(2709 S. K. m. 46, 168) (2942 S. K. m. 1, 5) (3213 S. K. m. 3, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Eskişehir 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/12/2018 günlü, E:2018/375, K:2018/837 Sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
DAVALI MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararda kaldırma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan başvurunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
MÜDAHİL-DAVALI ..... MİNERAL MADENCİLİK SANAYİ VE TİC. LTD.ŞTİ.
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, Eskişehir İli, Seyitgazi İlçesi, ..... Mahallesi, ..... Mevkii, 257 ada, 32 parsel sayılı 11.833,00 m² yüzölçümlü taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 17.07.2017 tarihli, 108 Sayılı "Olur"unun iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın, taşınmazın halihazırda işletme ruhsatına sahip olan müdahil şirket lehine kamulaştırılmasından kaynaklandığı, dava konusu işlemle lehine kamulaştırma yapılan şirket ile uyuşmazlık konusu taşınmazın maliki olan davacının satın alma konusunda anlaşamaması üzerine, müdahil tarafından mevzuatta öngörülen belgelerle lehine kamulaştırma yapılması istemiyle başvuruda bulunduğu, başvuru üzerine Teknik Heyetçe mahallinde yapılan inceleme sonucunda üretimin devamı için uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılması gerektiğinin ortaya konulduğu, kamulaştırma işlemlerinin temelini oluşturan "kamu yararı"nın, ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği, flora ve faunadan oluşan çevreye, toplumsal ve bireysel yaşama, kültüre etkileri göz önünde bulundurulmaksızın salt elde edilecek gelirin fazlalığına, "ülke ekonomisine getirisine" bakılarak ortaya konulması imkan dahilinde değilse de, daha önce üretim gerçekleştirilen, potansiyel madencilik alanı olduğu ve üretim planlanan ocak sahası içerisinde kaldığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın işletme ruhsatı sahibi şirket lehine kamulaştırılmaması halinde atıl kalacağı, kamu gücü ayrıcalığı olan kamulaştırmanın ancak kamu yararı açısından kaçınılmaz olduğu hallerde 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununa uygun olarak tesis edilebileceği bu durumda, dava konusu kamulaştırma işleminin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
I. ANAYASAL VE YASAL DÜZENLEMELER UYARINCA MADENLER YÖNÜNDEN KAMULAŞTIRMA
Anayasasının Kamulaştırma başlıklı 46. maddesinde: "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır." kuralı yer almıştır.
Anayasanın 168. maddesinde: "Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredilebilir. Hangi tâbii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılması kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." kuralı yer almakta; maddenin gerekçesinde: "...Devletin arama ve işletmeyi süresinde gerçekleştirememesi sonucu özel teşebbüs de devreye girmektedir. Amaç, millî servetin işletilmesini ve millî gelirin artırılmasını bir an önce sağlamaktır." şeklinde açıklanmaya yer verilmektedir.
Kamulaştırmaya ilişkin esas ve usullerin düzenlendiği 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde: "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.
Özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri adına yapılacak kamulaştırmalarda da, bu Kanun hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
2942 Sayılı Kanununun 5. maddesinde kamu yararı kararı verecek merciler gösterilmiş olup, buna göre kamu yararı kararını verecek merci, gerçek kişiler yararına kamulaştırmalarda bu kişilerin, özel hukuk tüzelkişileri yararına kamulaştırmalarda ise; yönetim kurulları veya idare meclislerinin, yoksa yetkili yönetim organlarının başvuruları üzerine, gördükleri hizmet bakımından denetimine bağlı oldukları köy, belediye, özel idare veya bakanlıktır (5/c).
Kamulaştırma, kamu yararının korunması ve kamu hizmetlerinin görülmesi için devlete tanınmış yetkilerden ve taşınmaz üzerinde özel mülkiyet hakkını ortadan kaldıran ya da bu hak üzerine konulmuş bir sınırlamadır. Bu yetki gerçek ve özel hukuk tüzelkişi yararına da kullanılabilir. Ancak, özel kanuna dayalı olarak ve Devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yasalarla belirlenen koşullar ve yöntemler çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Anayasanın 168. maddesinde öngörülen düzenlemelerden olan 3213 Sayılı Maden Kanununun 3. maddesinde "Kamulaştırma: İşletme ruhsat süresi boyunca ruhsat alanında kalan özel mülkiyet arazilerine madencilik faaliyeti için alınan kamulaştırma kararı" şeklinde tanımlanmıştır.
Kamulaştırma açısından özel kanun niteliği taşıyan 3213 Sayılı Kanun, işletme ruhsat süresi boyunca ancak işletme ruhsat alanında kalan ve madencilik faaliyeti için yapılan kamulaştırma konusuna özel bir önem vermektedir. Bu kanuna göre; ruhsat sahibinin kamulaştırılan alanı kamulaştırma amacı dışında kullanması ve/veya ruhsat alanını madencilik faaliyetleri dışında kullanması ve/veya kullandırmasını haksız yere hak iktisabı saymakta ve haksız yere hak iktisabına imkan veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanlar da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul edilmektedir (Madde 10/c).
3213 Sayılı Maden Kanununun "İrtifak, intifa hakkı ve kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde: "Maden arama dönemi içerisinde arama sahası özel mülkiyete konu gayrimenkul üzerinde kullanma amacına münhasır olmak üzere belli süreler için madenci, Genel Müdürlüğe müracaat ile irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir.
İrtifak ve/veya intifa hakkı karşılığı, Kamulaştırma Kanununa uygun olarak seçilecek bilirkişiler tarafından tespit edilir.
(Değişik:15/6/2001-4683/4 md.) Arama süresi sonunda işletme talebi söz konusu olduğu takdirde tesis edilen irtifak ve/veya intifa hakkının süresi işletme süresini geçmemek kaydıyla uzatılabildiği gibi yeni irtifak ve/veya intifa hakkı talebinde de bulunulabilir. (Ek cümle: 4/2/2015 – 6592/20 md.) İşletme ruhsat sahasında ve/veya mücavirinde kurulacak tesislerde kullanılacak ve ruhsat sahası dışından getirilecek olan su, doğalgaz, elektrik ve haberleşme hatları için ruhsat sahibi Genel Müdürlüğe müracaat ederek irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir.
Faaliyetler sırasında sahaya zarar verilmesi durumunda ruhsat sahibi adli merciler tarafından tespit edilecek tazminatı arazi sahibine ödemek ve sahayı kullanılabilir durumda terk etmekle yükümlüdür.
(Son fıkra İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 22/9/1993 tarihli, E:1993/8, K:1993/31 Sayılı kararı)
(Ek fıkralar: 26/5/2004 – 5177/20 md.)
İşletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmaz, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılır.
Kamulaştırma işlemleri 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedeli işletme ruhsatı sahibi tarafından ödenir.
Kamulaştırılan taşınmaz, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edilir.
Kamulaştırılan taşınmazın, maden işletme faaliyetleri için lüzum kalmadığının Genel Müdürlükçe tespiti halinde, Kamulaştırma Kanununda öngörülen usul ve esaslara göre belirlenecek rayiç bedeli ödenmek kaydıyla kamulaştırılan yerin eski sahibine iade edileceği hususu, ruhsat sahibi ve taşınmazın eski sahibine tebliğ edilir. Eski sahibinin taşınmazı altı ay içerisinde almak istememesi durumunda taşınmaz Hazineye kalır.
Tapu siciline konulan şerhler Genel Müdürlüğün müracaatı üzerine ayrıca mahkeme kararına gerek kalmadan silinir.
Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerde yapılan madencilik faaliyetleri için bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra kira, ecrimisil alınmaz.
I. Grup madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi için kamulaştırma hükümleri uygulanmaz." kuralları bulunmaktadır.
3213 Sayılı Kanun; İşletme ruhsatını, işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesi, İşletme iznini ise, bir madenin işletmeye alınabilmesi için izin olarak tanımlamaktadır.
II. SÜRELİ MADEN İŞLETME ÇALIŞMASI, KAMU YARARI, MÜLKİYET HAKKI
Anayasanın 168. maddesine göre, madenler devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Madeni işletme hakkı belli bir süreyle özel kişilere de devredilebilir. 3213 Sayılı Kanun'un 4. maddesinde ifade edildiği üzere, "Madenler ... içinde bulundukları arzın mülkiyetine tâbi değildir." Madenleri işletme hakkı, arzın mülkiyetini gerektirmeyen, madenin bulunduğu arz üzerinde işletme hakkı sahibi lehine, gerekli tesisleri kurmak ve maden çıkarmak için "yararlanma (intifa) hakkı"nın tanınmasını konu alır.
Mülkiyet hakkı genel olarak; bir kimsenin, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara da uymak koşuluyla bir şey üzerinde dilediği biçimde kullanma, ürünlerinden yararlanma, tasarruf etme (başkasına devretme, biçimini değiştirme, harcama ve tüketme hattâ yok etme) yetkilerini anlatır.
Taşınmaz malikinin, kamulaştırma yolu ile değiştirilmesinin nedeni, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun, özel mülkiyet hakkının korunmasından daha üstün tutulmasıdır. Kamulaştırmada, bir yanda kamunun yararı, diğer yanda kamulaştırılan taşınmaz malikinin hakları olduğundan, mülkiyet hakkının anayasal güvenceye bağlandığı bir hukuk düzeninde kamulaştırma yetkisi kullanılırken, karşılıklı hak ve yararların bağdaştırılması gerekir.
Gerçek kişi ya da özel hukuk tüzelkişisi yararına kamulaştırmada, özel mülkiyet konusu bir taşınmazın kamu gücü kullanılarak özel kişiler arasında el değiştirilmesinin nedeni, işletme ruhsatı sahibi özel girişimcilerin yararlarının, taşınmaz maliklerinin kişisel yararlarından üstün tutulması biçiminde algılanamaz. Burada ancak, işletme ruhsatı sahibi kişiler eliyle yürütülen belli süreli maden işletme çalışmaları konusunda gerçekleştirilecek kamu yararının karşılanması gereksiniminin, eski malikin yararından üstün tutulması söz konusudur.
III. DOSYANIN İNCELENMESİNDEN;
1-)Eskişehir İli, Seyitgazi İlçesinde müdahil-davalı ..... Mineral Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. uhdesinde Sicil:200707557 Sayılı IV(a) grubu 1.161,72 hektar yüzölçümlü Montmorillonit İşletme Ruhsatının bulunduğu, 27.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği ve 27.03.2023 tarihinde sona ereceği, bu saha içerisinde 02.08.2013 tarihinde 56,98 hektarlık İşletme İzni alındığı, davacıya ait 11.833,00 m² yüzölçümlü alanın İşletme İzin alanı içerisinde yer aldığı,
2-)Ruhsat sahibi tarafından davalı idareye verilen 07/10/2016 ve 14/10/2016 tarihli dilekçelerle söz konusu ruhsat sahası içinde bulunan 32 parsel sayılı taşınmazın satın alınması için parsel sahibine ihbarname çekildiği, ancak uzlaşma sağlanamadığı belirtilerek, söz konusu parselin kamulaştırılmasının talep edildiği,
3-)Mahallinde tetkiki için 27/10/2016 tarihli Olur ile Jeoloji Mühendisi T. D., Maden Mühendisi Y. G. ve Mali Uzman Yardımcısı G. T.'tan oluşan heyet tarafından 02/11/2016 tarihi Raporda;
-Tetkik tarihinde sahada üretim faaliyeti bulunmadığı,
-Y:2692968-X:4366359 koordinatlarında aktif olarak üretim gerçekleştirilen ocak ile Y:292882-X:4366165 koordinatlarında eskiden çalışılan ocağın bulunduğu,
-18/10/2013 tarihli ÇED kararı ve 25/07/2013 tarihli GSM kapsamında işyeri açma ve çalışma ruhsatının mevcut olduğu,
-Sahada faaliyet gösterilen alanın tapulu arazi ve mera arazisinden oluştuğu, 31 ve 140 Sayılı parsel sahipleri ile yapılan muvafakatnamelerin ve söz konusu faaliyette bulunulacak tapulu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun olduğuna dair iznin olduğu, mera alanına ilişkin 2,12 hektarlık alanda mera tahsis değişikliği yapıldığı,
-Sahanın tamamının görünür ve muhtemel rezerv alanı olduğu, sahada önceki yıllar itibariyle üretim gerçekleştirildiği, sahada projesine uygun olarak faaliyet gösterildiği,
-Saha daimi nezaretçi defterinin uygun olarak tutulduğu, sahadan yapılan sevkiyatlarla sevk fişlerinin, yapılan beyanların uyumlu olduğu,
-İşletme izninin yürürlüğe girdiği 02.08.2013 tarihinden itibaren sahada yapılan montmorillonit üretim miktarlarının 2013-2014-2015 yılı için 10.000'ar ton proje beyanında bulunulduğu, aynı yıllarda sırasıyla 6.815, 21.472 ve 19.230 ton üretim gerçekleştirildiği,
Kamulaştırma talebine istinaden yapılan incelemede?
-İşletme İzin alanı içinde kamulaştırma talep edilen 32 Sayılı parsel içerisinde Y:292882 - X:4366165 koordinatında açılmış ve geçmiş yıllarda montmorillonit üretimi yapılmış eski ocağın bulunduğu, ocağın mevcut halinden uzun süredir üretim yapılmadığının anlaşıldığı,
-Üretimlerin 32 Sayılı parsel dışındaki muvafakat bulunan parsellerde sürdürüldüğü,
-Ruhsatın şu anki ruhsat sahibine devrinden önce ..... Cam Mozaik Mad. Tarım ve Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. uhdesinde bulunduğu zamanda .... Seramik A.Ş. ile rödevans sözleşmesinin bulunduğu,
-32 Sayılı parselin rödevansçı Şirketin sahibi (davacı) S. Y.'a ait olduğu, parseldeki üretimlerin de rödevansçı firma tarafından gerçekleştirildiği,
-32 Sayılı parselin eski ocak alanından itibaren yeni açılan ocak alanı arasında yer aldığı,
-Montmorillonit cevherleşmesinin akarsulara bağlı olarak oluşması nedeniyle 32 Sayılı parsel üzerinde yoğunluk kazandığı, parselin halihazırda tarım alanı olarak kullanılmadığı, otla kaplı olduğu, geçmiş tarihte de yapılan madencilik faaliyetleri sonucu söz konusu alanın potansiyel madencilik alanı olduğu,
-Kamulaştırma talep edilen alanın üretim yapılması planlanan ocak planı içerisinde kaldığı ve ekonomik olarak işletme faaliyetlerinin sürdürülebilmesi, bu parsel üzerinde bulunan mevcut montmorillonit rezervinin üretilebilmesi için 32 Sayılı parselinin kullanılmasının zorunlu olduğu,
-Bu nedenle 1,17 hektarlık 32 Sayılı parselin kamulaştırılmasının 3213 Sayılı Maden Kanununun 46. maddesi kapsamında uygun olduğu,
Tespitine yer verildiği,
4-)Ruhsat sahası ve işletme izin alanında uyuşmazlık konusu parselde ekonomik olarak işletilebilecek montmorillonit rezervinin bulunduğu, bu alanların kuru marjinal tarım arazisi olduğu ve herhangi bir yerleşimin olmadığı, söz konusu alanın madencilik faaliyeti için gerekli olduğu tespit edildiği, bu alanda yapılacak madencilik faaliyetlerinin ekonomiye kazandıracağı katma değer, istihdam katkısı ve kamu menfaati de göz önünde bulundurulduğunda Sicil:200707557 Sayılı ruhsat sahası için 3213 Sayılı Maden Kanununun 46. maddesiyle Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 73. maddesine istinaden kamu yararı kararı verilmesi ve 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca kamulaştırma işleminin yapılması yolunda Bakanlık Makamınca Olur verilmesi üzerine kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemiyle asliye hukuk mahkemesine başvurulması üzerine görülen davanın açıldığı,
5-)İdare mahkemesince, dava konusu kamulaştırma işleminin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
6-)İstinaf Dilekçesinde;
-"Müvekkile ait taşınmaz, davalı kurum bünyesinde bulunan Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) tarafından daha önceden, başka bir şirkete verilmiş maden ruhsatı sahası içinde yer almaktadır. Bu maden ruhsatı alanı 1.161,72 hektarlık bir alandan oluşmaktadır. Bilindiği üzere, maden çalışması yapılabilmesi için bu maden ruhsatı yeterli olmamakta ve ayrıca yine davalı yanca "İşletme İzni” alınması icap etmektedir. Dava dosyasına sunduğumuz "Maden İşletme İzni” belgesinden de anlaşılacağı üzere, sadece 56,98 hektarlık alan için işletme izni istenmiştir. Oranlama yaptığımızda göreceğimiz üzere, 20 birimlik alanın sadece 1'i için madencilik izni istenmiştir. Müvekkile ait 11.833,00 m² taşınmazın ise, bu 19 birimlik alan içinde yer almaktadır. Yüzölçümü birimlerini dönüm olarak ele alacak olursak; yaklaşık 560 dönümden oluşan ve işletme izni alınıp madencilik faaliyetinin yapıldığı kısım dışarıda bırakıldığında, işletme izni alınmayı bekleyen yaklaşık 11.000 dönümlük atıl alan bulunmaktadır. Müvekkilimize ait yaklaşık 11 dönümlük alan ise, anılan bu 11.000 dönümlük alan içinde bulunmaktadır. Oranladığımızda ise, müvekkilimize ait alanın, atıl bekleyen toplam saha içindeki payının sadece 1/1000 (binde bir) olduğunu görmekteyiz.
-Bize göre, işbu kamulaştırma işleminin hukuka aykırılığı ise tam da burada başlamaktadır. Belirttiğimiz üzere, yaklaşık 11.000 dönüm atıl alan bulunuyor ve işletme izni alınmayı bekliyorken, bu alan içindeki 11 dönüme 'göz dikilmesi" açıkça hukuka aykırıdır. Zira idari işlemlerin unsurlarından biri de "amaç" unsurudur. Bu unsur, yapılacak idari işlemin kamu yararı barındırmasını şart koşmaktadır. 11.000 dönümlük atıl sahanın her yerinde, montmorillonit adlı maden bulunmaktadır."
yolunda iddialarda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
IV. DAİREMİZCE YAPILAN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
1-)Dairemizce uyuşmazlığın çözülebilmesi için verilen 10.10.2019 tarihli ara kararıyla davalı idareden uyuşmazlığa konu alanda kamulaştırma yapılmasına dayanak oluşturan "Mahallinde Tetkik ve Değerlendirme Raporu"nu düzenleyen teknik elemanlardan, atama ve benzeri nedenle başka yerde çalışıyorsa eşdeğer görev yapan teknik elemanların da dahil olacağı teknik bir ekiple;
-Maden Ruhsat sahası ve Maden İşletme sahası çakıştırılacak şekilde hazırlanacak bir Bilgi Paftasında, alanlar farklı renkle gösterilip lejand oluşturulmasının,
-Bu pafta üzerine 32 no.lu parselin de aynı esaslar dahilinde işlenmesinin,
-Bilgi paftasına yıllar itibariyle Gerçekleşen Yıllık Üretimin yapıldığı alanların farklı renklerle işlenmiş şeklinin gösterilmesi, stok sahalarının işlenmesi, üretim faaliyetinin sürdürülmesi için gerekli olan ve kullanılan alanların belirtilmesi, bu bilgilere ait projelerin birer örneğinin dosyaya sunulmasının,
-Tüm bu işlemelerin fotoğraf albümü oluşturulup, pafta üzerinde fotoğraf çekim noktalarının gösterilmesinin,
istenildiği,
2-)Ara kararına cevaben;
-1. ve 2. maddeler için istenen bilgilerin daha önce jpeg formatında sunulduğu,
-3. madde ile ilgili olarak, yıllık üretim alanlarının, pasa ve stok alanlarının yıllar itibari ile üst üste çakışması nedeni ile aynı harita/kroki üzerinde gösterilmesi durumunda alanlann üst üste binmesi nedeni ile 2018 yılı haritası esas alınarak üretim ve stok alanlarına ilişkin harita çiziminin yapıldığı,
-4. maddenin ise görev alanı kapsamında olmadığı için herhangi bir değerlendirme yapılamadığı,
yolunda açıklamalar yapıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlığa konu olayda, dava ve istinaf dilekçesindeki iddialar, davalı idarenin savunma ve istinafa cevap ile ara kararına cevap dilekçelerindeki beyanları, ara kararı cevabı ekindeki fotoğrafların bu dilekçede bahsi geçen jpeg fotoğraflarla birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesinden;
-Müdahil-davalı olan ruhsat sahibi tarafından düzenlenen Sicil: 200707557 Ruhsat numaralı Sahanın Kamulaştırılması Talepli Proje Eki Halihazır İmalat, Saha Sınır Vaziyet Planı, Üretim Planı, Restorasyon Planı ve Yerbulum Haritası ile söz konusu sahanın Kamulaştırma Talep Alanını Gösterir Haritanın ara kararı eki 2018 yılı haritası esas alınarak üretim ve stok alanlarına ilişkin yapılan harita çiziminin karşılaştırılması yoluna gidildiği,
-Buna göre; daha önceki tarihte 2016 yılında davalı idare elemanlarınca mahallinde yapılan tetkik üzerine düzenlenen Raporda ifade edilen hususlardan "32 no.lu parselin eski ocak alanından itibaren yeni açılan ocak alanı arasında yer aldığı, montmorillonit cevherleşmesinin akarsulara bağlı olarak oluşması nedeniyle 32 no.lu parsel üzerinde yoğunluk kazandığı, parselin halihazırda tarım alanı olarak kullanılmadığı, otla kaplı olduğu, geçmiş tarihte de yapılan madencilik faaliyetleri sonucu söz konusu alanın potansiyel madencilik alanı olduğu" konularının tartışmalı olmadığı, bu hususun aynı zamanda madenci olan davacı tarafından da kabul edildiği,
-Ancak davalı idarenin söz konusu Raporunun "kamulaştırma talep edilen alanın üretim yapılması planlanan ocak planı içerisinde kaldığı ve ekonomik olarak işletme faaliyetlerinin sürdürülebilmesi, bu parsel üzerinde bulunan mevcut montmorillonit rezervinin üretilebilmesi için 32 Sayılı parselini kullanılmasının zorunlu olduğu" yolunda yapılan ve kamu yararı kararına dayanak oluşturan tespiti yeterli ölçüde doğrulayacak açıklayıcılık ve içerik taşımadığı, dolayısıyla davacının kamu yararı amacından uzak işlem tesis edildiği iddiasını karşılamakta yetersiz kaldığı,
-İşletme ruhsatı sahibi kişiler eliyle yürütülen belli süreli maden işletme çalışmaları konusunda gerçekleştirilecek kamu yararının karşılanmasında; davacı taşınmazına duyulan ihtiyacın, 3213 Sayılı Kanundaki ifadesiyle "işletme faaliyetleri için gerekli"liğin teknik yönden kamu yararına esas olacak şekilde ortaya konulamadığı,
-Davalı idarece ara kararında istenilen hususların cevaplanmasındaki kimi açık kimi zımni eksikliklerin de, mahallindeki tetkik ve buna göre düzenlenen heyet raporunda kamu yararı gerekliliğinin yeterince ortaya konulamamış olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, işletme ruhsatı sahibi kişiler eliyle yürütülen belli süreli maden işletme çalışmaları konusunda gerçekleştirilecek kamu yararının karşılanmasında; davacı taşınmazına duyulan ihtiyacın, başka bir anlatımla "işletme faaliyetleri için gerekli"liğin, teknik yönden kamu yararına esas oluşturacak düzeyde açıklayıcılık içermediği, dolayısıyla da dava konusu kamulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı cihetle, iptali gerekirken davanın reddi yolunda verilen istinafa konu mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Aksi yöndeki bir değerlendirme; genel olarak kamu yararı taşıyan bir durumun, uyuşmazlıkta olduğu gibi her bir özel durumda -yer ve zamana bağlı olmadan- üretim gibi sürece tabi olan her bir aşamada kendiliğinden oluştuğu sonucunun kabulünü gerektireceği, ancak müdahil-davalının madencilik faaliyetine ilişkin olarak idare raporunda tespit edilen, son üretim aşamasının ulaştığı nokta itibariyle davacı taşınmazı arasında işletme faaliyeti için gereklilik olduğunun yeterli düzeyde olduğunun ortaya konulamadığı durumda dahi doğrudan doğruya kamulaştırılması ve dolayısıyla mülkiyet hakkının anayasal güvenceye bağlandığı hukuk düzenimizde kamulaştırma yetkisi kullanılırken, karşılıklı hak ve yararların bağdaştırılmasına yönelik adil dengenin bozulmasına yol açacaktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüyle davanın reddi yolunda Eskişehir 1. İdare Mahkemesince verilen 20/12/2018 günlü, E:2018/375, K:2018/837 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un 45/4 maddesi uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda ayrıntısı yer alan dava ve istinaf aşamasına ait toplam 699,50 TL (428,20 + 271,30) yargılama giderleri ile davacı vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, fazladan yatırılan 2,80 TL istinaf harcı ile posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde başvurana iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasına göre kesin olarak, 12/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)