İSTİNAF İSTEMİNİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 17.04.2018 tarihli ve 2018/11843 sayılı işlemin iptali ve mesleğinden uzak kaldığı döneme ait tüm mali haklarının yasal faizi ile iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 29/03/2019 tarihli ve E:2018/5254, K:2019/911 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca kişi hakkında ancak ilgili suçlardan kesinleşmiş bir hüküm bulunması durumunun memuriyete engel olduğu, şahsına bir suç isnat edilerek ihraç edildiği fakat hakkında ihraç tarihi itibariyle kesinleşmiş bir hüküm, hatta açılmış bir dava dahi bulunmadığı, savunma hakkının ihlal edildiği, Türk hukukunda kamu görevlilerinin, adil yargılanma hakkının temel güvencelerine uygun bir yargılama sonucu meslekten çıkarılmadıkları ve kendileri talep etmedikleri sürece, zorunlu emeklilik yaşına kadar kamu görevinde kalma ve sundukları kamu hizmetinin karşılığı olarak düzenli şekilde maaş elde etme ve sosyal güvenlik kurumuna düzenli ve zorunlu olarak ödedikleri katkı payı nedeniyle de emeklilik yaşında emeklilik maaşına sahip olma hakkına sahip olunduğu, darbe girişimine hiçbir şekilde bulaşmadığı ve adil bir yargılama yapılmadan kamu görevinden çıkarılmasının OHAL'in neden olduğu şiddet olaylarının bastırılmasıyla hiçbir ilgisinin olmadığı, OHAL KHK'sı ile görevine son verilip maaş alması ve emeklilik haklarının zamanında elde edememesinin tamamen yasa dışı olduğu ve bu durumun mülkiyet hakkına yönelik müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun bıraktığı, OHAL KHK'ları ile sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, ceza mahkemesi kararının halen kesinleşmediği, şahsından alınan cihaz ve diğer envanterde ..... tespiti yapılmadığı, dosyadaki ..... delilinin kendisinden elde edilmediği, ..... tespitine ilişkin verilerin Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre toplanmadığı ve hükme teşkil edemeyecek usulsüz delil olduğu, son dönemde "MOR BEYİN" üzerinden terör örgütünün farklı program ve araçlarla insanları ..... kullanıcısı gibi gösterdiklerinin görüldüğü, İdare Mahkemesinin tüm bu anlatılanları ve devam eden yargı sürecini göz ardı ederek ve hakkında ceza kararı vererek kendisini terör örgütü üyesi, mensubu, irtibatlı ve iltisaklı olarak kabul ettiği bunu da kararının gerekçesine dayanak yaptığı, FETÖ/PDY hakkındaki terör örgütü suçlamasının ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla alındığı, bireylerin sadece ilan edilmiş kararları dikkate alarak hareketlerini ona göre belirleme yükümlülüğü altında olduğu, kişilerin sadece terör örgütü ilan edilme tarihinden sonraki iradi yardım ya da kasti faaliyetlerinden dolayı cezai alanda sorumlu tutulabileceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Her ne kadar dava dilekçesinde davacı tarafından dava konusu işlem nedeniyle mesleğinden uzak kaldığı döneme ait tüm mali haklarının yasal faizi ile iadesine karar verilmesi istemine yer verilmiş ve bu istem hakkında İdare Mahkemesi'nce bir hüküm kurulmamış ise de, dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan, davacının bu işlem nedeniyle tüm maddi haklarının, özlük ve tazminat haklarının iadesi talebinin de reddi gerekmektedir.
Davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararında yer alan yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacıdan gerek Mahkeme ve gerekse istinaf safhasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Yapılan açıklamayla birlikte;
1-Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 29/03/2019 günlü ve E:2018/5254, K:2019/911 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, İSTİNAF İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Anılan kararda "...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince;"...belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin işbu kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalıya ödenmesine..." olarak DÜZELTİLMESİNE,
3- Anılan kararda; "...davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili kuruma müzekkere yazılmasına..."şeklinde kurulan hükmün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası gereğince; "...davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın başında alınmayan söz konusu yargılama giderinin davacıdan tahsili için işbukararın kesinleşmesinden sonra ilgili kuruma müzekkere yazılmasına..."şeklinde DÜZELTİLMESİNE,
4- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf başvuru harcı ve posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 20/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)