İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 12/04/2019 gün ve E:2018/586, K:2019/1068 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 14/02/2018 tarih ve 2018/4401 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesince; davacının, ... iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Bankası AŞ'de (Bank ...) 2014 yılından sonra para yatırdığı, TMSF'ye devredilen ... Medya Dağıtım A.Ş.'ye 12.1.2014-4.12.2015 yılları arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, bu nedenlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı sabit olduğu anlaşılmakla; kamu görevine iadesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, somut olayda, ölünceye kadar süreceği için geçici nitelikte olmayan kamu görevinden çıkarma işleminin, darbe girişimi ile ilgisi olmayan kamu görevlileri açısından, durumun gerektirdiği türden bir tedbir olmayıp, Anayasanın 15. ve 121. maddeleri ile AİHS'nin 15. maddesine aykırı olduğu, OHAL KHK'lerinin hiçbiri TBMM tarafından süresinde onanmamış olup, tüm KHK'lerin Anayasanın açıkça öngördüğü şekil şartlarına riayet edilmeden uygulandığı, her iki husus dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesine ve davanın sonucunu açıkça etkileyebilecek birer argüman olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi kararında hiçbir şekilde incelenmeden dava reddedildiği için, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, masumiyet karinesinden yararlanma hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemle ölçülülük ilkesine aykırı hareket edildiği, yine bağımsız mahkeme ilkesine aykırı hareket edildiği, ... verilerinin yasa dışı delil olup, hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, MİT'in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği ... ilişkin hard disk ve flaş belleğin, bugüne kadar, talep etmelerine rağmen, onbinlerce sanıktan hiçbirine verilmediği, bu hususun ise çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerini ihlal ettiği, Bank ... dair şahsının kişisel verilerinin ilk olarak hiçbir mahkeme kararı olmadan, yasa dışı şekilde polis tarafından ele geçirildiği ve kullanıldığı, bir kişinin yatırım amacıyla bir bankaya para yatırmasının ve bu yatırımdan kar elde etmesinin, mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, kaldı ki iddia edildiği gibi, Bank ... para yatırma işleminin örgüt liderinin talimatıyla yapıldığı iddiasının doğru olduğu varsayılsa dahi, işlemin kendisinin tamamen yasal olduğu, hiçbir suçun kapsamına girmediği, ... Medyaya yaptığı ödemenin, abonesi olduğu, bir gazetenin abone bedelini ödemekten ibaret olduğu, bir şirket, hastane, dernek, vakıf, sendika veya bakanlıktaki ya da bankadaki bilgilerin kişisel veri niteliğinde olup, özel hayatın kapsamında ve koruması altında olduğu, sadece mahkeme kararı ile elde edilebileceği, ayrıca satın alınan gazete veya derginin karşılığı olarak yapılan para ödemesinin, işlendiği zaman tamamen yasal bir işlem olup, yasal bir işlem cezaya dayanak yapıldığı için kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin de ihlal edildiği, bu nedenle söz konusu verilerin yasa dışı delil olduğu gibi özel hayata saygı hakkının da ihlal edildiği, idare mahkemesinin red kararında dayanılan tüm delillerin, şahsının KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı tarihten sonra elde edildiği, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından; istinaf dilekçesinde, istinaf isteminin kabulü ile davaya konu işlemin iptaline karar verilmesini istediği, ayrıca işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ilk ihraç işleminin yapıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili isteminde de bulunduğu görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, tarafların, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri, ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır.
İdari yargılama usulünde davayı genişletme yasağının olduğu, istinaf başvurusunda davayı genişletici mahiyette hiçbir istemde bulunulamayacağı, bunun tek istisnasının yukarıdaki Kanun maddesinde hüküm altına alınan tam yargı davalarında nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere tazminat miktarının artırılması hususunun olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından davanın iptal davası olarak açıldığı, ancak istinaf dilekçesinde davayı genişletici mahiyette işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ilk ihraç işleminin yapıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili istemine de yer verildiği görüldüğünden, bu istemin "davanın konusunu genişletme yasağı" kapsamında olması nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Diğer yandan; ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU: Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 12/04/2019 gün ve E:2018/586, K:2019/1068 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin REDDİNE,
2-Anılan kararda ''duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3-Anılan kararda "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına" şeklinde düzeltilmesine,
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 10.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)