İSTİNAF İSTEMİNİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 15/05/2018 tarihli ve 2018/16236 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 24/04/2019 tarihli ve E:2018/4870, K:2019/1546 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, bahse konu terör örgütü ile herhangi bir bağlantısının olmadığı, görev süresi boyunca kanun ve yasalara uygun bir şekilde bütün zorluklara rağmen özveri ile görevini icra ettiği, hakkında yasalara uygun süreç işletilmeden görevinden ihraç edildiği, kişilerin kamu görevinden neden ve nasıl çıkarılabileceğinin Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu'nda ayrıntıları ile düzenlendiği, şahsı üzerine atılı suçun aynı zamanda ceza yasasına göre de suç niteliğinde olduğu, bir kamu görevlisinin üzerine atılan disiplin suçu, ceza yasanına göre de suç niteliğinde ise ve ceza yargılaması sonucunda suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği mahkeme kararı ile saptandıysa ceza mahkemesi kararının disiplin hukuku yönünden de bağlayıcı olacağı, şahsına ceza verilmiş ise de şahsı hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı, ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde savunma hakkının kutsal bir hak olduğu ve işlemi tesis edecek makam açısından bir bu hakkın kullandırılmasının bir zaruret olduğu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kanunsuz ceza olmaz ilkesinin benimsenmediği, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi ile bireysel kesin ve yürütülebilir işlem tesis edildiği, hakkında hiçbir soruşturma açılmamış ve savunma hakkı verilmediği, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla yapılan yargılamasında 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi sırasında davacının beyanları etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilerek anılan Dairece ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dolayısıyla etkin pişmanlık hükümlerden faydalanan davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyini aşan ilişkisinin varlığı samimi ikrarına dayanılarak ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
Davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararında yer alan yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan gerek Mahkeme ve gerekse istinaf safhasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 24/04/2019 günlü ve E:2018/4870, K:2019/1546 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince;"... belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." olarak DÜZELTİLMESİNE,
3- Anılan kararda; "...davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili amacıyla tahsil dairesine müzekkere yazılmasına..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "...davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili amacıyla işbu kararın kesinleşmesinden sonra tahsil dairesine müzekkere yazılmasına..." şeklinde DÜZELTİLMESİNE,
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 25.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)