İSTİNAF İSTEMİNİN KONUSU: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 01/08/2018 tarihli ve 2018/27873 sayılı işlemin iptali ile yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 18/07/2019 tarihli ve E:2018/4732, K:2019/2150 sayılı kararın kaldırılması istenilmektedir.
İSTİNAF İSTEMİNDE BULUNANIN İDDİALARI: Davacı tarafından, ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olmadığı, ihraç tarihine kadar görevini layıkıyla yaptığı, hakkında herhangi bir disiplin soruşturması bulunmadığı, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı, işlem tesis edilmeden evvel savunmasının alınmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, terör örgütüne aidiyeti, iltisakı olduğuna dair somut delil ve gerekçe ortaya konulmadığı, dava konusu Kanun Hükmünde Kararname'nin Olağanüstü dönem Kanun Hükmünde Kararname mahiyetinde olmadığından Anayasa'nın 119, 120 maddeleri ile 15 nci maddesi düzenlemelerine aykırı olduğu, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, işlem dayanağı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğunun tespiti için itiraz yoluna başvurulması Anayasa Mahkemesi'nce verilecek yeni kararın davaya uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAF SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. .
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesince, davacının adli yardım talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335.maddesinin 3.fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kamu görevinden çıkarılmasını sağlayan KHK ile anılan KHK'nın onayına ilişkin kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi istenilmiş ise de; Anayasa'nın 148 ve 152. maddelerinde yer alan kurallar birlikte değerlendirildiğinde bu iddianın ciddi olduğu kanaatine ulaşılamamaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkındaki ceza yargılamasında tanık olarak dinlenilen ....'nin; davacıyı Kara Harp Okulu'nda aynı bölükte olmaları nedeniyle tanıdığı, kendisi 1.sınıfta iken davacının 3.sınıfta olduğu, davacının diğer 3.sınıf öğrencileri ve takım, bölük komutanları ile birlikte sürekli okuldan ayrılmaları yönünde baskı, şiddet uyguladıkları, herkese aynı muamelenin yapılmadığı, bazı öğrencilere sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet uygulandığı, 2010 yılında 1.sınıf kampında iken davacı ile yanındaki arkadaşlarının kendisini eğitim adı altında fiziksel işkenceye tabi tuttukları, bu nedenle hastaneye kaldırıldığı şeklindeki beyanları ile teşhis tanığı ....'nın; davacıyı İstanbul ASAL Bölge'de çalışırken tanıdığı, o dönem cemaat olarak bilinen yapıdan olan ... kod ve ... kod ile görüşmesi esnasında davacının iletişim bilgilerinin kendisinde bulunup bulunmadığını sordukları, "biz bunlara yardımcı olacağız" dedikleri, bu görüşmenin 2017 yılında olduğu, davacıya maddi yardımda bulunmak istemelerindeki amacın davacının FETÖ/PDY içerisinde olmasından dolayı olduğunu düşündüğü şeklindeki beyanları ile tanık .... ve gizli tanık ...'in davacının Kara Harp Okulu'nda FETÖ'cü olmayan Harp Okulu öğrencilerine karşı eğitim adı altında baskı ve işkence yaptıkları yönündeki beyanları dava konusu işlemde belirtilen diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Bununla birlikte, İdare Mahkemesi kararında; Erzurum 3.Ağır Ceza Mahkemesinin E:2017/676, sayılı esasında yapılan ceza yargılamasında davacının mahkumiyetine karar verildiği belirtilmiş ise de, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin E:2018/667 sayılı dosyasında yapılan istinaf incelemesinde kararın bozulduğu, anılan Ağır Ceza Mahkemesinin E:2019/219 sayılı esasında yapılan yargılamada bozma kararına uyularak yapılan inceleme sonucu yine davacının mahkumiyetine karar verildiği, istinaf isteminin esastan reddedildiği, davanın temyiz aşamasında olduğu anlaşılmış olup; söz konusu ceza yargılaması sürecinde İdare Mahkemesi kararında belirtilen delillerin hilafına bir tespit bulunmadığı, dolayısıyla Mahkeme kararında belirtilen Ağır Ceza Mahkemesi kararının bozulmasının davacının hukuki durumunda bir değişiklik yaratmadığı görülmektedir.
KARAR SONUCU:
1-Ankara 22. İdare Mahkemesince verilen 18/07/2019 günlü ve E:2018/4732, K:2019/2150 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin REDDİNE,
2- Aşağıda dökümü yapılan istinaf aşamasına ait yargılama giderinin istinaf edenin üzerinde bırakılmasına,
3- Adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
2577 sayılı Kanunun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren30 gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 10.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)