İSTİNAF İSTEMİNİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmaktayken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 15/03/2018 tarihli ve 2018/7498 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18/01/2019 tarihli ve Soruşturma No:2018/167296 sayılı kovuşturma yapmaya yer olmadığı kararında davacının ... kullanıcısı olmadığının, Komisyon kararına konu olan telefon hattının oğlu (....) tarafından kullanıldığının belirtildiği ve davacı hakkında kovuşturma yapmaya yer olmadığına karar verildiği, Komisyon kararında; ayrıca Kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında davacı hakkında son görev yaptığı birim tarafından FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirme bulunduğu tespitine yer verilse de, Mahkemelerinin ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta; davacının FETÖ/PDY terör örgütü bağlantısının olup olmadığının tespiti için Kurum tarafından herhangi bir araştırma, inceleme ve soruşturma yapılmadığının, gerekli işlemlerin ilgili istihbarat kurumlarından ve idari kayıtlardan gelen bilgiler doğrultusunda yapıldığının belirtildiği, yazı eki özet bilgi tablosunda Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı verilerine göre ... sisteminin kullanıcısı olduğu ile oğluna ilişkin Bank ... verileri olduğu ve oğlunun TSE'de çalışıyorken görevine son verildiğine ilişkin değerlendirmelerin bulunduğu, gelinen aşamada davacı hakkındaki ... tespitinin dayanaksız kalması ile oğluna ilişkin verilerin -başka deliller olmaksızın- davacının FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu anlamına gelmeyeceği, davacı hakkındaki kurum değerlendirmesinin ve Komisyon kararının bu kısmına ilişkin tespitlerin de davacının FETÖ/PDY irtibatını ortaya koymadığı, öte yandan, davacı hakkındaki özet bilgi tablosunda Milli İstihbarat Teşkilatına göre FETÖ/PDY ile ilişkili olduğu notuna yer verilse de, bu kayda ilişkin olarak dayanaksız kalan ... dışında delil belirtilmediğinden, bu haliyle davacı hakkındaki istihbarat bilgisi tespitinin değerlendirmeye esas alınacak nitelikte olmadığı sonucuna varıldığı, bu durumda davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağının ortaya konulamadığından davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde Ankara 19. İdare Mahkemesince verilen 27/06/2019 tarihli ve E:2018/1293, K:2019/2610 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davalı tarafından, savunma dilekçelerinde ve dosyaya sundukları bilgi ve belgelerde ortaya koydukları üzere davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin birinci fıkrasında; Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı, üçüncü fıkrasında; duruşma talebinin dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anılan maddeye göre, taraflardan birinin isteği halinde duruşma yapılması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 06/08/2018 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunduğu halde Mahkeme tarafından davanın duruşma yapılmaksızın karara bağlandığı, dosyada davacının duruşma talebinden feragat ettiğine dair bir dilekçe bulunmadığı gibi Mahkeme kararında da bu yönde bir açıklamaya yer verilmediği görülmektedir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında; iptal davası niteliğindeki işbu davada davacının usule uygun şekilde yaptığı duruşma talebinin karşılanması kanuni bir zorunluluk olduğundan, duruşma yapılmaksızın verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Ayrıca, duruşma yapılmamasının dava lehine sonuçlanan davacı aleyhine bir sonuç doğurmadığı, istinafa ise karşı tarafın başvurduğu, dolayısıyla aleyhe karar verme yasağı ilkesi gereği söz konusu eksikliğin dikkate alınmaması gerektiği görüşü öne sürülebilecek ise de; usule uygun şekilde duruşma talebinde bulunulduğu yahut ilgili yargı merciince resen duruşma yapılmasına karar verildiği hallerde duruşma yapılmasının kanuni bir zorunluluk olması yanında kamu düzeninden olduğu, ayrıca belirtilen hallerde duruşma yapılmamasının, tarafların her ikisinin de savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğuracağı gibi vekalet ücretinin miktarı yönünden de farklı sonuçlar doğuracağı açık olduğundan, belirtilen görüşün kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Nitekim Danıştay 5. Dairesinin 27/10/1999 tarihli, E:1997/1612, K:1999/3234 sayılı kararı ile Danıştay 8. Dairesinin 03/11/2016 tarihli, E:2016/11794, K:2016/8398 sayılı kararı da bu yöndedir.
Öte yandan, İdare Mahkemesince duruşma yapılmadan önce, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu veya anılan terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde herhangi bir istihbari bilgi, tanık ifadesi veya yürütülen bir soruşturma bulunup bulunmadığının sorulması, bu yönde açık veya gizli kaynak bilgisi mevcut ise buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin onaylı bir suretinin, bağlı birimlerinden temin edilerek gönderilmesinin istenilmesi, davacının oğlu (....)'nin …. yazışma içeriklerinin ve Bankasya hesap bilgilerinin ilgili mercilerden getirtilerek incelenmesi ve söz konusu Bankasya hesabına davacının para yatırma bilgisinin olup olmadığı hususunun araştırılması, ayrıca Dairemizin davalı idareye yaptığı11/06/2020 tarihli ve E:2019/5669 sayılı ara kararında belirtilen hususlar yönünde davalı idareye yapılacak ara kararı ile söz konusu hususların net olarak ortaya konulmasının sağlanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1-Davacının istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 19. İdare Mahkemesinin 27/06/2019 tarihli ve E:2018/1293, K:2019/2610 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaftan kaynaklanan yargılama giderleri, nihai hüküm verilirken Mahkemesince gözetileceğinden bu konuda ayrıca bir karar verilmesine yer olmadığına,
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca kesin olarak ... 19/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)