(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125, 127)
İSTEMİN ÖZETİ: Diyarbakır 1.İdare Mahkemesi'nce verilen 29/06/2018 tarih ve E:2017/3288, K:2018/1032 Sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacının Bismil Tapu Müdürlüğü'nde bilgisayar işletmeni olarak görev yaptığı dönemdeki fiili nedeniyle 675 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-a maddesi uyarınca "kınama" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 29.11.2017 tarih ve 2667522 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; dava dosyası ve soruşturma raporu (dosya kapsamında sadece ön inceleme raporu alınmıştır) bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu eylemlerin 02.03.2017 ve 03.03.2017 tarihli tutanaklarla öğrenildiği, ancak eylem sebebiyle işlemlerin 20.06.2017 tarih ve 2017/35 Sayılı "ön inceleme raporu" ile başlatıldığı hususu dikkate alındığında, davacının disiplin cezasına konu eyleminin idarece öğrenildiği 02-03.03.2017 tarihinden itibaren 657 Sayılı Kanunu'nun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradıktan sonra 20.06.2017 tarihli "ön inceleme raporu" ile başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusu işlemin bu süreye tabi tutulan atılı fiilleri karşılığındaki soruşturma yetkisinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle hukuka ve mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından; disipline konu eylemlerin teselsül eden eylemler olması sebebiyle son eylemin gerçekleşme tarihinden itibaren bir aylık sürenin göz önüne alınması gerektiği, bütün eylemlerin soruşturma iznin verildiği tarihte dahi tam olarak öğrenildiğinden bahsedilemeyeceği, inceleme sonucu tüm boyutlarıyla tamamlanmış haliyle ancak ön inceleme raporunun Genel Müdürlük makamına sunulduğu tarihte disiplin cezasına konu eylemlerin idare tarafından tam olarak öğrenilebileceği, dava konusu idari işlemin hukuka ve usule uygun olarak tesis edildiği ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde, "Bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Anılan mevzuat hükmünde, Kanun'un 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılmaması halinde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı belirtilmektedir. Bu düzenlemedeki amaç, ilgili personeli sürekli olarak bir disiplin soruşturması ihtimali ile karşı karşıya bırakmamak ve ilgili idareyi de fiil ve halin işlendiğinin öğrenilmesini müteakip hızlıca harekete geçirip mevcut ise bozulan disiplinin yeniden tesis edilmesini sağlamaktır. Düzenlemedeki "soruşturmaya başlanılması"ndan, salt ilgili disiplin amirinin soruşturma oluru / emri değil, idarenin soruşturmaya başlama iradesini ilk olarak ortaya koyan herhangi bir işlemi anlaşılması gerekmektedir. Öyle ki, ilgili idareye yapılan ihbar, şikayet ve benzerinin doğrudan soruşturmaya başlanılabilmesi için yeterli açıklıkta olmadığından ön inceleme/ araştırma yapılmasını gerektirebilecek, ya da benzer bir şekilde, mahiyeti itibariyle yapılacak soruşturmanın ilgili disiplin amirliğinin iş gücünü aşması gibi durumlarda, idare tarafından soruşturma iradesi süresi içerisinde ortaya konulmuşsa da sonraki tarihlerde tesis edilecek "soruşturma oluru/ emri" işlemi nedeniyle Kanun'daki bir aylık süre de aşılabilecektir. Bu nedenle, soruşturmaya başlamanın, her halde "soruşturma oluru/ emri" işlemi ile başladığı kabulünün, Kanun'un amacı ile örtüşmeyeceği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Diyarbakır ili, Bismil Tapu Müdürlüğünde bilgisayar işletmeni olarak görev yapan davacı hakkında yapılan 30.10.2017 tarih ve 2017/39 Sayılı ön inceleme raporunda; davacının kullanıcı adıyla Takbis sisteminde Köseli Mahallesi 83 numaralı parselde, 13.01.2016 tarihli saat 16.01'de yapılan veri düzeltme işlemi ile M.B.A. adına olan 73/67375 (146 m2) hissenin 30043/1078000 (3755,38 m2) olarak değiştirildiğinin anlaşıldığı, bu düzeltmenin bilgisayar işletmeni A.A. tarafından davacının kendisine ait şifrenin kullanılarak yapıldığını belirttiği ancak A.A.'nın ifadesinde bu durumu kabul etmediği, ayrıca, 13.01.2016 tarihli satış işlemine ait resmi senede göre tapu kütüğüne tescil görevinin adı geçene ait iken bilgisayar işletmeni A.A. tarafından yapıldığı ve adı geçenin satışa konu 73/67375 hisseyi tapu kütüğüne tescil etmesi gerekirken yaklaşık 20 kat artırarak 30043/1078000 hisse olarak tapu kütüğüne tescil edildiğinin anlaşıldığı, Esentepe Mahallesi 420 ada 60 ve 61 parsellerde kayıtlı Ö.Y. adına kayıtlı hisselerin 01.02.2016 tarih ve 566 yevmiyeli işlem ile M.B.A. adına satış işleminde, resmi senedin düzenlenmesinden sonra bilgisayar işletmeni A.A.'nın veri düzeltme yoluyla usulsüz hisse artırımı yaptığı, tescili yapmakla görevli bilgisayar işletmeni davacının ise anılan çalışanın hukuka aykırı eylemine iştiraki hususunda herhangi bir bilgi, beyan veya delile rastlanmadığı, davacının yalnızca kendisine verilen tescil görevini yapmaması ve çalışanlardan A.A.'nın yapmasına müsaade ettiği kanaatine varıldığı, bilgisayar işletmeni davacının yukarıda açıklanan eylemlerinde şifre güvenliğine dikkat etmemesi sonucunda usulsüzlük yapıldığından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 2009/4 Sayılı "Şifre ve Yetki Kullanımı Esasları" konulu Genelge kapsamında kusurlu olduğu ve tescil görevinin kendisinde olmasına rağmen başkası tarafından usulsüz bir şekilde tescil yapılmasından dolayı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-a maddesindeki ''Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,'' uyarınca kınama cezası ile tecziyesinin teklif edildiği, davacının alınan savunması da yeterli görülmediğinden teklif doğrultusunda "kınama" disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 29.11.2017 tarih ve 2667522 Sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Dairemizin 2019/361 esasına kayıtlı dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, yolsuz tescillerin fark edilip 02.03.2017 ve 03.03.2017 tarihli iki tutanak tutulduğu ve 02.03.2017 tarih ve 496481 Sayılı ve 02.03.2017 tarih ve 503440 Sayılı yazılar ile durumun Tapu ve Kadastro 7. Bölge Müdürlüğü'ne bildirildiği, bunun üzerine Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan yolsuz tescillere ilişkin 2000/11 Sayılı genelgenin B fıkrasında belirtildiği üzere işlemlerin müdürlüğün görev ve yetkisi dahilinde yapılması gereken bir işlem olması nedeniyle Tapu ve Kadastro 7. Bölge Müdürlüğü'ne yazılan 03.03.2017 tarih ve 505872 Sayılı ve 03.03.2017 tarih ve 513778 Sayılı yazılar ile daha önce Bismil Tapu Müdürlüğü'nce Tapu ve Kadastro 7. Bölge Müdürlüğü'ne gönderilen tutanaklar için gerekli inceleme ve soruşturmayı yaparak Bölge Müdürlüğü'ne bildirilmesi istenildiği, bu suretle de ilgili idarece soruşturmaya başlanılması yönündeki iradenin anılan bildirim ile ortaya konulmuş olduğu anlaşıldığından, bu tarihten itibaren soruşturmaya başlanıldığının kabulü gerektiği, bu nedenlerle de olayda süresi içerisinde soruşturmaya başlanıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararda hukuka uygunluk görülmemekle birlikte, Mahkemece dava konusu disiplin cezasına ilişkin başkaca usule yönelik bir hukuka aykırılığın bulunup bulunmadığı ve fiilin sübuta erip ermediği yönünden bir değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüyle istinafa konu mahkeme kararının kaldırılmasına, dava dosyasının 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 09/03/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)