(657 S. K. m. 48) (2577 S. K. m. 45, 46, 48) (676 S. KHK. m. 74)
İSTEMİN ÖZETİ: 2017/1 KPSS sonuçlarına göre ÖSYM tarafından .... Belediyesi'ne Zabıta Memuru olarak yerleştirilmesi yapılan ancak 657 Sayılı Kanun'un 48. maddesinin 8. fıkrası gereğince yapılan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle atamasının yapılmayacağının bildirilmesine ilişkin Diyarbakır .... Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü'nün 05/12/2017 tarih ve 1856 Sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce "...güvenlik soruşturmasında elde edilen bilgiler ve kişilerin atanmak istediği görevin nitelikleri ve hassasiyeti göz önüne alındığında, kamu görevine atama yapmak konusunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, yargı kararları ile idarenin bu yetkiyi kullanmaya zorlanamayacağı, ayrıca, bazı kamu görevlileri hakkında kamu görevine alınma sırasında güvenlik soruşturması yapılmasının gerekçeleri ve güvenlik soruşturmasının amacı ile güvenlik soruşturmasının olumsuz gelmesi nedeniyle ilgili kadroya atamama yönünde tesis edilen işlemin bir ceza işlemi olmadığı ve yargısal denetiminin de ceza hukuku ilkelerine göre yapılamayacağı, buradaki ilgili kadroya atamama işleminin sadece ilgilinin bulunduğu veya bulunmak istediği kamu görevini üstlenmesinin, kamu güvenliği ve idarece yürütülen hizmetin gerekleri bakımından uygun görülmemesinden kaynaklandığı ve davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu yönünde davalı idareye gelen istihbari nitelikli bilgilerden, davacının bölücü terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı kişiler arasında yer aldığı, dolayısıyla davalı idare bünyesinde çalışmasının güvenlik açısından sakıncalı olabileceği hususları da birlikte değerlendirildiğinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle verilen 25/12/2018 tarih ve E: 2017/3334, K: 2018/1703 Sayılı "davanın reddine" ilişkin kararının; hukuka aykırı olduğu, davacının 657 Sayılı Kanunda belirtilen bütün şartları taşıdığı, yargılandığı Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2016/75 Sayılı dosyasında ise beraat ettiği ve davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kaydının olumsuz olabilecek hiçbir adli sicil kaydının bulunmadığı ileri sürülerek iptali ile mahrum kaldığı özlük hakları ile maddi haklarının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin istenmesi ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 45. maddesinin dördüncü fıkrasında "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına karar verir. Bu halde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir" hükmü; altıncı fıkrasında ise "Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre açık olmayan kararları kesindir " hükmüne yer verilmiştir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Devlet Memurluğu'na alınmada genel ve özel şartlar" başlıklı 48. maddesinin 5. fıkrasında; "Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak." hükmü yer almaktadır.
29/10/2016 tarih ve 29872 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 676 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin beşinci bölümünde yeralan "Kamu Personeline İlişkin Bazı Düzenlemeler" başlıklı 74. maddesiyle; 14/7/1965 tarihli ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine "(8)Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak." bendi eklenmiştir.
İstinaf dosyasının incelenmesinden, davacının 2017/1 KPSS sonuçlarına göre ÖSYM tarafından davalı idareye Zabıta Memuru olarak yerleştirilmesinin yapıldığı, davacı hakkında yapılan incelemede, yerleştirildiği kadro bakımından ilan edilen özel şart ve nitelikleri taşıdığının belirtilerek 04/08/2017 tarihli ve 1 Sayılı kararla davacının güvenlik tahkikatının olumlu sonuçlanması durumunda aranılan nitelikler bakımından engel hali olmadığına ve devlet memurluğuna atanmasına karar verildiği, bunun üzerine hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması incelemesi sonucunda 07/11/2017 tarihli ve 2017/3 Sayılı Değerlendirme Komisyon Kararı ile davacının atamasının uygun olmadığına karar verildiği ve 05/12/2017 tarihli ve 1856 Sayılı işlemle durumun davacıya bildirildiği, söz konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve maddi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada yerel mahkeme tarafından davanın reddedilmesi üzerine istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Olayda, davalı idare tarafından yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, davacının PKK/KCK terör örgütü adına düzenlenen eylem / etkinliklere katıldığınnın değerlendirildiği ve bu nedenle de gözaltına alındığı yönündeki istihbari mahiyette bilgiler elde edildiğinin bildirilmesi üzerine davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8.) alt bendinde yeralan şartı sağlayamadığından bahisle atamasının onaylanmadığı görülmektedir.
Dairemizce yapılan incelemede, davacı hakkında 13/11/2012 tarihinde, PKK terör örgütü çağrısı üzerine düzenlenen kanunsuz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak, yasadışı slogan atan grup ile birlikte hareket ederek, PKK terör örgütü ve elebaşı lehine "cezaevi direnişini selamlıyoruz, biji serok apo, baskılar bizi yıldıramaz" şeklinde yasa dışı slogan attığı, güvenlik güçleri tarafından eylemci gruba müdahale esnasında grubun içerisinde göz takibine alınarak kaçmaya çalışırken güvenlik güçlerine yakalanmamak için direndiği sırada güvenlik güçlerince biber gazı kullanılarak orantılı bir şekilde güç kullanılarak yakalandığından bahisle örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, terör örgütünün propagandasını yapmak ve 2911 Sayılı yasaya muhalefet etmek suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada 07/06/2013 tarih ve E:2012/187, K:2013/174 Sayılı kararla, davacının üzerine atılı olan örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek ve 2911 Sayılı yasaya muhalefet etmek suçlarını işlediğinin kabulüyle ayrı ayrı cezalandırılmasına, atılı olan örgüt propagandası yapmak suçundan ise davacının bu suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, mahkumiyet kararlarının davacı tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 02/11/2015 tarih ve E:2015/4659, K:2015/3682 Sayılı kararıyla, "olaya konu 13.11.2012 tarihli tutanak içeriği ve tüm dosya kapsamından kolluk müdahalesi sonrası grup içerisinden ayrılıp ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmedikleri belirlenen sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve 2911 Sayılı Kanun'un 32/1 maddesine tanımlanan suçlardan beraati yerine, değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi" gerekçesine de yer verilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozma kararı üzerine Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yapılan yargılamada 26/04/2016 tarih ve E:2016/75, K:2016/198 Sayılı kararla, davacının ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyete yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verildiği, kararın temyiz edilmeden 04/05/2016 tarihinde kesinleştiği, UYAP'ta yapılan incelemede davacı hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı hakkındaki istihbari bilgideki eylemlerin adli soruşturma ve kovuşturmaya konu olduğu ve yapılan yargılamalar sonucunda davacının, üzerine atılı suçlardan, suçu işlendiğinin sabit olmadığı ve suçların işlendiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, mahkumiyete yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçeleriyle ayrı ayrı beraatine karar verildiği ve kararların da kesinleştiği, diğer bir anlatımla, istihbari bilgide yer alan davacı yönünden suç işlenildiği iddiasına ilişkin eylemlerin ceza yargılamasına konu edilerek davacının belirtilen biçimde ayrı ayrı beraatine karar verilmiş ve kararların kesinleşmiş olması nedeniyle artık söz konusu bilgilerin davacıya atfedilemeyeceği, bunun dışında dosyada, dava konusu işleme dayanak olabilecek davacı hakkında başkaca bir bilgi de bulunmadığı anlaşıldığından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle davacının atamasının uygun görülmemesine ilişkin dava konusu işlemde ve davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlem nedeniyle ilgilinin yoksun kaldığı tüm özlük ve parasal hakların tazmini Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca zorunlu olduğundan; davalı idarece davacıya, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların dava açma tarihi olan 28/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle,
1-)Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-)Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 25/12/2018 gün ve E:2017/3334, K: 2018/1703 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, tazmin isteminin KABULÜNE,
3-)İşlemden kaynaklanan parasal kayıpların, 28/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ÖDENMESİNE,
4-)Karar sonucu değiştiğinden yargılama giderlerinin yeniden hüküm altına alınmasına,
5-)İlk derece aşamasında yapılan 294,10-TL yargılama gideriyle 235,20-TL istinaf giderinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı belirlenen 2.075,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacıdan alınmayan 44,40-TL istinaf karar harcının tahsili için Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
7-)Posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artan tutarın 6100 Sayılı Kanun'un 333. maddesi uyarınca, mahkemesince ilgili tarafa resen iadesine, kararın taraflara tebliğine, 15/10/2019 tarihinde, 2577 Sayılı Kanun'un 45/6. maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)