(5901 S. K. m. 10, 16)
İSTEMİN ÖZETİ: Rusya Federasyonu uyruklu davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16'ncı maddesi uyarınca Türk Vatandaşlığına alınması için yapılan başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 04.12.2017 tarih ve 2017/273 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; Türk vatandaşlığına kabul etme konusunun Devletin hükümranlık yetkisine ilişkin olduğu, davalı idarece takdir yetkisi çerçevesinde Türk vatandaşı eşin kayıtlarının değerlendirilmesi sonucu 5901 sayılı Kanun'un idareye takdir yetkisi veren 10. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/11/2018 gün ve E: 2018/101, K: 2018/2376 sayılı kararın, davacı vekili tarafından, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince davacının eşinin aldığı cezadan dolayı davacının sorumlu olamayacağı, takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılması gerektiği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idare vekili tarafından, Türk vatandaşlığına alınma konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğu, buna göre mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Rusya Federasyonu uyruklu davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16'ncı maddesi uyarınca Türk Vatandaşlığına alınması için yapılan başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 04.12.2017 tarih ve 2017/273 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin 29/11/25018 günlü, E:2018/101, K:2018/2376 sayılı kararıyla, Türk vatandaşlığına kabul etme konusunun Devletin hükümranlık yetkisine ilişkin olduğu gözetildiğinde, davalı idarece takdir yetkisi çerçevesinde Türk vatandaşı eşin kayıtlarının değerlendirilmesi sonucu 5901 sayılı Kanun'un idareye takdir yetkisi veren 10. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı anılan karara karşı istinaf yoluna başvurmakta ve kararın kaldırılmasını istemektedir.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesinde, ''Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.'' hükmü, aynı Kanunun "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması" başlıklı 16. maddesinde;
"(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde;
a) Aile birliği içinde yaşama,
b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,
c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama,
şartları aranır.
(2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz.
(3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." düzenlemesi yer almıştır.
Aynı Kanunun 19. maddesinde, ''Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılardan başvuru için gerekli şartları taşıyanların adına vatandaşlık dosyası düzenlenir ve karar verilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda durumu uygun bulunanlar Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler, uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilir. (..)'' hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Türk vatandaşı eş hakkında "silahlı çete mensubu olmak, patlayıcı madde atmaya azmettirmek" suçundan yapılan yargılama neticesinde Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 01.07.1995 tarih ve E:1993/73 K:1995/46 sayılı kararı ile 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 20.11.2002 tarih ve 1256 sayılı Atatürk Havalimanı Şube Müdürlüğü tarafından tutulan tutanakta bahsi geçen şahsın cezaevinden tedavi maksadıyla izinli olarak çıktığı sırada sahte nüfus cüzdanı ve sahte pasaportla yurt dışına çıkmaya çalışırken yakalandığı bilgisinin yer aldığı görülmektedir.
Olayda, her ne kadar davalı idarece; davacının Türk vatandaşı olan eşinin yargılandığı ve ceza aldığı suçlardan dolayı 5901 Sayılı Kanunda aranılan şartları taşımadığından bahisle vatandaşlık talebi reddedilmiş ise de; bu gerekçenin davacıyla değil, Türk vatandaşı eşi ile ilgili olduğu, ancak 5901 sayılı Yasanın ilgili hükümlerinin başvuru sahiplerine yönelik şartlar içerdiği ve Türk vatandaşı eşe yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, öte yandan davacının Türk vatandaşı ile evlendiği ve evlilik tarihinden itibaren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 16. maddesinde belirtilen şartlara uygun bir yaşam sürdüğü, bu hususun davalı idarece yapılan tespitlerle de sabit olduğu görülmektedir.
Bu durumda, davacının uzun süredir Türk vatandaşı ile evli olması ve evliliği süresince de aile birliği ile bağdaşmayacak herhangi bir olaya karışmamış olduğu dikkate alındığında 5901 sayılı Kanunun 16/1/b maddesinde yer alan vatandaşlığa alınma şartını taşıdığı, davacının eşi hakkındaki mahkumiyet kararlarının ise davacıya değil eşine yönelik olduğu dolayısıyla aynı Kanunun 16/1/c maddesindeki şartını da taşıdığı sonucuna varılmakla aksi kabulden hareketle tesis olunan davaya konu işlemde hukuka uygunluk bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı İSTİNAF İSTEMİNİN KABULÜNE, Ankara 9. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/11/2018 gün ve E: 2018/101, K: 2018/2376 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhalarına ilişkin toplam 324,00-TL yargılama giderleri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, fazla yatırılan 44,40 TL karar harcı ile posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 03/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)