İSTEMİN KONUSU: Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 16/04/2019 gün ve E:2018/4155, K:2019/1134 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
(1) Dava konusu istem: Dava, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 17.04.2018 tarih ve 2018/11872 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
(2) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Ankara 19. İdare Mahkemesince; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemini kullandığı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda çocuklarının 2015-2016 yılları arasında öğrenim kaydının bulunduğu, kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen bilgi dosyasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/68532 hazırlık numaralı dosyası kapsamında ele geçirilen emniyet teşkilatı personeline ait örgüt arşivinde bulunan detay bilgisinde: Kırmızı B5 seviyesinde kodlandırılmış durumda olduğu, kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; davacı hakkında üst amir kanaati olarak 4.8.2016 ve 5.8.2016 tarihlerinde yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde görüş belirtildiği, bu nedenlerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, 18.07.2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin yasal dayanağının kalmadığı, yerel mahkeme kararında gerekçe gösterilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmemiş olması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, OHAL KHK'sının Anayasa 121 ve TBMM İç Tüzüğünün 128. maddesine aykırı olduğu, yasama ve yürütme organının kişileri yargılama ve cezalandırma yetkisinin bulunmadığı, FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak adlandırılmasının 16.07.2016 tarihinde gerçekleştiği bu tarih öncesinde yapılanmanın bir terör örgütü olduğunun öngörülebilir olmadığı, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, görev süresi boyunca sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmadığı, Bylock kullanımı tespitinin hukuka aykırı yapıldığı, çocuklarına ilişkin öğrenim kaydının bulunduğu dönemde bahsi geçen kurumların yasal olduğu, özel hayata saygı ve savunma hakkının ihlal edildiği, kurum amiri kanaatinin somut verilerden uzak olduğu, Bylock kullanım tespitinin ihraç sonrası yapıldığı, OHAL Komisyonunun kendisine yüklenen insan hakları ihlallerini inceleme ve giderme görevinin gereklerini yerine getirmediği ve hukuka aykırı karar verdiğini, "yargılama gideri, posta gideri ve davalıya ödenmek üzere vekalet ücretinin" karar kesinleştikten sonra davacıdan tahsil edilmesine ilişkin hükmün adli yardımdan yararlanan davacı için mahkemeye başvuru açısından caydırıcı etki yapması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle yapılan yargılama sonunda Van 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2018 tarih ve K:2018/27 sayılı kararı ile etkin pişmanlıktan yararlanan davacı hakkında "4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" karar verildiği söz konusu yargılamada davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyini aşan ilişkisinin varlığının, davacının samimi ikrarı ile şekilde ortaya konulduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde harçlar, posta giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 335. maddesinin 3.fıkrasında ise adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği yönünde kural getirildiği hususları birlikte dikkate alındığında; vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerine ilişkin tahsilatın, kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan herhangi bir tahsilat yapılamayacağı açık olmakla birlikte İdare Mahkemesi kararında yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak bu yönde bir belirleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1- Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 16/04/2019 gün ve E:2018/4155, K:2019/1134 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Anılan kararda ''belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; ''belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin iş bu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' olarak düzeltilmesine,
3- Anılan kararda "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına" şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 3. fıkrası gereğince; "davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına" şeklinde düzeltilmesine,
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)