İSTEMİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 24/04/2018 tarihli ve 2018/13113 sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 04/03/2019 tarihli ve E:2018/5139, K:2019/569 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVACI): Davacı tarafından, öğretmen olarak görev yapmaktayken hakkında soruşturma yapılmadan kamu görevine son verildiği, terör örgütleriyle iltisak veya irtibatının bulunmadığı, başta savunma hakkı olmak üzere dilekçesinde belirttiği Anayasa ve AİHS hükümleri ile Disiplin Hukuku ve Ceza Hukuku ilkelerinin ihlal edildiği, Mahkemece gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiği, yasal olarak faaliyet gösteren banka, dershane, dernek, okul, şirket gibi özel hukuk tüzel kişileri hakkında sonradan OHAL kapsamında işlem yapılmasının geçmişte bu tüzel kişilerle yasal çerçevede ilişkisi olan kişilerin terör örgütüyle bağlantılı oldukları şeklinde yorumlanamayacağı ve aleyhe delil oluşturmayacağı, terör örgütleriyle ve darbe girişimiyle ilişkilendirilebilecek herhangi bir eylem ve faaliyetinin olmadığı, ... kullanıcısı olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı, suç işlemek amacıyla kullanılmadıkça ... kullanıcısı olmanın tek başına terör örgütü üyeliğine delil teşkil etmeyeceği, OHAL KHK'sı ile kamu görevine son verilemeyeceği, OHAL yönetiminin sona ermesi nedeniyle OHAL KHK'larının geçerliliğinin kalmadığı, OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmasının geçici, ölçülü ve orantılı bir tedbir mahiyetinde olmadığı, ilgili KHK hükümlerinin iptali için somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI (DAVALI): Davalı tarafından, bakılan davanın seri dava olduğu gerekçesiyle eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasına dayanak KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin Kanun'un Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152. maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde, bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
I - Davacının İstinaf İstemi Yönünden:
Uyuşmazlıkta; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından edinilen bilgilere göre; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan 5 ayrı şirkette 2004 - 2011 yılları arasında çalışma kaydının olduğu ve 05/09/2011 tarihinde kamu görevine girdiği, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine 2014 yılı sonrasında para gönderme bilgisinin olduğu, yine FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan 2 ayrı şirkete 2014 yılı sonrasında ödeme bilgisinin olduğu, davacı hakkındaki ceza yargılamasında; davacının 1999 yılından itibaren Çankırı, Konya, Gaziantep'te FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir yurt ve okullarda müdür ve öğretmen olarak çalıştığının, kullandığı mobil cihazla örgüt içinde "abi" olarak tabir edilen üstü konumundaki örgüt mensuplarıyla irtibatının bulunduğunun, örgüte müzahir Zaman Gazetesine abone olduğunun, örgütün üst düzey yöneticilerinden (...) ve (...) ile irtibatlı olduğunun, tanık (F.E)'nin ifadesinde; davacının kendisi gibi polis memurlarından oluşan bir grubun sohbet abiliğini yaptığını, örgüt içinde "…" kod adını kullandığını beyan ettiğinin tespit edildiği hususları dava konusu işlemde belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Bu durumda; İlk derece Mahkemesi kararının esasa ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığından davacının istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
II- Davalı İdarenin İstinaf İstemi Yönünden:
Mahkemece işbu davanın seri dava niteliğinde olduğu kabul edilerek davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi kapsamında vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmiş ise de; her bir uyuşmazlığın içeriği itibariyle davacılar açısından ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, 6100 sayılı Kanun'un 57. maddesinde ihtiyari dava arkadaşlığında birlikte dava açılabileceği de öngörülmesine rağmen, Mahkemenin işaret ettiği davalar açısından davacıların birlikte dava açabilmesinin 2577 sayılı Kanun uyarınca mümkün olmadığı, bu durumda bakılan davanın seri dava niteliğinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla İdare Mahkemesi kararında vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 04/03/2019 tarihli ve E:2018/5139, K:2019/569 sayılı kararın, davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısma yönelik davacının İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Vekalet ücretine ilişkin davalı idarenin İSTİNAF İSTEMİNİN KABULÜNE, Mahkeme kararının "...Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Tarife'nin 22. maddesi de dikkate alınarak) 408,60-TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..."ilişkin kısmı yönünden KALDIRILMASINA, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait davacı ve davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, davalı idarece karşılanan posta giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4- Fazladan yatırılan 44,40-TL harcın isteği halinde ilgili tahsil dairesince istinaf başvurusunda bulunan davacıya iadesine,
5- Gider avansının kullanılmayan kısmının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra Mahkemesince istinaf başvurusunda bulunanlara re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 15.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)