(6458 S. K. m. 77) (2577 S. K. m. 31) (6100 S. K. m. 334)
İSTEMİN ÖZETİ: İran uyruklu davacı tarafından, ikametgah ilini izinsiz terk ettiği gerekçesiyle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslarası Koruma Kanunu'nun 77/1-ç maddesi uyarınca koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasına ilişkin 28.06.2018 gün ve E.5552 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacı tarafından davalı idareye sunulan kira sözleşmesindeki adresin "....." olduğu, dava konusu işleme dayanak teşkil edilen tutanaklarda ise daire numarasının 28 olarak belirtildiği, apartman isminin aynı olduğu, mahalle muhtarı tarafından teyit edildiği, bu nedenle sehven yanlış yazıldığı, davacının Çankırı İli'nde iş bulamadığı ve ekonomik yönden zor durumda kaldığı, bu nedenle Ankara iline belirli bir süre gittiğini kabul ettiği, davacının İl Göç İdaresine bildirdiği adresten taşınmış olması yanında ikametgah ilini terk ettiğinin kendi ikrarı ile sabit olduğu, öne sürdüğü mazeretlere ilişkin İl Göç İdaresine herhangi bir bildirimde bulunmadığı, başka bir şehre de sevk talebinde bulunmadığı, davacının ikametgah adresini terk ettiği, uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasına ilişkin Çankırı Valiliği'nin 28.06.2018 gün ve E.5552 sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 13/12/2018 gün ve E: 2018/1097, K: 2018/1723sayılı kararın, davacı tarafından, Çankırı'da iş bulamadığı, ekonomik açıdan zorlandığı, Ankara'ya gelmek zorunda kaldığı, geri gönderilmesi halinde zulme uğrama riskinin bulunduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idare vekili tarafından, davacının istinaf talebinde ileri sürdüğü hususların hukuken geçerlik arz etmediği, mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 13/12/2018 gün ve E: 2018/1097, K: 2018/1723 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davacı tarafın istinaf isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nce adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilmediği anlaşılan istinaf safhasına ait 121,30-TL başvuru harcı ve 42,00-TL posta giderinin davacıdan tahsili için mahkemesince müzekkere yazılmasına, yargılama giderlerinin başvuruda bulunan taraf üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istinaf isteminde bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 03/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
ADLİ YARDIM İSTEMİNİN KABULÜNE İLİŞKİN KARAR
İran uyruklu davacı ..... tarafından, ikametgah ilini izinsiz terk ettiği gerekçesiyle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslarası Koruma Kanunu'nun 77/1-ç maddesi uyarınca koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasına ilişkin 28.06.2018 gün ve E.5552 sayılı işlemin iptali Çankırı Valiliği'ne karşı açılan davada işin gereği görüşüldü;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31.maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesinde "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, haklı oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. (2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır." hükmü yer almaktadır.
Anayasanın 90. maddesi ile usulüne uygun yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde sayılmış olup Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13.maddesinde sözleşme kapsamında tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, söz konusu ihlalin resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olduğu ve 14. maddesinde de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanmanın, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmasının gerektiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 1.maddesinde;"(1) Bu Kanunun amacı; yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları ve İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektir."hükmü, 88.maddesinde; "(1) Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz."hükmü, 89.maddesinde de;"(1) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişi ve aile üyeleri, ilköğretim ve ortaöğretim hizmetlerinden faydalanır. (2) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerden ihtiyaç sahibi olanların, sosyal yardım ve hizmetlere erişimleri sağlanabilir...."hükmü yer almaktadır.
Dava konusu olayda, davacının İran vatandaşı olduğu, İran ile Türkiye arasında adli yardım anlaşmasının bulunduğu, söz konusu ülke ile 22/02/2011 tarih, 6121 sayılı Kanunla uygun bulunan ve 10/03/2011 tarih, 27870 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ''Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması''nın mevcut olduğu belirtildiğinden, davacının adli yardımdan yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacının adli yardım isteminin kabulüne, 03/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)