(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125, 127)
İSTEMİN ÖZETİ: Hatay 1.İdare Mahkemesi'nce verilen 19/04/2018 tarih ve E:2017/1261, K:2018/523 Sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Hatay İli, İskenderun İlçesi, Hürriyet İlkokulu'nda öğretmen olan davacının, 21.12.2015 tarihinde bir saat, 12-13.10.2015 ve 29/12/2015 tarihinde birer gün özürsüz ve mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle, 657 Sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca, 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin 26/01/2017 tarih ve E.1100310 Sayılı İskenderun Kaymakamlığı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı hakların yasal faiziyle iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; mazeretsiz olarak göreve gelmediği şüpheye yer verilmeyecek şekilde sabit olan ve göreve gelmeme gerekçesi olarak Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunun yukarıda yer verilen kararını gösteren davacının, göreve gelmemesine ilişkin idareye kabul edilebilir bir mazeret bildirmediği, gerekçe olarak gösterilen konfederasyon kararı kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal, mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacına matuf sendikaların normal faaliyetleri arasında bulunmadığı gibi hukuken korunması gerekli sendikal eylem niteliğinde de görülmediğinden, bahsi geçen karar uyarınca eyleme katılmanın davacının göreve gelmemesine geçerli bir mazeret olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmış olup, davacı hakkında tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili; katıldığı eylemlerin üyesi olduğu sendikanın yetkili kurulları tarafından alınan karar üzerine yapılması nedeniyle sendikal eylem olduğu ve AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idari yargı kararları çerçevesinde bu şekilde göreve gelmemenin mazeret olarak kabul edilmesi nedeniyle disiplin cezası verilmesine olanak bulunmadığı, soruşturmaya 657 Sayılı Kanun'un 127.maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi geçirildikten sonra başlanıldığını ileri sürmekte ve kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini istemektedir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun "Zamanaşımı" başlıklı 127. Maddesinde; "Bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a-) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b-) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen hükümle, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; sendika kararı doğrultusunda, 21.12.2015 tarihinde bir saat, 12-13.10.2015 ve 29/12/2015 tarihinde birer gün göreve gitmeyerek hizmet üretmeme eylemine katılan davacının da aralarında bulunduğu öğretmenler ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonrası düzenlenen 28/11/2016 tarih ve 9025/77,47 Sayılı soruşturma raporunda; davacının 12-13.10.2015 ve 29/12/2015 tarihinde birer gün izinsiz ve mazeretsiz olarak göreve gelmeme fiili nedeniyle 657 Sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası, 21.12.2015 tarihinde 1 ders saati derse girmeme fiili nedeniyle 657 Sayılı Kanun'un 125/C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziyesinin gerektiği, ancak Disiplin İşlemleri ve Tevhiden Cezalandırma Başlıklı 2012/28 Sayılı Genelgenin 6. maddesi uyarınca tevhiden 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziyesinin teklif edildiği, bu teklife uygun olarak, 12-13.10.2015 ve 29/12/2015 tarihlerinde göreve gelmeyen ve 21.12.2015 tarihinde 1 ders saati derse girmeyen davacının dava konusu işlemle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde ve belirli sürelere uyulmak suretiyle yapılması, isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Yukarıda yazılı 657 Sayılı Yasa'nın 127. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri de, kişinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkabilecek kusurlu davranışların sürüncemede kalmaması, belirlenen bir sürenin geçmiş olmasıyla cezalandırmadan beklenen sosyal faydanın ortadan kalkacağı düşüncesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla getirilmiştir. Bu bakımından yukarıdaki metinde yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu sürelerdir.
Olayda; davacı hakkında disiplin cezası önerisi getirilen ve dava konusu işlemle disiplin cezası verilmesine sebep olan 12-13/10/2015 ve 21-29/12/2015 tarihlerinde göreve gelmeme fiilinin, niteliği gereği ve ülke çapında uygulanan sendika kararına dayanıyor olması nedeniyle etkileri ile kurum müdürü tarafından gün sonu yapılması gereken işlemler çerçevesinde fiilin işlenildiği tarihte öğrenileceğinin kuşkusuz olduğu, davacının göreve gelmediğinin, disiplin amiri olan okul müdürü ve dolayısıyla davalı idare tarafından fiilin işlenildiği 12-13/10/2015 ve 21-29/12/2015 tarihlerinde öğrenilmesine karşın davacı hakkında ancak en erken 15/02/2016 tarihli soruşturma oluru/olurlarına dayalı olarak soruşturmaya başlanıldığı ve disiplin cezası verildiği görülmektedir.
Bu duruma göre, davacının disiplin cezasına konu fiilinin idarece öğrenildiği 12-13/10/2015 ve 21-29/12/2015 tarihlerinden itibaren 657 Sayılı Kanunu'nun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradıktan sonra ve en erken 15/02/2016 tarihli soruşturma oluru/olurlarına dayalı olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Anayasanın 125.maddesi uyarınca, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüyle Hatay 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 19/04/2018 gün ve E:2017/1261, K:2018/523 Sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulüyle işlem nedeniyle maaşından yapılan kesintinin dava açma tarihi olan 11/04/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davacı tarafından mahkeme safhasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 146,15.-TL yargılama gideri ve istinaf aşamasında yapılan 204,40.-TL yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi uyarınca tam ücretin %30 üzerinden belirlenen 510,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın ilgili taraflara re'sen iadesine, istinaf aşamasında yersiz alınan 44,40.-TL karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)