(2577 S. K. m. 11, 13)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacıların kızı ....'ın 17/02/2016 tarihinde çalıştığı Tarım TV adlı kurumun servis aracıyla evine dönerken ....'ta terör örgütü tarafından gerçekleştirilen patlama neticesinde hayatını kaybetmesi nedeniyle uğradıkları manevi zararlarının giderilmesi için yaptıkları başvurunun reddine dair Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 22/03/2017 tarihli işleminin iptali ile anne ve baba için 100.000,00'er TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 5233 sayılı Kanunda manevi zararların zarar tespit komisyonlarınca tespit ve tazmin edilmesine dayanak teşkil eden bir hüküm bulunmaması karşısında, anılan Kanun kapsamında görev yapan Zarar Tespit Komisyonunun manevi tazminat talebiyle yapılan başvuruyu reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, olayın bir terör eylemi olduğu dikkate alındığında, davacıların bu olay nedeniyle uğradığı manevi zararın da sosyal risk ilkesine göre tazmin edilerek toplumca paylaşılması gerektiği, olayın terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı yerlere göre daha az gerçekleştirildiği bir yerde meydana gelmesi, eylemin devlete ve toplum bütünlüğüne yönelik olma niteliği, zararın özel ve olağandışı olma niteliğini değiştirmediği, sosyal risk ilkesinin kaynağı olan toplumun huzuru, dayanışma ve adalet anlayışına dayalı sosyal hukuk devleti ilkesine, eşitlik ilkesine ve hakkaniyete aykırı düştüğü, başvurunun reddine dair işlemin iptali talebi yönünden davanın reddine, terör saldırısı sonucu vefat eden ....'ın anne ve babasının duyduğu elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek üzere, takdiren davacıların her birine 50.000,00'er TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın sosyal risk ilkesine göre davalı İçişleri Bakanlığınca ödenmesine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle başvurunun reddine dair işlem yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile davacıların her biri için 50.000,00'er TL olmak üzere toplam 100,000,00 TL manevi tazminatın davalı İçişleri Bakanlığından alınarak 06/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine ilişkin olarak Ankara 15. İdare Mahkemesi'nce verilen 05/10/2018 gün ve E: 2017/993, K: 2018/1818 sayılı kararın, Davacılar istinaf başvuru dilekçesi ile; Ankara Valiliğininde hasım mevkiinde olduğu, davada sadece davalı İçişleri Bakanlığı aleyhine hüküm kurulduğu, Ankara Valiliği lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ön başvurunun zorunluluğu nedeniyle başvurunun reddine dair işlem yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın oldukça düşük olduğu ileri sürülerek, Davalı İçişleri Bakanlığı istinaf başvuru dilekçesi ile; somut olayda idarenin hizmet kusurunun olmadığı, illiyet bağı olmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ileri sürülerek kararın istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
DAVACILARIN SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
ANKARA VALİLİĞİNİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Kendileri yönünden kararın lehe olan kısımlarının onanması, aksi halde davanın reddine karar verilmesi, davacı tarafın istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacılar vekili tarafından, davacıların kızı ....'ın 17/02/2016 tarihinde çalıştığı Tarım TV adlı kurumun servis aracıyla evine dönerken ....'ta terör örgütü tarafından gerçekleştirilen patlama neticesinde hayatını kaybetmesi nedeniyle davacıların uğradıkları manevi zararlarının giderilmesi için yaptıkları başvurunun reddine dair Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 22/03/2017 tarihli işleminin iptali ile anne ve baba için 100.000,00'er TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 15 nci İdare Mahkemesinin 05/10/2018 tarih, E:2017/993, K:2018/1818 sayılı kararı ile; davacılara manevi tazminat ödenmesine dair yapılan başvurunun reddine dair işlem yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacıların her birine ayrı ayrı 50.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Davacılar istinaf başvuru dilekçesi ile; Ankara Valiliğininde hasım mevkiinde olduğu, davada sadece davalı İçişleri Bakanlığı aleyhine hüküm kurulduğu, Ankara Valiliği lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ön başvurunun zorunluluğu nedeniyle başvurunun reddine dair işlem yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkeme takdir edilen manevi tazminatın oldukça düşük olduğu ileri sürülerek, kararın istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
Davalı İçişleri Bakanlığı istinaf başvuru dilekçesi ile; somut olayda idarenin hizmet kusurunun olmadığı, illiyet bağı olmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ileri sürülerek, kararın istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
Dava dosyasındaki belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacıların kızı ....'ın, 17/02/2016 tarihinde Tarım Bakanlığında uzman olarak görevli iken, mesai bitiminde Bakanlığın servis aracında bulunduğu esnada Ankara ....ta meydana gelen bombalı terör eyleminde vefat ettiği, davacılar vekilinin 30/10/2016 tarihli idari başvurusu ile davacılara bu olay nedeniyle toplam 200.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi isteminde bulunulduğu, Ankara Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 22/03/2017 tarihli cevabi yazısı ile davacıların talebinin reddine karar verilmesi üzerine davacılara ayrı ayrı 100.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle iş bu davanın 06/04/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesinin 05/10/2018 tarih, E:2017/993, K:2018/1818 sayılı kararı ile, manevi tazminatın kısmen kabulü kararı usul ve yasaya uygun olup, davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Anılan İdare Mahkemesi kararının, hükmedilen manevi tazminat miktarının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacılara ödenmesine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden;
Davacılar hakkındaki manevi tazminat istemli davanın, İçişleri Bakanlığı hasım gösterilmek suretiyle 06/04/2017 tarihinde açıldığı, İdare Mahkemesince 21/04/2017 tarihli hasım düzeltme kararı ile Ankara Valiliğininde hasım mevkiine alınarak, dava dosyasının tekemmül ettirilmesine karar verildiği, Ankara Valiliğince süresinde verilen savunma dilekçeleri ile davacıların savunmaya cevaplarına cevap verildiği, ancak buna rağmen İdare Mahkemesince manevi tazminatın kısmen kabul kararından sonra hükmedilen manevi tazminatın sadece davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacılara ödenmesine ve vekalet ücretininde davacılar tarafından, davalı idarelere yarı oranında ödenmesine karar verildiği görülmüştür.
İdare Mahkemesince, 2577 Sayılı Kanunun 15 nci maddesinin (c) fıkrasına göre Ankara Valiliğine taraf sıfatı tevcih edilerek hasım mevkiine alınmasına rağmen, kararda Ankara Valiliği aleyhine hüküm kurulmamasında yasal ve hukuki isabet görülmemiştir.
Mahkeme kararının, başvurunun reddine dair işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Doğrudan Doğruya Tam Yargı Davası Açılması başlıklı 13.maddesinde, "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eşlemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılabilir. Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngürülen idareye başvurma şartı aranmaz." hükümlerine yer verilmektedir.
Maddede idari eylemler nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle açılacak davalardan önce idarelere başvuruda bulunmak suretiyle ön karar alınması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Yani ilgililer idari eylemlerden kaynaklanan zararların tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda bulunup ön karar almadan dava açamayacaklardır. İdareye yapılacak başvurulara idareler tarafından verilen cevaplar ise yukarıda belirtildiği gibi ön karar niteliğinde olup, bu kararlar kesin ve yürütülebilir işlemler olmadıklarından iptal davasına konu edilmeleri mümkün değildir.
Uyuşmazlık konusu olay idari eylemden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davalı idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem yukarıda belirtildiği üzere ön karar olması nedeniyle iptal davasına konu edilemeyeceğinden başvurunun reddine ilişkin işlemin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Anılan İdare Mahkemesi kararının yargılama giderleri yönünden incelenmesinden;
İdare Mahkemesince; davalı idarenin harçtan muaf olduğu belirtilerek hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan nisbi karar harcının tamamlatılmasına yer olmadığı kararı verildiği, maktu karar harcının ise diğer yargılama giderlerinin içine dahil ederek haklılık oranına göre taraflara dağıtıldığı görülmüştür.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi bulunduğu; 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15. maddesinde yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. Maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Harçlar Kanunu'nun 21.maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği, 28.maddesinde ise (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren 1 ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanunun, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince; hükmedilen manevi tazminat tutarı üzerinden hesaplanan ve davalı İdarelere yükletilmesi gereken nispi karar harcının davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle tamamlatılmasına ve dolayısıyla tahsiline yer olmadığı kararı verilmiş ise de;
Harçlar Kanununun 13/1-j maddesi uyarınca genel bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun (1) ve (3) sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan muaf olduğu hükme bağlanmıştır.
Harçlar Kanununun 11 nci maddesi uyarınca yargı harcının mükellefi davayı açan kişi yani davacıdır. Karar aşamasında harcın peşin ödenmemiş kısmının davacıya tamamlattırılmasına ve karar ve ilam harcının yargılama gideri kapsamında davacıya geri ödenmesine hükmedilmesinin Harçlar Kanunu hükümlerine aykırı olduğu söylenemez. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326 ncı maddesine göre yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
Dava sonunda haksız çıkan tarafa yükletilecek yargı harçları, davayı kazanan tarafın davayı açarken peşin ödediği harçlar ile dava sonunda ödeyecek olduğu harçlardır. Kanunla yargı harçlarından bağışık tutulan İdare, yargı harcının mükellef sıfatıyla ve harç adı altında olmasada yargılama gideri adı altında fiilen ödemek zorunda kalmaktadır. Kural olarak yargılama giderleri davanın taraflarına yükletilir. Yargı harcının, davada haksız çıkan davalı idareye yükletilmesi yerine iade edilmesine karar verilmesi durumunda, bu iade işlemini yapacak olan Maliye İdaresi davanın tarafı olmadığı halde sürece dahil edilmektedir. Tüm bunlara ek olarak binde 68,31 oranındaki nispi karar ve ilam harcının peşin ödenen 1/4 'lük kısmından geriye kalan 3/4'lük kısmının davada haksız bulunan davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle bu idareden alınmasına yer olmadığı şeklindeki karar, nispi karar ve ilam harcının mükellefinin davayı açan kişi olduğu yönündeki kanun hükmünü etkisiz hale getirmekte, harcın kanuni mükellefi olan davacıya değil de davalıya tanınmış olan bir muafiyet hükmünden hareketle bakiye 3/4 oranındaki karar ve ilam harcının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiği hükmüne aykırı olarak tahsil edilememesine yol açmaktadır.
Anılan Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.
Aktarılan kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç ve posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, tümüyle haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. İdare Mahkemesi'nce maktu alınan nisbi harç dahil tüm yargılama giderlerine haklılık oranı uygulanması suretiyle hüküm kurulmasında yasal isabet görülmemiştir.
Bu nedenle; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idarelere yükletilmesi, ancak bakiye nispi karar harcının önce davacılara tamamlattırılması, dava sonra tamamının davalı idarelerden tahsili ile davacılara ödenmesi gerekmektedir. Hükmün bir parçası olan yargılama giderlerinin davalı idareler tarafından davada haklı çıkan davacılara ödenmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle; davalı İçişleri Bakanlığı istinaf isteminin REDDİNE, davacılar istinaf isteminin KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE, Ankara 15. İdare Mahkemesi'nce verilen 05/10/2018 gün ve E: 2017/993, K: 2018/1818 sayılı kararının, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacıların her biri için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın 06/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4.maddesi uyarınca yeniden incelenen davada, yukarıda belirtilen gerekçe ile davacılara ödenmesine karar verilen toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın davalı İçişleri Bakanlığı ve Ankara Valiliğinden alınarak DAVACILARA ÖDENMESİNE, anılan kararın başvurunun reddine dair işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmı yönünden KALDIRILMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4.maddesi uyarınca DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 6.831,00-TL nispi karar harcından dava açılışında peşin olarak alınan 75,80-TL nispi karar harcının mahsubu ile kalan 6.755,20-TL nispi karar harcının davacılara tamamlattırılmasına, 6.831,00-TL nispi harcın davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, mahkeme ve istinaf safhasına ait 319,55-TL yargılama giderinden, 159,78-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 159,77-TL'si ile kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 10.750,00-TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, istinaf safhasında karşılanan 39,50-TL posta giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2.maddesi uyarınca belirlenen 10.750,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay 15. Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 03/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)