(2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, davacının 2012 hesap ve işlemlerinin sermaye azaltımı yönünden incelenmesin neticesinde hakkında düzenlenen 20.09.2017 tarih ve 2017-A-4633/8 Sayılı vergi tekniği raporu esas alınarak düzenlenen 20.09.2017 tarih ve 2017-A-4633/10 Sayılı vergi inceleme raporuna istinaden, bir kısım enflasyon olumlu düzeltme farkı, diğer sermaye yedekleri ve geçmiş yıl karlarının sermaye azaltımında kullanıldığının ve bu suretle dağıtılan kar payları nedeniyle stopaj yapılmadığının tespit edildiğinden bahisle davacı adına cezalı olarak tarh edilen 2012/4 dönemine ilişkin stopaj gelir vergisini ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, "...olayda, davacı şirketin sermaye azaltımı yoluna gittiği, daha önce sermayeye ilave ettiği tutarın belli bir kısmını işletmeden çekmesi üzerine, hakkında vergi incelemesi yapılarak cezalı tarhiyatların yapıldığı, 6111 Sayılı Kanun kapsamında vergiden istisna edilerek sermayeye ilave edilerek, kayda alınan emtia karşılıkları, hesabında yer alan tutarın daha sonra ortaklara dağıtılması halinde vergilendirilmeyeceği hususunun aynı Kanunda açıkça yer aldığı, sermaye azaltımı işlemi yapılırken, azaltımın, öncelikle ve sırasıyla, sermayeye ilave edilmiş enflasyon düzeltme olumlu farkları hesabı, diğer sermaye yedekleri hesabı ve geçmiş yıl karları hesabında yer alan tutarlardan yapılacağına ilişkin vergi kanunlarında bir hüküm bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk bulunmadığı..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 15/11/2018 tarih ve E:2018/455, K:2018/2945 Sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacının 2012 hesap ve işlemlerinin sermaye azaltımı yönünden vergi inceleme elemanı tarafından incelenerek 20.09.2017 tarih ve 2017-A-4633/8 Sayılı vergi tekniği raporu ve 20.09.2017 tarih ve 2017-A-4633/10 Sayılı vergi inleme raporunun düzenlendiği, ilgili raporlarda, davacının sermaye azaltımının, öncelikle, üzerinden vergi hesaplanması gereken, sermayeye ilave edilmiş enflasyon düzeltme olumlu farkları hesabı, diğer sermaye yedekleri hesabı ve geçmiş yıl karları hesabında yer alan tutarlardan yapıldığının kabulünün vergilendirme tekniği ve vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti gereği olduğu, ancak, davacı tarafından, sermaye azaltımı nedeniyle herhangi bir vergi hesaplaması yapılmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacı adına cezalı tarhiyatın yapıldığı, yapılan işlemlerin yerinde ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesi uyarınca, istinaf başvurusunun reddine, başvuru aşamasında yapılan 25,20-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının hükmün kesinleşmesinden sonra Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 05/09/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)