(2577 S. K. m. 45, 49)
İstemin Özeti: ……. A.Ş.'de çalışmakta iken istifa ederek iş akdi sona erdirilen davacıya, işveren ile düzenlenen iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve sonuçlarına ilişkin protokol uyarınca işsizlik tazminatı adı altında yapılan 109.068,00-TL ek ödemenin gelir vergisinden istisna olduğundan bahisle bu ödemeden tevkif edilerek vergi dairesine yatırılan gelir (stopaj) vergisi kesintisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve kesintinin 30.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iadesi istemiyle açılan davada; çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve 193 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında söz konusu ek ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olduğundan tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddi yolundaki işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, tutarın yasal faiziyle iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 29/11/2018 tarih ve E:2018/1238, K:2018/3109 sayılı kararına davalı idarece istinaf başvurusunda bulunularak kararın hukuka uygun olmadığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
Dava; işyerinden 12.10.2016 tarihli "……" imzalı istifa dilekçesi sonrası ödenen tutar üzerinden kesilen gelir vergisinin iadesi istemiyle "……" adına yapılan düzeltme-şikayet başvurularının reddi üzerine işlemin iptali ve tutarın yasal faiziyle iadesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, aynı Yasanın ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Tek hakimle çözümlenecek davalar" başlıklı 02/07/2012 tarih ve 6352 sayılı Yasanın 50. maddesiyle değişik 7/2. maddesinde; 6. maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen uyuşmazlıklardan kaynaklanan toplam değeri 25.000,00-TL'yi aşmayan davaların, vergi mahkemesi hakimlerinden biri tarafından çözümleneceği kurala bağlanmıştır. Anılan Yasanın Ek-1.maddesi ise "Bu Kanunun tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7'nci maddesindeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmüne haizdir.
Anılan hüküm uyarınca 2018 yılı için tek hakimle çözümlenebilecek davalardaki parasal sınır 36.000,00-TL olarak güncelleştirilmiştir. Anılan Yasa'nın 3’üncü maddesinin 1’inci bendinde; idari davaların vergi mahkemesi başkanlığına hitaben yazılmış imzalı dilekçe ile açılacağı, 2’nci bendinde, dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya ünvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin, vergi, resim, harç benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında, uyuşmazlık konusu miktarın, davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarih ve numarası ve varsa mükellef hesap numarasının gösterileceği hükme bağlanmış, 3’üncü bendinde de; dava konusu kararın ve belgelerinin asılları ve örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 15’inci maddesinin 1/d fıkrasında ise; yapılacak inceleme sonucu anılan maddeye aykırı bir durumun tespiti halinde uygun olmayan dilekçenin 30 gün içerisinde eksiklerin tamamlanarak yeniden dava açılmak üzere reddedileceği, 5’inci fıkrasında da; birinci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilecek dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Dosyadan; 12.10.2016 tarihli "……." imzalı istifa dilekçe örneğinin bulunduğu, işsizlik tazminatı olarak fevkalade ikramiye adı altında yönetim tazminatıyla beraber 6 aylık maaşı tutarında 109.068,00-TL ödendiğinden bahisle Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına düzeltme ve ardından da Gelir İdaresi Başkanlığına şikayet başvurularında bulunulduğuna dair "……" adına verilen dilekçelerin sunulduğu, brüt aylık ücretin 17.013,00-TL olduğuna dair 2016/Eylül ücret bordrosunun sunulduğu, ilgili dönem olan 2016/10 dönemi bordrosunun ise dosyada bulunmadığı gibi bahsi geçen ödemenin içerik ve detayını ortaya koyan her hangi bir belgenin de sunulmadığı, Mahkemece, iş akdi sona erdirilen davacıya işveren ile düzenlenen iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve sonuçlarına ilişkin protokol uyarınca işsizlik tazminatı adı altında bir ödeme yapıldığının belirtildiği, ancak bu yönde bir sözleşmenin dosyada yer almadığı, yapıldığı ve üzerinden vergi kesildiği iddia olunan tutarı doğrulayacak hiç bir belgeye yer verilmemiş olmasına rağmen karar ihdas edildiği görülmekle ilgili belgelerin temini, ödemenin içeriği ile kesinti yapılan tutarın tespiti açısından 2577 sayılı Yasa'nın 15'inci maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilmeden, 2576 sayılı Yasa'nın 7/2.maddesinde anılan güncel tutar dikkate alınarak uyuşmazlığın mahkeme heyetince mi yoksa hakimlikçe mi çözümlenmesi gerektiği de belirlenmeden, mahkeme heyetince karar ihdası hukuka ve yasaya uygun düşmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 29/11/2018 tarih ve E:2018/1238, K:2018/3109 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri Mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesi uyarınca kesin olarak 27.03.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)