(2577 S. K. m. 31, 45, 50) (6100 S. K. m. 331) (2942 S. K. Geç. m. 6, Ek m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının hissedarı olduğu, Ankara İli, Çankaya İlçesi, .... Mevkii 27385 ada 18 parsel sayılı taşınmazın imar planı ile "Ağaçlandırılacak Alan" olarak ayrılmasına rağmen, davalı idare tarafından kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırma görevinin yerine getirilmeyerek mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın değerine karşılık 260.950,00 TL tazminatın adli yargıda dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 6745 Sayılı Kanundan önce uygulama imar planlarıyla tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazların idarece kamulaştırılması ya da uygulama imar planlarında değişiklik yapılması için öngörülen beş yıllık sürenin, 6745 Sayılı Kanunda belirtilen yürürlük tarihi olan 07.09.2016 tarihinden itibaren başladığı, bu tarihten itibaren taşınmaz kamulaştırılmaz ya da kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar değişikliği yapılmaz ise, uzlaşma ve idari başvuru süreci tamamlandıktan sonra idari yargıda idare aleyhine dava açılabileceği, yargılama giderlerine ilişkin olarak; davanın taraflarından birine, diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni; o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olması olduğu, davacı, dava açıldığı tarihteki mevzuat veya içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü gereğince davada haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerine mahkum edilmeyeceği, 2577 Sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesinin birinci fıkrasında, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedileceği, davanın açıldığı tarihteki yüksek mahkeme içtihatlarında (YHGK 15.12.2010 tarih ve E:2010/5-662, K:2010/651; DİDDK 24.05.2012 tarih ve E:2007/2255, K:2012/801) ve Kamulaştırma Kanunu'nun 6487 Sayılı Kanun ile değişik geçici 6. maddesinin onuncu fıkrasında, uygulama imar planlarıyla tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmaz maliklerine dava hakkı tanınmış olduğundan, bakılan davanın açılmasına davalı idarece sebebiyet verildiği, dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı idareye yükletilmesi gerektiği, bu durumda, 07.09.2016 tarih 29824 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6745 Kanunla 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen ek 1. maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre geçmeden, uzlaşma ve idari başvuru süreci tamamlanmadan açılan davanın bu aşamada esası hakkında karar verilmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak Ankara 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/11/2016 gün ve E: 2014/343, K: 2016/4342 Sayılı kararın, davacı vekili tarafından, kararın Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu; davalı idare vekili tarafından, hükmün mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 29/11/2017 tarih ve E:2017/2077, K:2017/2887 Sayılı kararı, Danıştay 6. Dairesinin 30/10/2018 tarih ve E:2018/1636, K:2018/8596 Sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacının hissedarı olduğu, Ankara İli, Çankaya İlçesi, .... Mevkii 27385 ada 18 parsel sayılı taşınmazın imar planı ile "Ağaçlandırılacak Alan" olarak ayrılmasına rağmen, davalı idare tarafından kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırma görevinin yerine getirilmeyerek mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın değerine karşılık 260.950,00 TL tazminatın adli yargıda dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 17. İdare Mahkemesi'nin 29/11/2016 tarih, 2014/343 Esas, 2016/4342 Karar sayılı kararı ile; 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununa 6745 Sayılı Kanun'un 34. maddesiyle eklenen geçici madde 11. maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararının verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda anılan İdare Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle taraflarca istinaf konun yoluna gidilmesi sonunda, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 29/11/2017 tarih ve 2017/2077 Esas, K:2017/2887 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusun reddine karar verilmiş olup, bu karara karşı temyiz yoluna gidilmiş, Danıştay 6. Dairesinin 30/10/2018 tarih ve 2018/1636 Esas, 2018/8596 Karar sayılı kararı ile; 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 28.03.2018 tarih 2016/196 Esas 2018/34 Karar sayılı kararı ile Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilerek iptal edilmiş olması karşısında uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 29/11/2017 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı sonrası dava dosyasının Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesine gönderildiği, 5. İdari Dava Dairesince de dosyanın Dairemize gönderildiği görülmüştür.
İdari Yargılamada Kanun ilk derece, istinaf ve temyiz olmak üzere üç dereceli bir yargılama usulü öngörmüştür.
2577 Sayılı Kanun'un 50. maddesinde "1-Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla birlikte kararı veren mercie gönderilir. Bu karar, dosyanın geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır. 2- Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir. 3- Bölge idare mahkemesi, Danıştay’ca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir. 4-Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. 5-Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur" şeklinde düzenlemiştir.
İdare Mahkemesince verilen kararın incelenmesinden; söz konusu davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın esasa ilişkin olmayıp, uyuşmazlığı sona erdiren nihai bir karar olmadığı, her ne kadar temyiz yoluna gidilen karar Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 29/11/2017 tarih ve 2017/2077 Esas, K:2017/2887 Karar sayılı kararı ise de, bu durumun üç dereceli yargılama usulünden kaynaklandığı, İdare Mahkemesince Danıştay 6. Dairesinin bozma kararında belirtilen hususların uyuşmazlığın esasına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın esasının da ilk derece mahkemesi olan İdare Mahkemesince sonuçlandırılması gerektiği, ancak sonuçlandırma aşamasında sonra istinaf kanun yoluna tekrar gidilmesi halinde istinaf mercinin görevinin yeniden başlayacağı, aksi düşüncenin istinaf talebini inceleyen mercinin ilk derece mahkemesi olarak İdare Mahkemesi'nin yerine geçmesi sonucunu doğurabileceği kanaatine ulaşıldığından dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Öte yandan; Danıştay bozma kararının son paragrafında da İdare Mahkemesince, bozma kararı üzerine verilecek kararda, yargılama giderleri ve maktu vekalet ücretinin yeniden değerlendirileceği hususunun da belirtildiği görülmüştür.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf isteminin KABULÜNE, istinafa konu 17. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/11/2016 gün ve E: 2014/343, K: 2016/4342 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un 45/5 maddesi uyarınca esastan karar verilmek üzere DAVA DOSYASININ MAHKEMESİNE İADESİNE, kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45.maddesinin 5.fıkrası uyarınca kesin olarak 23/05/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)