(2577 S. K. m. 53)
İstemin Özeti: İstanbul 7. İdare Mahkemesinin davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin 22/02/2008 tarihli, E:2007/597, K:2008/295 sayılı kesinleşmiş kararının mülkiyet hakkını ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nin 10.10.2017 tarihli, 13312/08 sayılı kararıyla belirlendiğinden hareketle, yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılması ve davacı tarafından karşılanmış yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenip, davacıya vekalet ücreti ödenmesi istemi üzerine, yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabulü ile kesinleşmiş kararın kaldırılması, ancak maddi tazminat isteminin AİHM kararıyla karşılanmış olması nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesi yolunda İstanbul 7. İdare Mahkemesince verilen 15/11/2018 tarih ve E:2018/1124, K:2018/1837 sayılı kararın, davacının zararının ve tüm yargılama giderlerinin AİHM kararı gereğince tam olarak karşılandığı, yalnızca yargılama giderlerinden sorumluluk yönünden yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacağı, yabancı davacıdan teminat alınmaksızın davasının görülmesinin usule aykırı olduğu savıyla istinaf yoluyla incelenip, kaldırılması davalı idare tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi ile kararın yargılamanın yenilenmesi davasına ilişkin vekalet ücretine ait kısmının düzeltilmesi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla yönetimi ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)'na devredilen ....bank T.A.Ş'nin borsa işlemi aracılığıyla sahibi olduğu hisse karşılığı 43.449,25-TL maddi zararın, Bankanın devrine ilişkin işlemin hukuka aykırı bulunarak yargı yerince iptal edildiğinden hareketle, el konulma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açtığı dava, davacının hisse senetlerinin TMSF'ye aktarıldığı 30.1.2001 tarihinden itibaren genel idari dava açma süresi olan altmış gün içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş; bu karar davacının kanun yolu başvurularının reddedilmesi üzerine kesinleşmiştir.
İç hukuk yollarını tüketen davacının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasıyla başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, davacının, hukuka aykırılığı yargı yerince belirlenen işlem nedeniyle mülkiyetinden yoksun bırakılıp, yaşadığı kayıp için tazminat alamadığı sonucuna ulaşılarak, Sözleşme'ye ek 1 Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği, ayrıca, hukuka uygun olmadığı 24.2.2006 tarihli kesin yargı kararıyla belirlenen idari işlem nedeniyle bu tarihten önce tazminat davası açılmasının beklenmesinin makul olmadığı belirtilerek, dava açma süresinin katı biçimde yorumlanmasıyla davanın esasının incelenmesinin olanaksız hale gelmesinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verdiği, böylece Sözleşme'nin 6. maddesinin de ihlal edildiği sonucuna ulaşılarak, "adil tazmin" kararıyla, mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle davacıya, mevcut hissesinin el koyma tarihinden önceki gün itibarıyla ortalama değeri üzerinden tazminat ödenmesine karar verildiği gibi, AİHM önünde görülen yargılamaya ait giderlere karşılık davacının da aralarında bulunduğu tüm başvuranlara 25.000-Avro ödenmesine hükmedilmiştir.
Davacı bu defa, yargılamanın yenilenmesi yoluyla, davasının süre aşımı nedeniyle reddi kararının kaldırılmasını, bu davanın konusu oluşturan maddi tazminat talebinin AİHM kararı uyarınca giderilmiş olduğunun dikkate alınarak, artık bu konuda bir karar verilmemesini, ancak davasında haklı çıktığından hareketle, aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılıp, yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesini ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesini istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinin birinci fıkrasının (ı) maddesinde, "Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya hüküm aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi" hali yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında yer almıştır.
İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararında belirtildiği üzere, 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin açık kuralı karşısında, AİHM'nin idari yargı yerinin kesinleşen kararının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yolundaki kararının yargılamanın yenilenmesi nedeni oluşturduğunda duraksama olmayıp, bu durumda İdare Mahkemesince davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilip, süre aşımı nedeniyle davanın reddine ait kararın kaldırılması, davanın esasının görülmesi ve sonucunda davadaki haklılık gözetilerek yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumluluk yönünden karar verilmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne ait bölümünde hukuka ve usule aykırılık yoktur.
Davalı idarenin, İdare Mahkemesi kararının yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulmasına ait kısmına yönelik istinaf başvurusuna gelince;
AİHM tarafından davacının bireysel başvurusu sonunda verilen tazmin kararı, davacının mülkiyet hakkının ihlal eden idari işlem nedeniyle uğranılan maddi zarara ait olup, bu karar aynı zamanda, mahkemeye erişim hakkının engellendiği belirlenen karar nedeniyle sonuçlanmayan tazminat davasına konu talep hakkındadır. Dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeniden görülen bu davanın esasına ve sonucuna yönelik hukuki etkisi vardır. Nitekim davacı, yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebinin içeriğinde işin esası hakkında, yani maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı iradesini ortaya koymuştur.
Ayrıca, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla, hükmedilen tutara Tarifenin üçüncü kısmında belirtilen oranların uygulanması yoluyla belirlenmesi öngörülmekte olup, yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeniden görülen davada, davanın kısmen konusuz kalması ve kısmen reddi nedeniyle maddi tazminata hükmedilmediğinden, yargılama giderinden olan avukatlık ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiği gibi, benzer nitelikte çok sayıda davanın bulunmasına karşın, her bir davacının maddi tazminat isteminin farklı olması, yani davaların konusunun ayrı olması, dolayısıyla davacılar arasında dava arkadaşlığının bulunmaması nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesine göre avukatlık ücretinin belirlenmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İstanbul 7. İdare Mahkemesince verilen 15/11/2018 tarih ve E:2018/1124, K:2018/1837 sayılı kararın kaldırılmasına, davacı lehine AİHM tarafından hükmedilen tazminat kısmı yönüyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemi yönüyle davanın reddine, davada haklılık oranı gözetilerek, aşağıda dökümü yer verilen ve davacı tarafından karşılanan 283,60-TL yargılama giderinin 141,80-TL kısmı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından karşılanan 56,00-TL yargılama giderinin 28,00-TL kısmı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.075,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, kalan yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan nispi karar harcı davacıya iade edildiğinden bu kısım hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığına, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının ilgililerine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 10/04/2019tarihinde kesin olarak ve oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy :2557 sayılı Kanun'un "yargılama giderleri" yönünden yollamda bulunduğu Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği belirtilmektedir. Buna göre, dava dilekçesinde davacının talep ettiği maddi zararının kapsamına uygun biçimde, hisselerinin 5/12/2000 tarihindeki değeri esas alınmak suretiyle davadaki haklılık oranının ve buna göre yargılama giderlerinden tarafların sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğinden karara katılmıyorum. (¤¤)