(2709 S. K. m. 90) (2577 S. K. m. 45)
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 5. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme, yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde, istinaf başvurusunun kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği, bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu hükümleri yer almaktadır.
AİHS'nin, her şahsın, gerek medeni hak ve vecibeleriyle ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından dâvasının mâkul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkını haiz olduğu hükme bağlayan 6. maddesi, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkını doğrudan güvence altına almamakla birlikte, sözleşme maddelerini yorumlama yetkisini haiz AİHM'in içtihatlarında, taraf devletin, kendi takdirine bağlı olarak, kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıması halinde, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakeme usulünün, sözleşmenin 6. maddesinde yer verilen ilkelere uygun olması gerektiği, bir diğer deyişle, üst kanun yolu denetiminin de 6. maddenin garantisi kapsamında olduğuna hükmedilmiştir. (Delcourt/Belçika, B.No:2689/65, 17/1/1970) Yine AİHM içtihatlarında, yargılamanın çelişmeli şekilde ve eşit silahlarla yürütülmesinin sağlanması, hakkaniyete uygun yargılamanın temel unsuru olarak belirtilmiş, yargılama süresince sahip olunan haklar ve üstlenilen yükümlülükler bakımından, taraflar arasında eşitliğin sağlanarak, yargılama süresince bu dengenin korunması olarak özetlenebilecek silahların eşitliği ilkesi uyarınca, taraflardan birinin diğerine göre, iddia ve savunmalarını makul bir şekilde dile getirerek mahkemeye sunma imkanından mahrum bırakılmasının, ya da, tarafların, iç hukuktaki, duruşmada bulunma hakkından yoksun bırakılmasının 6. maddenin ihlali sonucunu doğuracağı karara bağlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında, uygulamada, istinaf mahkemelerinin birden çok dereceli yargılamada, öncelikli olarak üst kanun yolu denetimi yapan mahkemeler olduğu hususu göz ardı edilerek, maddi olay denetimi yapmaya ve işin esasını incelemeye yetkili bir üst mahkeme olduğu ve hızlı yargılama yapılması hedefiyle kurulduğu düşüncesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda alıntısına yer verilen 45. maddesinin 5. fıkra hükmünün lafzına ve fıkrada tadadi şekilde sayılan sebeplere bağlı kalınarak bu hallerle sınırlı olarak gönderme kararları verildiği takdirde, anılan fıkrada sayılmamış olmakla birlikte, ilk derece mahkemesince, tarafların duruşma istemi göz ardı edilerek karar verilmesi, dosya usule uygun şekilde tekemmül ettirilmeden karar verilmesi, dava konusu hakkında eksik hüküm kurulması (uyuşmazlığın tamamının nihai olarak çözüme kavuşturulmaması), dava konusu hatalı belirlenerek yargılama yapılması ve hüküm kurulması gibi bazı durumlarda da, yargılamanın çelişmeli şekilde ve eşit silahlarla yürütülmemesi ve hakkaniyete uygun yargılama yapılmadan karar verilmesi nedeniyle, ilk derece yargılamasında adil yargılanma hakkının ve hak arama özgürlüğünün ihlali sonucunu doğuran yargılamaların, istinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesinin yerine geçilerek eksiklikler tamamlanmak ve işin esası hakkında karar verilmek suretiyle sonuçlandırılması halinde, birden fazla dereceli yargılamanın taraflara sağladığı hukuki güvence ve faydanın ortadan kalkacağı, bu suretle, yargılamanın, kanun koyucunun iradesine de uygun olmayan şekilde, tek derecede gerçekleşmesi sonucunun doğabileceği, anılan madde hükmünde açıkça sayılmayan bu gibi bazı hukuka aykırılık hallerinde de, kaldırma kararları sonrasında, dosyaların ilk derece mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesinin, adil yargılanma hakkının gereği olduğu ve Anayasamızın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca, bu gibi durumlarda, uluslararası sözleşme hükmünün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi hükmüne nazaran öncelikli olarak, madde hükmünün uygulamasına esas alınarak, maddede açıkça gönderme sebebi olarak belirtilmeyen bu hukuka ve usule aykırılık hallerinde de, dosyanın, dereceli yargılama esasına uygun şekilde eksiklikler giderilerek yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dava dilekçesi ve ekleriyle istinaf istemine konu kararın incelenmesinden, dava dilekçesinde, davacı tarafından, iş akdinin feshedilmesi sonucu kendisine yapılan kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, sair işçilik alacağı ile iyiniyet tazminatı olarak yapılan ek ödemeden müteşekkil net 137.750,23-TL (brüt 199.519,89 TL) ödeme yapıldığı, ödenen bu tutarın içerisinde yer alan ve ikale sözleşmesi uyarınca kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vb. hakların yanı sıra, işsiz kalınması nedeniyle ve yasal bir zorunluluk olmaksızın yardım amacıyla yapılan, bu itibarla ücret olarak nitelendirilemeyecek ve vergiye tabi tutulamayacak olan ek ödemeden vergi tevkif edilmesinin bir vergilendirme hatası teşkil ettiği iddiasıyla, ek ödemeden yapılan kesintinin iptali ve iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, ancak, istinaf istemine konu kararda, bakılan davanın konusunun, ek ödemenin yanı sıra, davacıya yapılan toplam net 137.750,23-TL (brüt 199.519,89 TL) ödeme tutarını oluşturan diğer ödeme kalemlerinin de dava konusu edildiği kabul edilmek suretiyle hatalı şekilde belirlendiği ve ödeme kalemlerinin tamamına yönelik hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu hatalı belirlenerek hüküm kurulmak suretiyle verilen Mahkeme kararıyla, gerçekte, dava konusu edilen uyuşmazlığın nihai çözüme bağlanmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığı nihai olarak sonuçlandırmayan mahkeme kararına vaki istinaf taleplerinde, uyuşmazlığın, işin esası incelenmek suretiyle, bölge idare mahkemesince karara bağlanmasının, yukarıda alıntısına yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca hukuka ve usule aykırı olacağı sonucuna varılmakla, tarafların istinaf istemlerinin kabulüyle, Mahkeme kararının kaldırılarak, dava dosyasının, uyuşmazlık doğru şekilde belirlenip, yeniden değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere, Mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurularının kabulüne, İstanbul 6. Vergi Mahkemesi'nce verilen 11/12/2018 tarih ve E:2018/1301, K:2018/3084 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte istinaf yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, kararın Mahkemesince taraflara tebliğine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 11.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)