İSTİNAF İSTEMİNİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 08/05/2018 tarih ve 2018/14997 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 26/02/2019 gün ve E:2018/2723, K:2019/478 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVACI): Davacı tarafından, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı, 672 sayılı Ohal KHK'sı ile ihraç edilmesi sürecinin hiçbir noktasında savunma hakkı tanınmadığı, ihracının somut sebeplerinden haberdar olmadığı, hakkında idari soruşturma yapılmadan görevine son verildiği, ihraç edilmesine dair gerekçeli kararın tebliğ edilmediği, yargısal makamlara başvuru imkanının kısıtlandığı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği, masumiyet karinesinin göz ardı edildiği, onur ve şerefinin lekelendiği, ayrımcı muameleye tabi tutulduğu, eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, ilgili KHK hükümlerinin iptali için somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair herhangi bir somut delil ortaya konulmadığı, OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasının geçici, ölçülü ve orantılı bir tedbir mahiyetinde olmadığı ileri sürülmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVALI): Davalı idare tarafından, bakılan davanın seri dava olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından vekalet ücretinin tam olarak verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152.maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
Davacı hakkında yapılan ceza yargılamasında ifadesine başvurulan tanık beyanına göre, davacının sohbet toplantıları ve yapılanmalarında bulunduğu, iç şube olarak adlandırılan grupta yer aldığı, ayrıca Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 hazırlık numaralı dosyası kapsamında ele geçirilen Emniyet Teşkilatı personeline ait örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde: davacının KIRMIZI SAYV (FETÖ/PDY mensubiyeti olup "gassalın elindeki meyyit" olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş, yöneticilik vasfı olan, grubu olan ve sohbet hocalığı yapan olan polis memuru) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu, hususları, Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Öte yandan, davacının, Mahkeme aşamasında savunmaya cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bulunmayan ''mahrum kaldığı bilumum hak ve alacaklarının iadesine karar verilmesi''isteminde bulunduğu ve istinafa konu mahkeme kararında bu istemine ilişkin bir açıklama yapılmadığı görülmekle birlikte, davacının bu istemin "davanın konusunu genişletme yasağı"kapsamında olması nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmadığını belirtmek gerekmektedir.
Mahkemece iş bu davanın seri dava niteliğinde olduğu kabul edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22.maddesi uyarınca davalı idare lehine 408,60 TL vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmiş ise de; her bir uyuşmazlığın içeriği itibariyle davacılar açısından ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanunun 57.maddesinde ihtiyari dava arkadaşlığında birlikte dava açılabileceği de öngörülmesine rağmen, mahkemenin işaret ettiği davalar açısından davacıların birlikte dava açabilmesinin 2577 sayılı Kanun uyarınca mümkün olmadığı, bu durumda bakılan davanın seri dava niteliğinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
1-Ankara 19. İdare Mahkemesi'nce verilen 26/02/2019 gün ve E:2018/2723, K:2019/478 sayılı kararın, davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Vekalet ücretine ilişkin davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜNE, Mahkeme kararının "408,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" ilişkin kısmı yönünden KALDIRILMASINA, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan posta giderinin ise davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunanlara re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)