İSTEMİN KONUSU: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/03/2019 gün ve E:2018/3671, K:2019/1289 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 06/06/2018 tarih ve 2018/19109 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock iletişim sistemini kullandığının tespit edildiği, örgüte iltisaklı Bank .... isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, hakkında yürütülen ceza kovuşturması esnasında örgüt adına himmet ve kurban bağışı topladığı, örgütün yayın organlarından olan ….. gazetesine abone olunması/bulunması için bir kısım sanıklar üzerinde baskı kurduğu, örgüte müzahir .... isimli dernekte zabıt katipliği sınavına giren bazı sanıklara temsili mülakat yaptığı, sorumluluğunda sohbet grubunun bulunduğu, sohbet grubunda bulunan adliye çalışanı bir kısım sanıklardan adliye ile ilgili bilgi belge getirmelerini istediği, 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütten kopmaları engellemek için örgütle irtibatı olan kişileri ısrarla arayıp örgütten ayrılmamaları yönünde çaba sarfettiğinin tespit edildiği, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan .... Derneğine para gönderdiği, çocuğunun iltisaklı özel okulda kaydının bulunduğu ve örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu, davacının bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığından, ilgili Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, Anayasanın 121.maddesinin 3. fıkrası uyarınca, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararnameler çıkarabileceği ve bu kararnamelerin resmi gazete de yayınlanarak aynı gün TBMM onayına sunulması gerekirken bu şekil şartına raiyet edilmediği, suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği, suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, olağanüstü hallerde çıkarılacak KHK’ların sadece olağanüstü hal süresi ile sınırlı olacak şekilde uygulanacak ve olağanüstü hal gerekçesine bağlı olarak çıkarılacak hükümler içermesi gerektiği, savunma hakkının kullandırılmadığı, hak arama, masumiyet karinesi ve adil yargılama hakkının ihlal edildiği, Bank ....’da hesabı bulunması ve F4'e üye olmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğunu göstermeyeceği, anılan Bankanın uzun süre bankacılık alanında faaliyette bulunduğu, Devlet yetkililerinin bu konuda herhangi bir işlem yapmadığı, vatandaşı uyarmadığı, aynı hususların …. için de geçerli olduğu, örgütsel bağ veya irtibatın ancak kesinleşmiş bir ceza yargılaması sonucunda tespiti yapılacak bir durum olduğu, Bank ....'nın BDDK'nın 03.02.2015 günlü kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine rağmen hesabındaki parayı 2016 yılının Ocak ayında çektiği, eğer talimatla veya yardım amaçlı para yatırmış olsaydı Banka TMSF’ye devredildiği an parayı çekmiş olması gerektiği, çocuğunun …. Kolejinin yapmış olduğu bursluluk sınavında 500 tam puan alarak sınav birincisi olması nedeniyle bu okulda öğrenim gördüğü, dava konusu işlemin hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararında davacının; "FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank .... isimli bankadaki hesabında bulunan para miktarını 2014 yılından itibaren muhtelif tarihlerde miktarlarda para girişleriyle artış sağladığı..." ve "davacının örgüte müzahir yayın organına muhtelif ödemelerde bulunduğu" tespitlerine yer verilmiş ise de; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Mahkemece yer verilen tespitten farklı olarak davacının kendi hesabına değil, eşinin hesabına para transfer ederek söz konusu Bankadaki mevduatta artış sağladığı ve örgüte müzahir yayın organına ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bu hususlar, davacı hakkındaki diğer deliller göz önüne alındığında, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yukarıda yer verilen gerekçe ve açıklamayla birlikte;
1-Ankara 20. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/03/2019 gün ve E:2018/3671, K:2019/1289 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince;" belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin işbu kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından davalı idareye ödenmesine" olarak DÜZELTİLMESİNE,
3-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 10/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)