İSTEMİN KONUSU: Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 30/05/2019 günlü ve E:2018/4095, K:2019/1251 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 02/10/2018 tarihli ve 2018/37158 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 22. İdare Mahkemesince; dosyadaki ve davacı hakkında Elazığ 2.Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/117 sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında elde edilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY terör örgütünün örgüt içi haberleşme programı olan ByLock'u kişisel telefonuna yüklediği ve kendisinin kullandığı, söz konusu delil dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının sabit olduğu sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, aleyhine olan tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, yasal olarak faaliyet gösteren banka, sendika, dernek, okul, şirket gibi özel hukuk tüzel kişileri hakkında sonradan OHAL kapsamında işlem yapılmasının geçmişte bu tüzel kişilerle yasal çerçevede ilişkisi olan kişilerin terör örgütüyle bağlantılı oldukları şeklinde yorumlanamayacağı ve aleyhe delil oluşturmayacağı, çocuklarının okul kaydının terör örgütüyle iltisak nedeni olarak değerlendirilemeyeceği, FETÖ/PDY terör örgütünce Emniyet Teşkilatına yönelik olarak hazırlandığı belirtilen fişleme kayıtlarının aleyhe delil oluşturmayacağı, ByLock kullanıcısı olmadığı ve bu iddianın ispatlanamadığı, ByLock'un hukuka uygun bir delil olmadığı, hukuka aykırı delillerin dikkate alınamayacağı, ByLock'un FETÖ/PDY terör örgütünün münhasır iletişim ağı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, herhangi bir somut eylem isnadında bulunulmadan kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, terör örgütleriyle ve darbe girişimiyle ilişkilendirilebilecek herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı ve ortaya konulamadığı, başta savunma hakkı ve masumiyet karinesi olmak üzere dilekçesinde belirttiği Anayasa ve AİHS hükümleri ile disiplin hukuku ve ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği, OHAL KHK'sı ile kamu görevine son verilemeyeceği, OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasının geçici, ölçülü ve orantılı bir tedbir mahiyetinde olmadığı, kamu görevinden çıkarıldığı tarihte mevcut olmayan delil ve tespitlerin Komisyon kararına ve yargılamaya esas alınamayacağı gibi aleyhine sonuç doğurmayacağı, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayılması ve aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında; adli yardımın yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, davacının adli yardım talebi hakkında yeniden bir karar verilmeksizin2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Uyuşmazlıkta, Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı hazırlık soruşturmasında ele geçirildiği belirtilen FETÖ/PDY terör örgütünce Emniyet Teşkilatına yönelik olarak hazırlandığı anlaşılan örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde davacının KIRMIZI B4 (FETÖ/PDY mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan veya zaafı olan kişiler) seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu ve hakkında üst amir kanaati olarak 02/08/2016 tarihinde yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde görüş belirtildiğinin tespit edildiği, Milli Eğitim Bakanlığından temin edilen bilgilere göre, davacının çocuklarının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumlarında 2014-2016 eğitim öğretim dönemlerinde kaydının olduğu, Hazine ve Maliye Bakanlığından edinilen bilgilere göre FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan 2 ayrı şirkete 2014 yılı sonrasında ödeme bilgisinin olduğu, davacı hakkındaki ceza yargılamasında tanık (K6.)'nun ifadesinde; Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Dairesi Başkanlığında görev yapan müdürlerden aralarında davacının da olduğu FETÖ/PDY terör örgütüne bağlı bir grubun, Daire demirbaşı olan projeksiyon cihazını Daire dışına çıkararak FETÖ/PDY terör örgütü Emniyet abisinin evinde toplanarak Emniyet Teşkilatındaki atama ve yer değiştirme işlemlerini örgüt mensuplarının lehine, örgüt mensubu olmayanların aleyhine olacak şekilde planladıklarını duyduğunu, söz konusu duyumunun açık internet kaynaklarından yapılan araştırmada, 2007 yılında Emniyet Genel Müdürlüğüne sunulan bir raporda FETÖ/PDY tarafından Emniyet Teşkilatının atama, tayin, terfi işlemlerinin Daire dışında bir sivil örgüt imamının evinde Devletin demirbaş tepegöz cihazıyla planlandığına dair tespit ile örtüştüğünü beyan ettiği, tanık (....)'nin ifadesinde; davacıyı 2008-2012 yılları arasındaki dönem itibariyle tanıdığını, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün o dönem katılımcıların evlerine sırasıyla yapılan sohbet toplantılarına katıldığını beyan ettiği hususları Mahkeme kararında belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Öte yandan, istinafa konu İdare Mahkemesi kararının 1. sayfasındaki "İstemin Özeti" bölümünde; davacının "özlük hak" talebinin de bulunduğuna dair bir ifade yer almış ise de, dava dilekçesi incelendiğinde davacının böyle bir talebinin olmadığı anlaşılmış olup İdare Mahkemesince bu hususun sehven yazıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen istinafa konu karar, usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3-Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 10/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)