.
1982 Anayasası'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." düzenlemesi yer almaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesi, birbiriyle aynı hukuki durumda olanlara veya olması gerekenlere ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin görünümlerinden biri de düzenli idare ilkesidir. Düzenli idare ilkesi; idarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları tüzük, yönetmelik gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesi ve sürekli uygulamalar ile hukuki istikrarı tesis ederek buna uymasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkartabileceği hüküm altına alınmıştır.
İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olup, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda, doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar.
Diğer taraftan, idarelerin işlem tesis ederken Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açık ise de, bu takdir hakkı, serbestçe ve keyfi şekilde kullanılabilecek bir durumu ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmelidir.
Bu bağlamda; idarenin yetki sahibi olduğu alanlarda yapacağı düzenlemelerde ve bu düzenlemelere bağlı yapacağı işlemler de haklı bir neden olmadan yerleşik, istikrar kazanmış uygulamalarından ayrılması, sahip olduğu serbestiyi düzenli idare ilkesine ve bu ilkenin bağlı olduğu eşitlik ilkesine aykırı kullanması anlamına gelecektir.
Anayasanın 2. maddesinde yer verilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, idarenin de işlemlerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Hukuki güvenlik ilkesinin idari işleyişe yansıyan tarafı ise idari istikrar ilkesidir. İdari istikrar ilkesi, idarenin iş ve eylemlerinde kişilere hukuki güvenlik sağlayan yöntemler geliştirmesini ifade eder.
Bu durumda, dava dosyası ile hükme esas alınacak nitelikte görülen ve Ankara 17. İdare Mahkemesinin ara kararı üzerine gönderilen belgeler birlikte değerlendirildiğinde, eş mazereti nedeniyle atanma husususun Adalet Bakanlığı Memur, Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin yukarıda yer verilen 24. maddesi ile düzenlendiği, davacının eş mazereti nedeniyle atanmasına kanunen engel olmadığı, davalı irade tarafından davacı ile aynı pozisyonda olan personel arasından aile eş ve sağlık mazereti ile Ankara il sınırları dışında başka kadrolara atamalar yapıldığı, her ne kadar davalı idare tarafından, koruma ve güvenlik görevlisi kadrolarının Bakanlığın merkez teşkilatına ait kadrolar olduğu, taşra teşkilatında bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, davalı idare tarafından, aynı yıl içinde sağlık, ailevi ve eş durumu mazereti nedeniyle taşrada bulunan başka kadrolara (emanet memuru, memur gibi kadrolara) atanan davacı gibi Bakanlık Merkezi Teşkilatında görev yapan koruma ve güvenlik görevlisi ünvanlı personel olduğu, dolayısıyla taşra teşkilatında koruma güvenlik görevlisi kadrosu bulunmamasının davacının geçerli eş mazeretine dayalı olarak Gaziantep İli'ne atanmasına engel oluşturmadığı, bu durumun adıgeçen açısından eşitlik ilkesine aykırı bir durum oluşturduğu ve davalı idarenin, davacının geçerli ve mevzuatın aradığı eş mazereti şartlarını taşıyıp taşımadığını araştırarak hukuki bir zemine oturtması gerekirken, koruma ve güvenlik görevlisi kadrolarının Bakanlığın Merkez teşkilatına ait kadrolar olduğundan bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 02/10/2019 tarihli ve E:2019/561, K:2019/1860 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, istinaf giderlerinin başvuruda bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya ve davalı idareye iadesine, 01/06/2020 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. (¤¤)