İSTEMİN ÖZETİ: ... Tıp Fakültesi, Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı'na uzman olarak atanmaya hak kazanan davacı tarafından, hakkında yapılan güvenlik soruşturması neticesinde atamasının yapılmamasına ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün 08.03.2018 tarih ve E.3528 sayılı işleminin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü maaş ve tüm özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının, davalı idarede uzman kadrosuna atanabilmesi için güvenlik soruşturmasının olumlu olmasının, görevin önem ve özelliğinin bir gereği olduğu, yapılan güvenlik soruşturmasında davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olduğu gerekçesiyle 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrasında Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan bir kurumda (... Üniversitesi), kapatıldığı tarihe kadar (2013-2016 yılları) öğretim görevlisi olarak görev yaptığı dikkate alındığında takdir yetkisi kullanılarak uzman kadrosuna atanmamasına ilişkin dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu kanaatine varıldığından davacı tarafından atanmaya hak kazandığı tarihten itibaren kendisine ödenmesi gereken maaş ve tüm özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi yönündeki talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle Konya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 26.12.2018 tarih ve E:2018/468, K:2018/1372 sayılı kararın, davacı vekili tarafından; ilk derece mahkemesince eksik gerekçe kurularak hüküm verildiği, vakti ile Kanunla kurulmuş olan bir üniversitede yükseköğretimini görmüş olmanın güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması sonucunu doğurmayacağı, davalı idarenin alım ilanında güvenlik soruşturması şartının bulunmadığı, davalı idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullandığı, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava; ... Tıp Fakültesi, Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı'na uzman olarak atanmaya hak kazanan davacı tarafından, hakkında yapılan güvenlik soruşturması neticesinde atamasının yapılmamasına ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün 08.03.2018 tarih ve E.3528 sayılı işleminin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü maaş ve tüm özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti, … insan haklarına saygılı, … başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmüne, 70. maddesinde "Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez." hükmüne, "128. maddesinin 2. fıkrasında da "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A maddesinin 8. fıkrasında; Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayılmıştır.
7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun'un 60. maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarihli 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/07/2019 tarihli ve E:2018/73, K:2019/65 sayılı kararı ile; "(...)Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliğindedir. Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından birtakım şartlar getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir. Kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması Devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda Devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir..." gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendin iptaline hükmedilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; ... Tıp Fakültesi, Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı'na uzman olarak atanmaya hak kazanan davacı tarafından, hakkında yapılan güvenlik soruşturması neticesinde atamasının yapılmamasına ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğü'nün 08.03.2018 tarih ve E.3528 sayılı işleminin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü maaş ve tüm özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Anayasa'nın itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması durumunu düzenleyen 152. maddesinin birinci fıkrası "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır." hükmünü taşımakta; üçüncü fıkrasında da "Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere 5 ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralı yer almaktadır. 152. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan kural, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanısıra iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da uygulanması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın, itiraz yoluyla veya iptal davasıyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır.
Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, istinaf incelemesinin de Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da olanak bulunmamaktadır.
Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/01/2019 tarihli E:2018/826, K:2019/314 sayılı ve 29/05/2017 tarihli E:2016/852, K:2017/2326 sayılı kararlarında, Anayasa Mahkemesinin bir yasa hükmünü iptal eden kararının hukuksal etkisine ilişkin olarak yaptığı tespit ve değerlendirmeler de bu yöndedir.
Bu durumda, dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinde yer alan Devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile iptal edilmesi karşısında; davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönünde verilen istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan dava konusu işlemin hukuka aykırılığı sabit görüldüğünden davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların tazmini gerektiği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun KABULÜNE, başvuruya konu Konya 1. İdare Mahkemesi'nin 26.12.2018 tarih ve E:2018/468, K:2018/1372 sayılı kararının KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının yoksun kaldığı maddi kayıplarının (parasal haklarının) davalı idarece davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanarak davacıya ÖDENMESİNE, aşağıda dökümü gösterilen dava ve istinaf aşamalarına ilişkin toplam 577,00.-TL yargılama gideri ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.590,00.-TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, istinaf aşamasında davacı tarafından yersiz yatırılan 44,40.-TL harcın istemi halinde, artan posta ücretinin ise Mahkemesi'nce davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 28.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)