(657 S. K. Ek. m. 33) (2576 S. K. m. 7) (2577 S. K. m. 45, 46)
DAVANIN KONUSU: Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Ameliyat Hemşiresi olarak görev yapan davacının, tutmuş olduğu icap nöbet ücretlerinin ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 20/10/2017 gün ve E.18426 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Ameliyat Hemşiresi olarak görev yapan davacı tarafından, 25/09/2017 tarihli dilekçe ile, yöneticiler tarafından da onanan nöbet çizelgesi gereğince tutmuş olduğu icap nöbetleri için 01/04/2017 tarihinden itibaren herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin ödenmeyen icap nöbet ücretlerinin ödenmesi istemiyle Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yöneticiliğine başvuruda bulunulduğu, idarece verilen 20/10/2017 tarihli ve E.18426 sayılı cevabi yazıda "Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 07.04.2015 tarih ve 10417 sayılı yazısında "icap nöbeti yeteri kadar uzman hekimin bulunmadığı sağlık kurumlarında sağlık hizmetlerinde aksama yaşanmasını önlemek maksadıyla öngörülmüş olup, sadece uzman hekimler tarafından evde tutulduğu, bu itibarla uzman hekim dışındaki personelin icap nöbeti tutması mümkün olmadığından, bunlara icap nöbeti ödenmesine de imkan bulunmamaktadır" denilmektedir. Hastanemiz Yöneticiliğimiz tarafından Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ....... Birliği Genel Sekreterliğine görüş sorulmuş olup; (...) gelen cevabi yazıda ise Türkiye Kamu Hastaneleri Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına görüş sorulduğu ve gelecek cevabi yazının tarafımıza bildirileceği belirtilmektedir. Bu nedenle; (...) dilekçenizde belirtmiş olduğunuz tarafınıza ödenmeyen icap nöbetlerinin gelecek cevabi yazıya istinaden işlem tesis edileceği"nin belirtilmiş olması üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı, mevzuatın değerlendirilmesinden tutulan icap nöbeti karşılığının izin verilerek ya da ücreti ödenmek suretiyle karşılanması gerektiği kanaatine varıldığı, bu çerçevede, 657 sayılı Kanunun Ek 33'üncü maddesinin dördüncü fıkrasının açık hükmü karşısında, sadece davet üzerine sağlık kurumuna gidilerek fiilen çalışılan süreler için değil aynı zamanda evde geçirilen icap nöbeti süreleri için de nöbet ücreti verilmesi veya izin kullandırılması gerektiği açık olup, aksi yönde tesis edilmiş olan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, Antalya 4.İdare Mahkemesi'nce verilen 22/10/2018 tarih ve E:2018/500, K:2018/712 sayılı karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAF DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Davalı idare vekili tarafından; davacının davaya konu icap nöbet ücretinin faiziyle birlikte ödenmesi talebinin öncelikle idareden izin kullandırılması talep edilmediği gerekçesiyle reddi gerektiği,, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar hukuki ve maddi yönlerden mesnetsiz ve yapılan idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönleri ile hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul ve esas bakımından hukuka uygun mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Tek Hakimle Çözümlenecek Davalar" başlıklı 7. maddesinin, 8.6.2000 tarih ve 4577 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile 2.7.2012 günlü, 6352 sayılı Yasa'nın 50. maddesiyle değişik 1. fıkrasında, uyuşmazlık miktarı bir milyar lirayı aşmayan; konusu belli parayı içeren idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ile tam yargı davalarının idare mahkemesi hakimlerinden biri tarafından çözümleneceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 4577 sayılı Yasa'nın 4. maddesi ile değişik Ek 1. maddesinde, bu Kanunun tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7. maddesindeki parasal sınırların; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir:
"İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz."
Buna göre, Yasanın 45. maddesinin 1. fıkrasındaki parasal sınırı geçmeyen tam yargı davalarında ilk derece mahkemesince verilen karar kesin olup bu kararlara karşı istinaf kanun yoluna gidilmesi mümkün değildir.
Anılan Yasanın 46. maddesinin b) bendinde, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalarda verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği düzenleme altına alınmıştır.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 29.12.1983 tarihli ve Esas No: 1983/1 Karar No: 1983/10 sayılı kararı uyarınca, kamu görevlilerine ait mevzuattan doğan uyuşmazlıklarda, idari işlemin neden olduğu zararın miktar olarak tespitinin mümkün olmadığı haller ile zararın miktar olarak tespitinin mümkün olduğu haller arasında bir ayrıma gidilmesi gerekmektedir.
Dava süresince ve hatta iptal kararının uygulanmasına yönelik yeni bir idari işlem tesis edilinceye değin zararın gerçekleşeceği hallerde uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak yargı makamı tarafından söz konusu miktarın tespiti gerekmemesine karşın, davanın açıldığı tarih itibariyle herhangi bir etkisi kalmayan başka bir ifade ile dava devam ettiği sürece herhangi bir zarara sebebiyet vermeyecek işlemler nedeniyle açılan, kamu görevlilerine ait mevzuattan doğan davalarda ise uyuşmazlık konusu miktarın tespiti gerekmektedir.
Davanın açıldığı tarih itibariyle herhangi bir etkisi kalmayan bir idari işlem nedeniyle açılan ve parasal hak talebini de içermesine karşın tazminat miktarının belirtilmediği dava dilekçeleri ile açılan davalarda, uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak yargı mercinin önünde davanın tek hakim kararı ile mi yoksa heyet kararı ile çözümleneceği sorunu yanında mahkemesince verilen kararın kesin olup olmadığı veya istinaf aşamasından geçen kararın temyiz kanun yoluna tâbi olup olmadığı sorunları da bulunmaktadır.
Bu kapsamdaki sorunlarla karşı karşıya olan yargı makamı tarafından, söz konusu sorunun bertarafı gayesiyle uyuşmazlık konusu miktarın ara karar ile tespit edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda ise, dava devam ederken etkisini sürdüren bir işlem uyuşmazlığa konu edilmemesine (başka bir ifade ile talebin belli bir döneme ilişkin olması nedeniyle uyuşmazlığın konusu miktarın belirlenebilir nitelikte olmasına) karşın mahkemece uyuşmazlık konusu miktar tespit edilmeksizin ittihaz olunan karar hukuka aykırıdır.
Buna göre, ilgili yargı merciince uyuşmazlık konusu miktarın ara karar ile tespiti sağlanarak, davanın tek hakim kararı ile mi yoksa heyet kararı ile mi çözümleneceği sorunu yanında verilecek kararın kesin olup olmadığı veya hangi kanun yoluna/yollarına tâbi olduğu sorunları bertaraf edilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-İstinaf isteminin kabulüne,
2-Antalya 4. İdare Mahkemesi'nin 22/10/2018 tarih ve E:2018/500, K:2018/712 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine,
3-Mahkemece yeniden verilecek kararda yargılama giderlerine hükmedileceğinden yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmamasına,
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca, kesin olarak 09.07.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)