İSTİNAF İSTEMİNİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 20.03.2018 tarihli ve 2018/7805 sayılı işlemin iptali ve özlük haklarının karşılanması istemiyle açılan davada, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 25/02/2019 tarihli ve E:2018/2163, K:2019/363sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVACI): Davacı tarafından, hiçbir terör örgütü ile irtibatı, iltisakının bulunmadığı, komisyon kararının usul kurallarına aykırı olduğu, terör örgütü ile ne şekilde bağlantı kurulduğunun belirtilmediği, bylock kullanmadığı, bylock kullanımının tam ve kesin olarak tespit edilmediği, hakkındaki ceza yargılamasının henüz kesinleşmediği, örgütle iltisaklı olduğuna dair araştırma raporunda adının geçtiği belirtilmiş ise de; bu raporun kim tarafından hazırlandığının belli olmadığı, Kırmızı B5 seviyesinde kodlanmış olduğu belirtilmiş ise de; bu listelerin kim tarafından hazırlandığının belli olmadığı, Şırnak'ta görev yaptığı dönemde güvenlik gerekçesi ile alternatif bulunmaması nedeniyle çocuklarını anılan okula gönderdiği, savunma hakkı tanınmadığı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine aykırı hareket edildiği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, işlemin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, işlem dayanağı olan 672 ve 685 sayılı KHK'ların da Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVALI): Davalı idare tarafından, bakılan davanın seri dava olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından vekalet ücretinin tam olarak verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından, dava dilekçesinde kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesinin istenildiği ve bu istem hakkında İdare Mahkemesi'nce bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakla birlikte; Anayasa'nın 148 ve 152.maddelerinde yer alan kuralların birlikte değerlendirilmesi neticesinde bu iddiasının ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamıştır.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkındaki ceza yargılamasında beyanda bulunan tanık (K.D.)'nin; davacı ile aynı dönemde Polis Koleji'nde okudukları, hem İstanbul hem de İzmir'de iken 1990-1994 yılları arasında birlikte sohbetlere katıldıkları yönündeki beyanları ile Gizli tanık K4; davacıyı eski eşinin arkadaşı olması nedeniyle tanıdığı, eski eşinin o dönem cemaat olarak bilinen yapı içerisinde yer aldığı, davacının da başka arkadaşları ile birlikte haftada bir evlerine geldiği, eve geldiklerinde cep telefonlarını antrede bıraktıkları, davacıyı 1998-2009 yılları arasında gördüğü, daha sonra görmediği yönündeki beyanları, dava konusu işlemde belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlar, ilk derece mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davacının istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bununla birlikte; Mahkemece işbu davanın seri dava niteliğinde olduğu kabul edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca davalı idare lehine 408,60TL vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmiş ise de; her bir uyuşmazlığın içeriği itibariyle davacılar açısından ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanunun 57.maddesinde ihtiyari dava arkadaşlığında birlikte dava açılabileceği de öngörülmesine rağmen, mahkemenin işaret ettiği davalar açısından davacıların birlikte dava açabilmesinin 2577 sayılı Kanun uyarınca mümkün olmadığı, bu durumda bakılan davanın seri dava niteliğinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamalarla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 25/02/2019 günlü ve E:2018/2163, K:2019/363 sayılı kararın, davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Vekalet ücretine ilişkin davalı idarenin istinaf isteminin KABULÜNE, Mahkeme kararının "..408,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" ilişkin kısmı yönünden KALDIRILMASINA, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait davacı ve davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece yapılan posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Fazladan yatırılan 44,40 TL harcın istek halinde ilgili tahsil dairesince istinaf başvurusunda bulunana iadesine,
5- Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra mahkemesince istinaf başvurusunda bulunanlara re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 19/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)